İstanbul’da çalışmalarını sürdüren kukla ve gölge oyunu sanatçısı Cengiz Samsun, yaklaşık çeyrek asırdır Karagöz ve Hacivat geleneğini günümüz diliyle yorumlayarak yeni kuşaklara aktarıyor. Kendi yazdığı metinler, el emeğiyle hazırladığı tasvirler ve sahnelediği oyunlarla geleneksel Türk tiyatrosunu çağın anlatım biçimleriyle buluşturan Samsun, gölge oyununun yalnızca geçmişe ait bir sanat olmadığını göstermeyi amaçlıyor.

Hatay’dan 1997 yılında oyuncu olmak amacıyla İstanbul’a gelen Samsun, tiyatro kariyerine Erkan Yücel Halk Tiyatrosu’nda başladı. Oyunculuk yaptığı dönemde merak duymasıyla tanıştığı kukla ve gölge oyunu ise zamanla sanat hayatının merkezine yerleşti. Aynı yıl Karagöz ve Hacivat geleneğine ilgi duymaya başlayan Samsun, bu alanda kendini geliştirmek için kukla sanatçısı Ahmet Karakman ile usta-çırak ilişkisi içinde çalışarak gölge oyununu öğrendi.

Aradan geçen yıllarda birçok özel tiyatroda oyuncu olarak sahneye çıkan Samsun, zamanla önceliğini tamamen gölge oyunu ve kukla sanatına verdi. İstanbul Beyoğlu’ndaki atölyesinde çalışmalarını sürdüren sanatçı, hem Karagöz-Hacivat gösterileri sahneliyor hem de farklı tarzlarda el yapımı kuklalar üretiyor.

Kuklaların tasarımından üretimine, oyun metinlerinin yazımından sahnelemesine kadar sürecin tamamını kendisi üstlenen Samsun, Karagöz geleneğini günümüz anlatımıyla yeniden yorumluyor. Geleneksel kalıpları korurken çağın dilini ve mizah anlayışını metinlerine yansıtan sanatçı, bu sayede hem çocuklara hem yetişkinlere hitap eden gösteriler hazırlıyor.

Samsun, yalnızca sahne çalışmalarıyla değil eğitim faaliyetleriyle de gölge oyununun yaşatılmasına katkı sağlıyor. Farklı üniversitelerde ve kurumlarda misafir sanatçı olarak dersler veren Samsun, 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” olarak seçildi.

Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli festivallere katılan sanatçı, klasik Karagöz oyunlarının yanı sıra kendi yazdığı özgün metinleri de perdeye taşıyor. “Karagöz Dinozor Diyarında”, “Karagöz’ün Organları”, “Karagöz’ün Deniz Rüyası” ve “Musa Ağacı” adlı oyunları bu çalışmalar arasında yer alıyor.

Cengiz Samsun’a göre Karagöz ve Hacivat yalnızca bir gösteri değil, birçok sanat dalını bir araya getiren bütünlüklü bir üretim süreci. Tasarım, çizim, müzik ve anlatının aynı anda yer aldığı bu sanatın kendisi için çok doyurucu olduğunu belirten Samsun, gölge oyununda sanatçının her aşamada aktif rol üstlendiğini ifade ediyor.

Türkiye’de kukla ve gölge oyunu sanatçı sayısının sınırlı olduğunu söyleyen Samsun, bunun el emeği ve ustalık gerektiren sanatlarda sık rastlanan bir durum olduğunu dile getiriyor. Ona göre özellikle hem kuklaları üreten hem oyunları yazan hem de sahneleyen sanatçı sayısı oldukça az.

Karagöz sanatının akademik düzeyde daha fazla ele alınması gerektiğini düşünen Samsun, güzel sanatlar fakültelerinde bu alana özel bölümlerin açılmasının önemli olduğunu vurguluyor. Üniversitelerde zaman zaman misafir sanatçı olarak verilen derslerin tek başına yeterli olmadığını belirten Samsun, bu sanatın araştırma ve eğitim boyutunun güçlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Son yıllarda Karagöz ve Hacivat gösterilerine ilginin arttığını da söyleyen sanatçı, bugün ulaştığı seyirci ilgisinin geçmiş yıllara kıyasla daha yüksek olduğunu dile getiriyor. Ona göre bu durum, toplumda yerel ve kültürel değerlere yönelik artan merakla bağlantılı. İnternet ve iletişim olanaklarının artmasıyla geleneksel sanatların değerinin daha görünür hale geldiğini belirten Samsun, icracıların çoğalmasının da bu tanınırlığı artırdığını ifade ediyor.

Karagöz geleneğinin tarih boyunca bulunduğu döneme uyum sağlayarak geliştiğini söyleyen Samsun, gölge oyununun değişen toplum yapısına göre dilini, mizahını ve hikâyelerini yenilediğini anlatıyor. İyi bir ustanın geçmişi bilmesi gerektiğini ancak metinleri bugünün diliyle yeniden kurmasının doğal bir süreç olduğunu dile getiriyor.

Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Karagöz ve Hacivat gösterilerine ilginin arttığını belirten Samsun, Osmanlı döneminde gölge oyununun toplumun en yaygın eğlencelerinden biri olduğunu hatırlatıyor. Özellikle ramazan gecelerinde sahura kadar süren gösterilerle insanların vakit geçirdiğini ifade eden sanatçı, zaman içinde bu geleneğin yalnızca ramazanla anılır hale geldiğini söylüyor.

Samsun’a göre bu algı Karagöz sanatını sınırlayan yanlış bir yaklaşım. Karagöz ve Hacivat’ın sadece çocuk tiyatrosu ya da ramazan eğlencesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten sanatçı, gölge oyununun yetişkinlere de hitap eden, yılın her döneminde sahnelenebilen bir halk tiyatrosu geleneği olduğunu vurguluyor. Bu anlayışla çalışmalarını sürdüren Samsun, Karagöz’ü çağın diliyle yorumlayarak kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

Kaynak: AA