İzmir’de semt pazarları artık yalnızca mevsimin bereketini değil, derinleşen ekonomik krizin gündelik hayata nasıl sirayet ettiğini de gösteriyor. Bir zamanlar fileleri dolduran alışverişler yerini hesaplı, ölçülü ve çoğu zaman eksik kalan alımlara bıraktı. Bunun en somut göstergesi ise daha önce bütün olarak satılan meyve ve sebzelerin artık dilim, parça ya da adetle tezgâhlarda yer alması. Artan enflasyon, yükselen girdi maliyetleri ve alım gücündeki keskin düşüş, hem pazarcıyı, hem de yurttaşı yeni bir alışveriş pratiğine zorladı. Karpuz ve kavun gibi yaz meyveleri dilimle satılırken; lahana, karnabahar ve marul yarım ya da çeyrek parçalara bölünüyor. Kabak, patlıcan, salatalık ve biber gibi temel sebzeler ise kilo hesabından çıkıp tek tek alınır hale geliyor. Yeşillikler dahi artık tam bağ değil; yarım bağ, birkaç dal ya da küçük poşetlerle satılıyor. Pazarcılar açısından da tablo farklı değil. Ürünlerin tamamını satabilmek, ziyanı azaltmak ve müşteri kaybetmemek için parça satış artık bir zorunluluk haline gelmiş durumda.

‘Miktarı azalttı’
Son dönemde artan gıda fiyatları, pazarlardaki gerçeği daha da görünür hale getirdiğini aktaran İzmir Pazarcılar Odası Başkanı Hamdin Erişen, “Vatandaşın alım gücündeki düşüş, hem tezgâhların hem de alışveriş alışkanlıklarının hızla değişmesine yol açıyor. Özellikle sebze fiyatlarındaki dalgalanma, sahadaki belirsizliği büyütüyor. Pazara gitmeyen vatandaşın bile kulağı fiyatlarda. Özellikle temel sebzelerde fiyatların hâlâ yüksek seyretmesi hem tüketiciyi hem esnafı zorluyor. ‘Artık biz de anlamıyoruz’ diyen pazarcılar, maliyetlerin sürekli değiştiğini, fiyat belirlemenin zorlaştığını ve çoğu zaman satış yapsalar bile kâr edemediklerini söylüyor. Vatandaşın artık kilogramla değil, yarım kilo hatta taneyle alışveriş yapmak zorunda kalıyor. ‘Bir kilo fazla gelir’ düşüncesi yerini ‘yarım kilo yeter’ anlayışına bıraktı” ifadelerini kullandı.
‘Gidişat iyi değil’
Bazı ürünlerde ise tane hesabının öne çıktığını aktaran Erişen, “Bu durum, sadece ekonomik sıkışmışlığı değil, aynı zamanda tüketim alışkanlıklarının zorunlu değişimini de gözler önüne seriyor. Pazarların genel yapısında da daralma var. Büyük ve hareketli pazarların dışında kalan birçok semt pazarında tezgâhların yarısı boş, müşteri trafiği ciddi şekilde azaldı. Bunun en önemli nedeni, vatandaşın cebinde nakit olmaması. Alışverişin önemli kısmı kartla yapılırken, bu da harcama psikolojisini daha temkinli hale getiriyor. Ürün kalitesi ve dağıtım kanalları fiyatlarda belirleyici olmaya devam ediyor. Birinci sınıf ürünlerin büyük şehirlere ya da farklı pazarlara yönlendirilmesi, yerel pazarlarda hem fiyat hem kalite dengesini etkiliyor. Gidişat iyi görünmüyor. Mevcut şartlarda ayakta kalmak her geçen gün daha da zorlaşıyor” sözlerine yer verdi.

‘1 dilim karpuz’
Türkiye’de 2020’den bu yana etkisini artıran gıda enflasyonunun, pazarlardaki alışveriş alışkanlıklarını değiştirdiğini aktaran Ekonomist Ayhan Bülent Toptaş, “Pandemiyle birlikte küresel ölçekte başlayan fiyat artışları zaman içinde kalıcı hale gelirken, Türkiye’de özellikle son iki yılda gıdaya erişim ciddi sorun alanına dönüştü. Artık vatandaşın mutfağındaki hesap, kilogramla değil; dilimle, taneyle ve gramla yapılır hale geldi. Pazar tezgâhlarında eskiden “bir kilo domates, iki kilo patates” gibi alışverişler sıradan bir pratikken, bugün bu tablo yerini “iki domates ver”, “yarım kilo değil 250 gram yeter” ya da “şu karpuzdan bir dilim kes” taleplerine bıraktı” şeklinde konuştu.
‘Kaçınılmaz hale gelir’
Esnafın da bu dönüşüme uyum sağlamak zorunda kaldığını aktaran Toptaş, “Birçok pazarcı artık ürünlerini dilimleyerek ya da tane hesabıyla satıyor. Bu durum, yalnızca tüketim alışkanlıklarının değil, aynı zamanda alım gücünün de dramatik biçimde gerilediğini ortaya koyuyor. İklim koşullarındaki belirsizlikler, üretim maliyetlerindeki artış ve tarımsal girdi fiyatlarındaki yükseliş bu süreci besleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor. Üretim planlamasından girdi maliyetlerinin kontrolüne, tedarik zincirinin düzenlenmesinden üreticinin desteklenmesine kadar geniş bir alanda atılacak adımların kritik olduğu vurgulanıyor. Aksi halde dilim ve tane ekonomisinin geçici bir dönem değil, kalıcı bir alışkanlık haline gelmesi kaçınılmaz görünüyor” dedi.
İŞTE O ÜRÜNLER
Kavun, karpuz, ananas, papaya dilimle; mango, greyfurt, nar, avokado, muz taneyle; lahana, marul, brokoli, karnabahar parçayla; patlıcan, salatalık, domates, patates, soğan, biber, sarımsak taneyle; maydanoz, dereotu, roka ve nane yarım bağ şeklinde; taze soğan 2-3 dal, ıspanak ise küçük poşetle satılıyor.





