Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (EDMİB), Kurban Bayramı öncesinde kurbanlık hayvan derilerinin ekonomiye kazandırılması için çağrıda bulundu. Ege İhracatçı Birlikleri’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan EDMİB Başkanı Halil Gündoğdu, yanlış deri yüzümü ve muhafaza yöntemleri nedeniyle büyük ekonomik kayıp yaşandığını söyledi. Gündoğdu, son yıllarda Kurban Bayramı döneminde yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba olduğunu belirterek, bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebileceğini ifade etti.
“Deri sektörü döngüsel ekonominin parçası”
Deri sektörünün yalnızca üretim değil, sürdürülebilir ekonomi açısından da kritik rol üstlendiğini vurgulayan Halil Gündoğdu, hayvanların deri için değil gıda amacıyla kesildiğini, yan ürünlerin ise ekonomiye kazandırıldığını söyledi. Jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi hammadde kaybı yaşandığını belirterek, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının deri toplama süreçlerinde daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini kaydetti. Kurban derilerinin korunması için koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuz kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini belirten Gündoğdu, kesim yapacak kasaplara yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının önemine dikkat çekti.
EDMİB yeni dönem yol haritasını açıkladı
Toplantıda sektörün 2026-2030 dönemine ilişkin ihracat stratejileri de paylaşıldı. Halil Gündoğdu, sektörün ihracat kapasitesini artırmak amacıyla uluslararası fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarının sürdürüleceğini açıkladı. EDMİB’in, 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde düzenlenecek Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 35 firmayla katılacağı belirtildi. Ayrıca 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde ikinci Atina Sektörel Ticaret Heyeti organizasyonunun gerçekleştirileceği ifade edildi. Kanada ve ABD’ye yönelik yeni ticaret heyetleri planlandığını açıklayan Gündoğdu, 2027 yılında MIPEL Saraciye Fuarı’na üçüncü kez milli katılım organizasyonu yapılacağını duyurdu.
“İhracat daha geniş tabana yayılmalı”
Sektörde ihracatın büyük bölümünün sınırlı sayıdaki firma tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çeken Gündoğdu, sürdürülebilir büyüme için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda saha ziyaretleri ve üye toplantılarının başlatıldığını belirterek firmalardan gelecek talepler doğrultusunda eğitim, kümelenme ve fuar çalışmalarının şekillendirileceğini kaydetti.
Deri OSB Projesi gündemde
İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör açısından stratejik önem taşıdığını belirten Gündoğdu, projenin sürdürülebilir üretim altyapısına katkı sağlayacağını ifade etti. Modern organize sanayi bölgesinin istihdamı artıracağını ve sektörün çevreci üretim vizyonunu güçlendireceğini kaydederek, projenin İzmir’in sürdürülebilir üretim imajına da katkı sunacağını söyledi.
Finansman ve döviz desteği talebi
Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğunu vurgulayan Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında ihracat değerinin Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğunu dile getirdi. Yüksek üretim maliyetleri ve finansman ihtiyacına dikkat çekerek, ihracatçıların rekabet gücünü koruyabilmesi için Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği prim oranının yüzde 10’a çıkarılması gerektiğini aktardı.
“Türkiye güçlü alternatif haline geldi”
Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Erhan Onay ise küresel lojistik maliyetler ve tedarik zinciri kırılmaları nedeniyle Türkiye’nin dünya markaları için yeniden güçlü bir üretim alternatifi haline geldiğini söyledi. Ayakkabı yan sanayisinde uygulanan korumacı vergilerin rekabet gücünü zayıflattığını belirten Onay, üreticilerin hammaddelere dünya fiyatlarıyla erişebilmesi gerektiğini paylaştı.
“Sürdürülebilirlik önceliğimiz”
Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Gizem Dönmez Gürkan de sektörün sürdürülebilirlik hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Derinin çevreyi kirleten bir materyal olduğu yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını belirterek, sektörün yeşil dönüşüm için önemli adımlar attığını söyledi. Uluslararası pazarlarda sosyal uygunluk ve çevre sertifikalarının giderek daha önemli hale geldiğini kaydeden Gürkan, firmaların sürdürülebilir üretim süreçlerine hızla uyum sağladığını sözlerine ekledi.





