Irak’ta 11 Kasım 2025’te yapılan genel seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, yalnızca Bağdat’ın iç siyasetini değil, Ankara’nın güvenlik ve ekonomi ajandasını da doğrudan etkiliyor. Hükümet kurma sürecinde eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin adının yeniden öne çıkması, Türkiye’de temkinli bir diplomatik izleme sürecini beraberinde getirdi. Seçimlerden birinci çıkan mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin liderliğindeki blok, hükümeti kurmak için gerekli çoğunluğu sağlayan Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde yer alıyor. Ancak başbakanlık için Maliki isminin gündeme gelmesi, hem Irak içindeki dengeleri hem de uluslararası aktörlerin pozisyonlarını hareketlendirmiş durumda.
Ankara neden temkinli?
Maliki’nin 2006-2014 yılları arasındaki başbakanlığı döneminde Ankara-Bağdat hattı sert gerilimlere sahne olmuştu. Türkiye’nin Irak’ın kuzeyindeki PKK varlığına karşı yürüttüğü sınır ötesi operasyonlar, Bağdat tarafından “egemenlik ihlali” olarak değerlendirilmiş; karşılıklı açıklamalar diplomatik tansiyonu yükseltmişti. Bugün ise tablo farklı bir noktada. 2022’de göreve gelen Sudani yönetimiyle birlikte Türkiye ile Irak arasında güvenlik alanında kurumsal bir işbirliği zemini oluşturuldu. 2024’te imzalanan güvenlik ve askeri işbirliği mutabakatları, Bağdat’ta kurulan Ortak Güvenlik Koordinasyon Merkezi ve PKK’nın silah bırakma sürecine ilişkin adımlar, Ankara açısından stratejik kazanımlar olarak görülüyor.
Maliki’nin yeniden başbakan olması ve geçmişteki çizgisine dönmesi ihtimali, Ankara’da bu kazanımların sekteye uğrayabileceği yönünde bir risk analizi yapılmasına neden oluyor.
“Terörsüz Türkiye” süreci ve Irak faktörü
Türkiye’nin son dönemde öncelik verdiği “terörsüz Türkiye” yaklaşımı, sahada Irak’la koordinasyonu zorunlu kılıyor. PKK’nın Kandil ve Sincar’daki varlığı, örgütün lojistik ve finansal ağlarının Irak topraklarında konuşlanmış olması, Bağdat ve Erbil’le eşgüdümü kritik hale getiriyor. Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Maliki’nin olası başbakanlığına ilişkin yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Fidan, Türkiye’nin resmi olarak Irak halkının tercihine saygı duyacağını belirtirken, geçmiş dönemde yaşanan sorunların hafızalarda taze olduğunu vurguladı. Bu açıklamalar Bağdat’ta diplomatik hassasiyet yaratırken, Ankara sonrasında “anlam kayması” vurgusuyla tansiyonu düşürmeye çalıştı.
ABD faktörü denklemi değiştiriyor
Irak’taki hükümet arayışı yalnızca Türkiye’yi değil, Washington’u da yakından ilgilendiriyor. ABD Başkanı Donald Trump, Maliki’nin başbakanlığına açıkça karşı çıkarak, böyle bir durumda Irak’a yönelik desteğin kesilebileceği mesajını verdi. Irak ekonomisinin petrol gelirlerinin uluslararası finans mekanizması üzerinden akması ve ABD’nin bu süreçteki belirleyici rolü, Washington’un pozisyonunu Bağdat açısından kritik kılıyor. Bu durum, Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde alternatif isim arayışlarını da hızlandırmış görünüyor.
Türkiye açısından bakıldığında ise ABD’nin Maliki’ye yönelik sert tavrı, Ankara’nın doğrudan pozisyon almak zorunda kalmadan süreci izleme alanını genişletiyor. Ancak nihai karar Bağdat’ta şekillenecek.
Kalkınma Yolu ve ekonomik iş birliği
Irak, Türkiye için yalnızca bir güvenlik başlığı değil; aynı zamanda stratejik bir ticaret ve enerji ortağı. Basra’dan Türkiye sınırına uzanacak Kalkınma Yolu Projesi, Ankara’nın bölgesel lojistik merkez olma vizyonunun önemli bir ayağını oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sudani arasında Şubat ayında yapılan telefon görüşmesinde, ticaret hacminin artırılması ve Kalkınma Yolu’nun hızlandırılması yönündeki irade teyit edildi. Hükümet belirsizliğinin uzaması, bu mega projenin takvimini ve yatırım güvenliğini doğrudan etkileyebilir.
Kürt siyasi dengeleri belirleyici olacak
Irak’ta hükümet kurulabilmesi için önce cumhurbaşkanının seçilmesi gerekiyor. Bu makam geleneksel olarak Kürt partilere bırakılıyor. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki uzlaşmazlık, süreci yavaşlatan bir diğer faktör. Ankara açısından Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile kurulan güvenlik ve enerji temelli işbirliği, merkezi hükümette oluşacak dengeyle doğrudan bağlantılı. Bu nedenle Türkiye, Bağdat-Erbil hattındaki müzakereleri de yakından takip ediyor.
Olası senaryolar
- Sudani devam eder: Güvenlik işbirliği ve ekonomik projelerde süreklilik sağlanır. Ankara açısından en öngörülebilir senaryo.
- Maliki başbakan olur: Güvenlik koordinasyonunda zorluklar yaşanabilir; diplomatik temas yoğunlaşır, ancak mevcut anlaşmaların askıya alınması kısa vadede beklenmez.
- Uzlaşı adayı çıkar: Hem ABD’nin hem İran’ın dengelendiği, Ankara’nın da temkinli destek vereceği bir orta yol formülü oluşabilir.
Stratejik sabır dönemi
Irak’taki hükümet belirsizliği, Türkiye için çok katmanlı bir dosya niteliğinde. Güvenlik, enerji, ticaret ve bölgesel jeopolitik aynı denklemde birleşiyor. Ankara, açık bir müdahil görüntüsü vermeden, sahadaki kazanımların korunmasına odaklanan bir stratejik sabır politikası izliyor. Bağdat’ta kurulacak yeni hükümetin kompozisyonu, Türkiye-Irak ilişkilerinin önümüzdeki dönemde ya kurumsallaşarak derinleşmesini ya da yeniden dalgalı bir seyir izlemesini belirleyecek. Ankara’nın önceliği ise net: Güvenlik işbirliğinin sürdürülebilirliği ve bölgesel projelerin kesintisiz ilerlemesi.





