Cumhuriyet Halk Partisi’de yargı kararının ardından başlayan yeni süreç, parti içindeki tartışmaları daha da derinleştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa gelmesiyle birlikte kurultayın yeniden toplanıp toplanmayacağı, TBMM Grup Başkanlığı’nın nasıl şekilleneceği ve olası disiplin süreçleri partinin önündeki temel gündem maddeleri haline geldi.
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, yaşanan gelişmelerin yalnızca genel merkez yönetimiyle sınırlı kalmayacağını, örgütlerden seçmen tabanına kadar uzanabilecek etkiler yaratabileceğini söyledi.
“Beklenmeyen bir tablo ortaya çıktı”
Yargı kararı sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı’na gelmesinin, özellikle 38. Kurultay’dan itibaren genel başkan olan Özgür Özel ve ekibi açısından beklenmeyen bir durum olduğunu vurgulayan Tosun, "Gerçi kamuoyunda ve medyada zaman zaman böyle bir gelişmenin yaşanabileceği dillendiriliyordu. Ancak yine de ‘Bu kadar da olmaz’ şeklinde değerlendirmeler vardı. Sonuç itibarıyla bakıldığında, mahkemenin verdiği kararla Kemal Bey genel başkanlığa atanmış oldu" dedi.

Kurultay tartışması sürüyor
Özgür Özel ve arkadaşlarının sürecin geldiği noktada doğal olarak CHP Tüzüğü'nün 48. maddesini işleme aldırmak istediğini kaydeden Tosun, "Çünkü burada genel başkanın ya da kurultay delegelerinin salt çoğunluğuyla kurultayın yeniden toplanabilmesine ilişkin bir düzenleme bulunuyor. Ancak Kemal Bey ve ekibi, mahkemenin verdiği tedbir kararını gerekçe göstererek buna karşı çıkıyor. Bu tablo, kurultayın ortak uzlaşıyla belirlenemeyeceği anlamına geliyor ve tartışmaların devam edeceğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Yeni kriz başlığı 'grup başkanlığı'
Grup başkanlığı meselesinin de sürüncemede olduğunu söyleyen Tosun, “Bir diğer tartışma konusu ise grup başkanlığı meselesi. Cumhuriyet Halk Partisi Tüzüğü’nde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nde grup başkanının milletvekilleri tarafından seçileceğine ilişkin açık hükümler bulunuyor. CHP’nin iç düzenlemelerinde de bu durum net. Ancak Kemal Bey ve ekibi buna da olumlu yaklaşmıyor. Bu da ayrı bir tartışma başlığı olarak önümüzde duruyor. Dolayısıyla buradan kısa vadede bir uzlaşma çıkması oldukça zor görünüyor" diye konuştu.
Tartışmalar örgütlere yayılabilir
Yaşananların yalnızca CHP’nin yönetici kadroları arasında, yani Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel çevreleri arasında yaşanan bir mesele olmadığını vurgulayan Tosun, "Tartışmalar aşağıya doğru, örgütlere kadar inebilir. Eğer örgüt içinde ciddi bir ayrışma ortaya çıkarsa, bunun sonuçları daha geniş çaplı olabilir. Şu an itibarıyla örgüt üzerinde Özgür Özel’in büyük ölçüde hakim olduğu görülüyor. CHP açısından oldukça sorunlu bir tablo söz konusu. Bu durumun etkileri zamanla seçmene kadar uzanabilir. Nitekim yapılan bazı kamuoyu araştırmalarında, Özgür Özel’in yeni bir parti kurması halinde desteğin önemli ölçüde onun tarafında olduğu görülüyor" dedi.
İhraç süreci kolay değil
“Diğer yandan ihraç mekanizmasının işletilmesine ilişkin tartışmaları da izliyoruz. Ancak bu da çok kolay bir süreç değil. Özellikle milletvekilleri açısından CHP Tüzüğü’ne göre Yüksek Disiplin Kurulu’nun ihraç sürecini işletebilmesi için önce Parti Meclisi’nin onayı gerekiyor. Büyükşehir belediye başkanları için de benzer bir süreç söz konusu" diyen Tosun, "il ve ilçe yöneticilerinde ise süreç biraz farklı işliyor. Bu durumda MYK onayının ardından Yüksek Disiplin Kurulu devreye girebiliyor. Bu nedenle ihraç tartışmalarının da önümüzdeki günlerde CHP’nin gündeminde önemli bir yer tutacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Gözler grup toplantısında
Grup toplantısına Özgür Özel'in başkanlık edeceği hususunda Özel'in oldukça net bir tutum sergilediğinin altını çizen Tosun, "TBMM Başkanı da konunun CHP’nin iç meselesi olduğunu ve partinin bunu kendi içinde çözmesi gerektiğini ifade etti. Hatta bu konuda partiye resmi bir yazı gönderilebileceği de konuşuluyor. Dolayısıyla CHP içinde çözülmesi gereken üç-dört temel mesele bulunuyor. Şu aşamada ise gelişmeleri izlemekle yetiniyoruz" diye konuştu.




