Atlas Okyanusu’nda seyir halindeki bir yolcu gemisinde görülen hantavirüs vakaları ve peş peşe gelen ölüm haberleri dünya kamuoyunda endişe yaratırken, gözler Türkiye’deki olası risklere çevrildi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) paylaştığı son verilere göre Güney Amerika kıyılarından ayrılan bir tur gemisinde toplam 8 hantavirüs vakası tespit edildi, bu kişilerden 3’ü hayatını kaybetti. Vakaların, yolcuların gemiye binmeden önce katıldığı doğa gezisinde virüs taşıyan kemirgenlerle temas sonucu ortaya çıktığı değerlendiriliyor. Yaşanan gelişmeler sonrası sosyal medyada “yeni pandemi” tartışmaları gündeme gelirken, uzmanlar ise paniğe değil bilimsel verilere dikkat çekiyor.

Hantavirus Turkiye Icin Risk Mi Uzmanlar Yeni Pandemi Tehdidi Hakkinda Uyariyor (2)

“Andes” tipi virüs

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İ. Mehmet Ali Öktem, kamuoyunda tartışılan hantavirüs vakalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, söz konusu virüsün doğadaki bazı fare ve benzeri kemirgenlerin idrar, dışkı ve salyalarıyla çevreye yayıldığını belirtti. İnsanların bu atıklarla kirlenmiş tozları soluyarak ya da kemirgenlerle doğrudan temas ederek enfekte olabildiğini aktaran Öktem, gemide görülen virüs türünün “Andes” tipi olduğunu ve bu türün diğer hantavirüslerden farklı olarak nadiren de olsa insandan insana yakın temasla bulaşabildiğini ifade etti. Ancak bunun koronavirüs benzeri hızlı bir yayılım anlamına gelmediğini vurgulayan Öktem, gemide gerekli karantina önlemlerinin alındığını ve şu an için Türkiye açısından doğrudan bir tehdit bulunmadığını kaydetti.

Türkiye’de şimdiye kadar yapılan araştırmalarda üç ayrı hantavirüs türünün bilimsel olarak tespit edildiğini ancak salgına neden olan Andes virüsünün ülkemizde görülmediğini belirten Öktem, Dokuz Eylül Üniversitesi’nin de içinde yer aldığı saha çalışmalarında dünyada ilk kez Türkiye’de saptanan bir hantavirüs türüne “Igneada” adının verildiğini söyledi. Sağlık otoriteleri ile bilim insanlarının süreci yakından takip ettiğini ifade eden Öktem, vatandaşların kaynağı belirsiz sosyal medya paylaşımları yerine resmi açıklamaları dikkate alması gerektiğini dile getirdi.

Hantavirus Turkiye Icin Risk Mi Uzmanlar Yeni Pandemi Tehdidi Hakkinda Uyariyor 1024X768

Çok yakın ve uzun temas

Tıbbi Mikrobiyoloji Uzmanı Fahri Yüce Ayhan da hantavirüslerin insanlara kemirici ve böcekçil küçük memeliler aracılığıyla bulaşan enfeksiyon etkenleri olduğunu belirterek, farklı coğrafyalarda farklı hantavirüs türlerinin görülebildiğini söyledi. Virüsün insanlara bulaşında kemiricilerin idrar ve salya gibi salgılarıyla temasın öne çıktığını kaydeden Ayhan, insandan insana bulaşmanın ise özellikle enfeksiyonun ilk evresinde hasta kişiyle çok yakın ve uzun süreli temas halinde mümkün olabildiğini ifade etti. Gündelik yaşamda kısa süreli karşılaşmaların bu açıdan risk oluşturmadığını belirten Ayhan, virüsle temastan yaklaşık bir hafta sonra, bazı vakalarda ise 1 ila 8 hafta arasında belirtilerin ortaya çıkabildiğini aktardı.

Ölüm oranı yüzde 50

Ayhan, hantavirüs enfeksiyonlarının başlangıcında ateş, baş ağrısı, bulantı ve kas ağrısı gibi influenza ve COVID-19 benzeri özgül olmayan belirtiler görüldüğünü, virüs türüne göre kanamalı böbrek hastalığı ya da kalp-akciğer hastalığının gelişebildiğini söyledi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Asya ve Avrupa’da hantavirüs enfeksiyonlarında ölüm oranlarının yüzde 1 ila 15 arasında değiştiğini belirten Ayhan, Amerika kıtasındaki Andes türünde ise ölüm oranının yüzde 50’ye kadar çıkabildiğine dikkat çekti.

Türkiye’de ilk hantavirüs salgınının 2009 yılında Zonguldak-Bartın bölgesinde saptandığını hatırlatan Ayhan, o tarihten bu yana Türkiye’de kemirici türleri üzerinde çok sayıda saha çalışması yürütüldüğünü ifade etti. Hantavirüsten korunmak için yaban hayata saygılı olunması gerektiğini vurgulayan Ayhan, kemirgenlerin yaşam alanlarıyla temastan kaçınılması, yaşam alanlarında temizlik ve havalandırma önlemlerinin alınması, gıda güvenliği kurallarına uyulması ve toplu yaşam alanlarında maske, mesafe ve hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesinin önem taşıdığını söyledi.

Muhabir: DİLEK ÇAKIR DURAK