Türkiye’de eczanelerde giderek derinleşen ‘ilaçların bulunamaması’ sorunu, hastaların tedaviye erişimini zorlaştırıyor. İlaçta 1 euronun 25,33 liraya eşitlenmesi nedeniyle ilaç üreticileri Türkiye’ye ilaç vermekte isteksiz davranıyor. Diğer yandan düşük kamu iskontosu ve ilaç fiyatlandırma politikaları nedeniyle çok sayıda ithal ve yerli ilacın piyasaya sunulamaması; özellikle kronik hastalar, çocuklar ve kanser tedavisi gören yurttaşları alternatif arayışlara itiyor. Eczaneler hastalarına ‘yok’ yanıtı vermek zorunda kalırken, hastalar da kendilerine reçete edilen ilacı günlerce farklı eczaneleri gezerek arıyor.

‘Sürdürülebilir değil’
Son dönemde ilaç fiyatlarına artış yapılmasına rağmen eczanelerde birçok hayati ilacın hâlâ bulunamamasının temel nedenlerine dikkat çeken World Shine Pharma İlaç Şirketi’nin Genel Müdürü Efecan Çubukçuoğlu, “Mevcut sistem hem üreticiyi hem eczacıyı hem de hastayı çıkmaza sürüklüyor. İlaç sektörü yıllardır baskılanan euro kuru, artan enflasyon ve sürdürülemez indirim politikaları altında faaliyet göstermeye çalışıyor. Enflasyon artıyor, ilaç fiyatları yerinde sayıyor. İlaç fiyatlarının belirlenmesinde esas alınan euro kuru uzun süredir piyasa gerçeklerinden kopuk oluyor. Türkiye’de enflasyon her geçen gün artarken, ilaç fiyatları düşük tutulmaya çalışılıyor. Euro kuru baskılanıyor ama üreticinin hammaddesi, ambalajı, enerjisi, lojistiği euro bazlı. Bu tablo sürdürülebilir değil. Yapılan zamlar kâğıt üzerinde var, sahada karşılığı yok” ifadelerini kullandı.
‘Bedelini hasta ödüyor’
İlaç üreticilerinin kamu kurum indirimlerini aşamalı olarak kaldırmasına rağmen, bu yükün hâlâ eczanelerin üzerinde bırakılmasının sektörde ciddi bir adaletsizlik yarattığını ifade eden Çubukçuoğlu, “Üretici tarafında kamu iskontoları kalkmasına rağmen, eczanelerden bu kesintiler yapılmaya devam ediyor. Eczacı ilacı satıyor ama kâr edemiyor. Bu durum eczaneleri ilaca ulaşamaz hale getiriyor, hastayı ise mağdur ediyor. Gerek ilaç firmalarının gerekse eczanelerin operasyonel maliyetleri son yıllarda ciddi şekilde arttı. Euro kurunun yalnızca yüzde 50 oranında dikkate alınması sektörün gerçekleriyle bağdaşmıyor. Personel giderleri, enerji, kira, finansman maliyetleri katlanarak arttı. Buna rağmen euro kuru yarım yamalak yansıtılıyor. Sonuç: üretici üretmek istemiyor, ithalatçı getirmek istemiyor, eczane rafları boş kalıyor” ifadelerini kullandı. Mevcut fiyatlama ve iskonto politikalarının sonunda en büyük bedeli hastaların ödediğini belirten Çubukçuoğlu, ilaç bulunamamasının nedeninin zam yapılmaması değil, sistemin yanlış işlemesinden kaynaklandığına dikkat çekti.

‘İlaç krizleri göreceğiz’
İzmir Eczacı Odası Başkanı F. Savaş Kılıççıoğlu ise şubat ayında ilaç fiyatlarında yüzde 17 oranında zam beklediklerini aktardı. Zam öncesi ilaç üretiminin ve dağıtımının minimuma indirildiğine dikkat çeken Kılıççıoğlu, yeni ilaç krizinin kapıda olduğunu açıkladı. Savaş Kılıççıoğlu açıklamasında, “İlaca şubat ayında yüzde 17 civarında bir zam yapılabileceği konuşuluyor. Bu zamlar senede bir kere yapılıyor. Bu zam yıla bölünmeli. Küçük rakamlarla 5-6’ya bölmeleri gerekiyor. Şubat ayında beklenen zam ile olası yeni ilaç krizlerini göreceğimiz anlamına gelir. Bunun 1,5 ay öncesinde üreticiler ve firmalar ilacı depolarda saklıyor. Eczanelerde ilaç saklanması gibi bir durum yok. Hangi ilacın hangi eczanede olduğunu devlet görüyor. Ancak depolar ve firmalarda bu durum olmadığı için 1-1,5 ay öncesinde ilaç üretimi ve dağıtımı minimuma indiriliyor. İlaç yokları da bu şekilde başlıyor. Ayrıca ilaç yokların sebebi de döviz kurları. Euro’yu devletin 25 lira kabul etmesiyle birçok ilaç ülkeye gelemiyor” şeklinde konuştu.

‘Sıkışmış durumdayız’
İlaç bulunamamasıyla ilgili açıklama yapan Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, bulunamayan ilaçlar için tüm sorumluluğun eczacılara yüklenmesine tepki göstererek, eczanelerde ilaç saklanmadığını ve var olan ilacın hastaya verildiğini belirtti. Saydan, hastalara da çağrıda bulunarak “Bulunamayan ilaç sorunu eczacılardan kaynaklı değil. İlaç yokluklarının temel nedeni; mevcut fiyatlandırma politikasının ekonomik gerçeklerle uyumsuzluğu ve bu nedenle de ilaçların Türkiye pazarına yeterli sayıda arz edilmemesidir. Biz eczane eczacıları olarak kendi birikimimiz olan sermayelerimizle ekonominin, depo ve firmaların, ilacını alıp tedavi olmak isteyen vatandaşlarımızın arasında sıkışmış olarak ilaç ve tedavi hizmeti vermeye çalışıyoruz” dedi.





