Emekliler için hem mutfak hem cüzdan gün geçtikçe daha fazla daralıyor. Eskiden en mütevazi sofraların ‘kolayca hazırlanan’ klasiği sayılan menemen bile artık bütçeyi yoruyor. Yapılan hesaplamalara göre evde hazırlanan iki yumurtalı bir menemenin maliyeti, kullanılan ürünlere göre 120 ila 130 TL arasında değişiyor. Menemenin maliyetini belirleyen kalemler incelendiğinde, ortalama bir tarifte kullanılan domates yaklaşık 45 TL, son dönemde fiyatı en hızlı artan ürünlerden biri olan biber 30 ila 50 TL, soğan ise 2-3 TL seviyesinde hesaplanıyor. İki yumurtanın maliyeti 20 TL, ekmek ise yaklaşık 15 TL olarak ekleniyor. Yemeğin yalnızca malzemeleri değil, pişirme süreci de maliyete yansıyor. Böylece menemenin toplam maliyeti 110 TL’nin üzerine çıkıyor. Günde üç öğün tüketildiğinde günlük maliyeti 360–390 TL’ye, aylık karşılığı ise 10 bin TL’nin üzerine çıkıyor. Bu rakam, en düşük emekli maaşının yaklaşık yarısının yemeğe gittiğini gösteriyor.

Özellikle sebze fiyatlarındaki dalgalanma bu maliyetin her geçen gün değişmesine neden olurken, biberde yaşanan sert artış dikkat çekiyor. Domates fiyatlarının geniş bir aralıkta seyretmesi de mutfak hesabını zorlaştırıyor. Ortaya çıkan bu durum, emekliler başta olmak üzere dar gelirli kesim için en temel yemeklerin bile artık ciddi bir bütçe gerektirdiğini gösteriyor.

Sabahattin Yeşiltepe-1

‘Menemen de lüks’

Özellikle gıda fiyatlarındaki artışın, emeklilerin günlük yaşamını doğrudan etkilediğini belirten DİSK Emekli-Sen eski Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe, “Enflasyon karşısında emeklinin geliri gün geçtikçe eriyor, gün geçtikçe yoksullaşma artıyor. Eskiden ‘idare eder’ denilen en basit yemekler bile artık hesaplanarak yapılıyor. Sofra küçülüyor, çeşit azalıyor, porsiyonlar daralıyor. Emekliler artık canlarının çektiğini değil, maaşımızın izin verdiğini yiyoruz. Bu durum yalnızca fiziksel bir yoksunluk yaratmıyor; aynı zamanda psikolojik bir yıpranmayı da beraberinde getiriyor. Sürekli hesap yapmak, eksiltmek, ertelemek insanın iç huzurunu da tüketiyor. Eskiden menemen denildi mi akla en pratik, en hesaplı yemek olduğu gelirdi. Sabah kahvaltısında da olurdu, akşam yorgun gelince de hemen yapılırdı. Şimdi pazara çıkıldığında domates, biber almadan önce fiyatına bakıyorum, sonra geri bırakıyoruk” dedi.

‘Faturalar ne olacak?’

Sivribiberin özellikle son günlerde 350 liraya yaklaştığını belirten Yeşiltepe, “Önceden “biberi biraz fazla koyalım, lezzet artsın” derdik, şimdi tane hesabı yapıyoruz. İki yumurta kırıp sofraya koyduğumuz o basit yemek, artık lüks olmaya başladı. Bizim maaş belli, artışı belli ama fiyatların ne olacağı hiç belli değil. Dün aldığını bugün aynı fiyata bulamıyorsun. Menemen dediğin şeyin içinde et yok, tavuk yok, özel bir malzeme yok; ama buna rağmen bir öğünü 100 lirayı geçiyor. Günde 3 öğün bunu yesen ay sonunda maaşın yarısı sadece tek bir yemeğe gidiyor. Geriye kalanla kira mı ödeyeceksin, fatura mı yatıracaksın, ilaç mı alacaksın” sözlerine yer verdi. Önceden “en kötü menemen yaparız, doyarız” diye bir güven olduğunu aktaran Yeşiltepe, “Torunlar geldiğinde içimizden eskisi gibi bol bol yapmak geliyor ama elimiz gitmiyor. Mesele sadece menemen değil aslında. Mesele, en basit yemeğin bile ulaşılması zor hale gelmesi. İnsanın canı çektiği için değil, mecbur olduğu için aynı şeyi yemesi ama onu bile zor karşılaması. Doymak sadece karın meselesi değil; insanın içi de doymuyor, huzuru da kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Hamdinbeyler

Ürün azaldı, fiyat 350 TL’ye çıktı

Pazarda en çok konuşulan ürünlerin başında sivri biberin geldiğini belirten İzmir Pazarcılar Odası Başkanı Hamdin Erişen ise, “Kısa süre önce 200–250 TL bandında olan fiyatlar, bugün 300–350 TL seviyelerine kadar çıkmış durumda. Tezgâh başında bu artışın nedeni üretimin az olması ve maliyet kalemleri oluyor. Antalya’da yaşanan don olayları, bazı bölgelerdeki su baskınları ve ürün kaybı, piyasaya giren biber miktarını ciddi şekilde düşürmüş. Ürün azaldıkça fiyat da hızla yukarı tırmanmış. Üretimdeki düşüş tek başına yeterli olmuyor; tarladan hale, halden pazara uzanan süreçte eklenen maliyetler de fiyatı katlıyor. Nakliye, komisyon ve diğer giderler eklendikçe etiketler daha da yükseliyor. Tezgâha gelene kadar zaten pahalanan ürün, pazarda son halini alıyor” şeklinde konuştu. Fiyatların yükselmesiyle birlikte talebin de gözle görülür şekilde düştüğünü aktaran Erişen, “Vatandaş artık biberi kiloyla değil, sadece yemekte olsun diyerek az miktarda alıyor. 300 lirayı aşan bir ürün karşısında çoğu kişi ya hiç almıyor ya da minimum seviyede alıp geçiyor. Tezgâhlarda ürün var ama alım gücü aynı oranda yok. Şu an için biber, menemenin içindeki en pahalı malzeme haline geldi” dedi.

Kaynak: Filiz Erol