Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı sınırları içinde lav tünellerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar genişleyerek sürüyor. Türkiye’nin UNESCO sertifikalı tek jeoparkı olma özelliğini taşıyan bölge, hem bilimsel araştırmalar hem de doğa turizmi açısından dikkat çekici bir potansiyele sahip.
Antik coğrafyacı Strabon’un “Yanık Ülke” olarak tanımladığı bu alan, volkanik konileri, geniş lav akıntıları, bazalt sütunları ve yer yer peri bacalarını andıran oluşumlarıyla jeolojik çeşitliliğin yoğun şekilde gözlemlenebildiği nadir sahalardan biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 80 volkan konisinin yer aldığı sahada, bilim insanlarına göre son volkanik aktivite yaklaşık 12 bin yıl önce gerçekleşti.
Jeoparkta yürütülen güncel çalışmaların odağında ise lav tünelleri bulunuyor. Bu doğal yapılar, yüzeye çıkan lavın üst kısmının hızla soğuyarak kabuk oluşturması, iç kısımdaki akışkan lavın ise hareketini sürdürmesi sonucu meydana geliyor. İçteki lavın tamamen boşalmasının ardından geriye, yer altından ilerleyen tünel benzeri boşluklar kalıyor.
Jeopark Koordinatörü Prof. Dr. Tuncer Demir’in aktardığına göre, bölgede lav tünellerine ilişkin araştırma ve envanter çalışmaları yaklaşık beş yıldır devam ediyor. Şu ana kadar tespit edilen beş lav tüneline yenilerinin eklenmesi hedeflenirken, mevcut tünellerin uzunluk ve yapısal özelliklerinin detaylı biçimde ölçülmesi için de saha çalışmaları yürütülüyor. Bu kapsamda araştırma alanı giderek genişletiliyor.
Jeopark Müzesi görevlisi Sezin Sönmez ise bölgede çok sayıda lav tüneli bulunabileceğine dikkat çekerek, oluşum sürecini şöyle açıklıyor: Lav akışı sırasında yüzey hızla katılaşırken, iç kısım daha akışkan kalıyor ve ilerlemeye devam ediyor. Bu süreç, zamanla doğal tünel sistemlerinin oluşmasına zemin hazırlıyor. Sönmez, yeni tünellerin tespitine yönelik çalışmaların halen aktif şekilde sürdüğünü belirtiyor.
Öte yandan jeopark girişinde hizmete açılan tanıtım merkezi, ziyaretçilere bölgenin jeolojik geçmişini daha sistematik biçimde sunmayı amaçlıyor. Merkezde dünyanın oluşumu, volkanizma süreçleri, lav akıntılarının dinamikleri ile Kula ve çevresinin tarihine ilişkin bilgiler yer alıyor. Yetkililer, bu alanın jeoparkın küçük ölçekli bir modeli gibi kurgulandığını ifade ediyor.
Bölgeyi ziyaret edenler ise jeoparkın sunduğu doğal atmosferin etkileyici olduğuna dikkat çekiyor. Ziyaretçiler, özellikle lav akıntılarının oluşturduğu geniş bazalt alanların ve volkanik yapıların yerinde gözlemlenmesinin farklı bir deneyim sunduğunu dile getiriyor.
Bilimsel açıdan “açık hava laboratuvarı” niteliği taşıyan Kula-Salihli Jeoparkı’nda yürütülen lav tüneli araştırmalarının, hem yer bilimleri literatürüne katkı sağlaması hem de bölgenin jeoturizm potansiyelini artırması bekleniyor.





