Rusya’nın 2022’de başlattığı geniş çaplı işgalin ardından ağır askeri ve sivil kayıplar yaşayan Ukrayna, savaşın uzun vadeli demografik etkilerine karşı yeni bir politika adımı attı. Hükümet, cephede görev yapan askerlerin sperm ve kadın askerlerin yumurtalarını ücretsiz olarak dondurmasına imkân tanıyan programı genişletti. Uygulama, hem savaş kaynaklı can kayıplarına karşı önlem hem de düşen doğum oranlarına karşı stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Savaşın görünmeyen cephesi: Nüfus kaybı
Ukrayna, işgal öncesinde de nüfus azalması ve düşük doğum oranlarıyla mücadele ediyordu. Savaşla birlikte tablo daha da ağırlaştı. Cephede hayatını kaybedenlerin büyük bölümünü genç erkekler oluştururken, milyonlarca Ukraynalı – özellikle kadın ve çocuklar – ülkeyi terk etti. Uzmanlara göre, savaşın yalnızca askeri değil, uzun vadeli sosyolojik ve ekonomik sonuçları da olacak.
Hükümetin genişlettiği kriyoprezervasyon (üreme hücresi dondurma) programı, bu tablo karşısında atılmış önleyici bir adım niteliğinde. Cephede görev yapan askerler, devlet desteğiyle genetik materyallerini dondurabiliyor. Hayatını kaybetmeleri halinde, önceden verdikleri yazılı onay doğrultusunda eşleri bu örnekleri kullanarak çocuk sahibi olabilecek.
Yasal çerçeve yeniden düzenlendi
Savaşın ilk dönemlerinde bazı özel klinikler askerlere ücretsiz hizmet sunmaya başlamıştı. 2023’te parlamento devreye girerek uygulamayı yasal zemine oturttu ve kamu finansmanı sağladı. Ancak ilk düzenleme, asker hayatını kaybederse dondurulan örneklerin imha edilmesini öngörüyordu. Bu durum kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Yapılan değişiklikle birlikte, askerlerin dondurulan örnekleri ölüm halinde üç yıl boyunca ücretsiz saklanabilecek. Önceden açık rıza verilmişse eşleri bu örnekleri kullanabilecek. Böylece hukuki belirsizlik büyük ölçüde giderilmiş oldu.
Doğum oranlarında sert düşüş
Kiev’deki üreme sağlığı merkezlerinden alınan verilere göre, savaşın başlamasından bu yana hamilelik başvurularında ciddi düşüş yaşandı. Uzmanlar, sürekli füze tehdidi, enerji kesintileri ve belirsizlik ortamının aile kurma kararlarını ertelediğini belirtiyor.
Psikolojik baskının doğurganlık üzerinde doğrudan etkili olduğu ifade edilirken, birçok kadının antidepresan tedavisi gördüğü belirtiliyor. Uzmanlar, “ertelenmiş hayat sendromu” olarak tanımlanan bir durumun yaygınlaştığını; evlilik ve çocuk planlarının savaş sonrasına bırakıldığını aktarıyor.
Hukuki mücadeleler gündemde
Program, hukuki tartışmaları da beraberinde getirdi. Eşini savaşta kaybeden bazı kadınlar, dondurulmuş embriyoların kullanımı için mahkemeye başvurmak zorunda kaldı. Mahkemelerden çıkan emsal kararlar, devletin düzenlemeleri netleştirmesinde etkili oldu.
Bu davalar, savaşın bireysel hayatlarda yarattığı dramatik sonuçları da gözler önüne serdi. Uzmanlara göre, savaş sonrası dönemde bu tür hukuki ve etik meseleler daha sık gündeme gelebilir.
Katılım beklenen düzeyde değil
Yetkililer programı stratejik bir adım olarak değerlendirse de başvuru sayısının henüz sınırlı olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, askerlerin psikolojik nedenlerle bu konuyu konuşmaktan kaçındığını ifade ediyor. Buna karşın, programın zamanla daha fazla bilinirlik kazanması ve katılımın artması bekleniyor.
Ukrayna için bu uygulama, cephede verilen kayıpları telafi edemese de geleceğe yönelik sembolik ve stratejik bir güvence olarak görülüyor. Savaşın ortasında yürütülen bu politika, ülkenin yalnızca bugünü değil, savaş sonrası toplumsal yapısını da koruma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.





