Orta Doğu’da tırmanan İran merkezli savaşın ekonomik etkileri Türkiye’de hissedilmeye devam ederken, gayrimenkul sektörü de bu dalgadan nasibini aldı. Küresel belirsizlik, yükselen faiz oranları ve yatırımcı tercihlerindeki değişim, konut piyasasında adeta frene basılmasına neden oldu. İzmir açısından durumu değerlendiren Gayrimenkul Uzmanı Deniz Kezer, piyasadaki durgunluğun, savaş nedeniyle yükselen faizlerden kaynaklandığını belirtti.
Kezer’e göre, uzun süredir düşürülmeye çalışılan faizlerin yeniden yükseliş trendine girmesi, konut kredisi piyasasını neredeyse tamamen durdurmuş durumda. “Aylardır düşürülmeye çalışılan faiz yine yukarı yönlü bir eğilim gösterdi. Yani yine konut kredisi yok. Bu yüzden konut fiyatlarında bir değişiklik yaşanmadı. Hatta birçok yatırım enstürmanında da değişiklik yaşanmadı. Dolayısıyla şu anda fiyatları etkileyen bir durum söz konusu değil” sözleriyle mevcut tabloyu özetleyen Kezer, kısa vadede hareket beklemediğini de açıkça dile getirdi.

Deniz Kezer-1

“Savaş bitmeden toparlanma yok”

Küresel ölçekte yaşanan savaşın sadece Türkiye’yi değil, birçok ülkeyi etkilediğine dikkat çeken Kezer, toparlanma sürecinin de uzun olacağını vurguladı. “Gelecek için öngörümüz ise, fiyatlardaki değişim için savaşın bitmesi lazım. Sadece bizim değil, birçok bölgenin de savaşın bitmesiyle toparlanma yoluna girmesi lazım. Bu da örneğin; savaş 2 ay sonra sonlansa, toparlanma 1,5 yılı bulur. Yeniden çok kolay şekilde geriye dönülemeyecek” ifadelerini kullandı.
Ekonomide yaşanan dalgalanmaların siyasi ve küresel gelişmelerle paralel ilerlediğini belirten Kezer, geçmişte yaşanan ekonomik kırılmaları da hatırlatarak mevcut durumu şu sözlerle değerlendirdi:
“Nasıl Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile birlikte ekonomide belli bir takım düzensizlikler yaşandı, faizler yeniden yukarı çıktı. Burada da aynı durum yaşanıyor şu anda.”

“Yüzde 46 faiz varken kim konut alır?”

Yüksek mevduat faizlerinin yatırımcı davranışını doğrudan etkilediğini belirten Kezer, konutun cazibesini kaybettiğini söyledi. “Faizler yine yukarı çıkıyor, insanlar için mevduat yine kıymetli, mevduat kıymetliyken, yüzde 45-46 faiz veren bankalar varken insanlar neden konut tercih etsin ki? İhtiyaç olmadığı sürece konuta bu aralar kimse yatırım yapmıyor” diyerek piyasanın neden durgun olduğunu açıkladı.
Bu durumun sadece satışları değil kiralama piyasasını da etkilediğini belirten Kezer, dikkat çeken bir tablo çizdi:
“Kiralamalarda çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Kiralık evler gitmiyor. İnsanlar nerede oturuyor, parkta mı yatıyor bilmiyorum ama şu anda pek çok noktada kiralık evler boşta bekliyor. Kiralamalar da satılıklar gibi hareketli değil.”

Petrol krizi ve küresel etkiler

İran’daki petrol tesislerine yönelik saldırıların ekonomik etkilerine de değinen Kezer, sürecin uzun vadeli sonuçlar doğuracağını ifade etti. “Savaş nedeniyle İran’ın elindeki petrol tesisleri vurulmuşken, milyarlarca dolarlık büyüklükle ölçülen hasar varken bunları yerine koymak çok uzun süreç alacak ve dünya çok kolay bir şekilde düzelemeyecek” diyen Kezer, bunun küresel ekonomiyi kilitleyeceğini belirtti.
Bu durumun Türkiye’ye yansımasının ise kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Kezer, “Bu yüzden bizim beklediğimiz kolay kolay açılmayacak bir ekonomi ve kolayca satılamayacak gayrimenkuller. Fiyatlar artmayacak” ifadelerini kullandı.

“Alım zamanı ama…”

Tüm bu olumsuz tabloya rağmen mevcut dönemin aslında alım fırsatı sunduğunu belirten Kezer, bunun herkese hitap etmediğini söyledi. “Ben kısa vadede gayrimenkul üzerinde fiyat artışı görebileceğimizi düşünmüyorum. Şu an alım zamanı ama paran varsa alım zamanı. Bunu da insanlara anlatabilmek zor” diyen Kezer, yatırımcı psikolojisinin değiştiğine dikkat çekti. Son dönemde yatırım araçları arasında hızlı geçişler yaşandığını ifade eden Kezer, “İnsanlar kur korumalı dövizden kaçtı altına yatırım yaptı, altından kaçtı şimdi mevduat faizlerine girdi. O insanları konut satın almaya ikna etmek zor” sözleriyle piyasanın geleceğine dair önemli bir ipucu verdi.

Muhabir: Dilek Çakır Durak