Artan enflasyon, yükselen enerji fiyatları ve durağan seyreden döviz kurları tekstil sektörünü her geçen gün daha da zorluyor. Elektrik ve doğal gaz zamlarının üretim maliyetlerini katlamasıyla birlikte, zaten daralan kâr marjları iyice erirken, firmalar ayakta kalabilmek için maliyetin altında üretim yapmaya başladı. Avrupa pazarına çalışan ihracatçıların parite baskısıyla da karşı karşıya kaldığı süreçte, sektörde işten çıkarmalar hız kazanırken, üretimini azaltan ve faaliyetlerini sonlandıran işletmelerin sayısı artıyor. Özellikle İzmir’de de hissedilen bu daralma, sektörün toparlanma beklentisinin aksine daha da derinleştiğine işaret ediyor.

‘Ağır bir yükün altında’
Giderlerinin her geçen gün arttığını vurgulayan Ege Giyim Sanayicileri Derneği’nin (EGSD) Başkanı Yasin Akçakaya, “Zaten zor şartlar altında üretim yapmaya çalışan sektör, bu artışlarla birlikte çok daha ağır bir yükün altına giriyor. Enflasyon karşısında başta enerji, hammadde ve işçilik olmak üzere tüm genel giderler sürekli yükseliyor. Daha önce de birçok kalemde ciddi artışlar yaşanmıştı, şimdi elektrik ve doğal gaz tarafındaki gelişmelerin de maliyetleri yukarı çekmesi kaçınılmaz görünüyor. Bu da üretim yapan firmaların rekabet gücünü zayıflatıyor. Öte yandan kurların uzun süredir istenen seviyeye gelmemesi, ihracatçı açısından ayrı bir baskı oluşturuyor. Kurda beklenen hareketlilik olmayınca, maliyet artışlarını dengelemek de mümkün olmuyor. Tüm bunlar üst üste geldiğinde firmalar her geçen gün biraz daha sıkışıyor. Daha iyi bir döneme girileceği yönünde umut varken, tam tersine şartların ağırlaştığını hissediyoruz” sözlerine yer verdi.
‘Kapanan sayısı artıyor’
Önümüzdeki süreçte işten çıkarmalar ve üretim kısıntılarının kaçınılmaz göründüğünü dile getiren Akçakaya, “Aslında bu süreç çoktan başlamış durumda. Firmalar maliyetleri kontrol altına alabilmek için ilk olarak personel giderlerinde azaltıma gidiyor. Bu da doğrudan iş gücü kaybı anlamına geliyor. Pek çok işletmede çalışan sayısı düşürülüyor, bazı bölümler kapatılıyor ya da üretim kapasitesi bilinçli şekilde azaltılıyor. Bununla birlikte tamamen faaliyetini sonlandıran işletmelerin sayısı da artıyor. Piyasada hemen her gün bir firmanın küçülmeye gittiğini, üretimi durdurduğunu ya da kapandığını duyuyoruz. Ayakta kalabilen firmalar ise çok ciddi bir mücadele veriyor. İzmir özelinde de yaşananlar Türkiye genelinden farklı değil. Kentte de benzer şekilde üretimde yavaşlama, istihdamda gerileme ve firmalar üzerinde artan bir mali baskı söz konusu. İşverenler bir yandan üretimi sürdürmeye çalışırken diğer yandan giderleri kısmak için zor kararlar almak zorunda kalıyor. Firmalar için ayakta kalmak her geçen gün daha fazla çaba gerektiriyor ve önümüzdeki dönemde bu baskının hafiflemesine dair güçlü bir işaret henüz görünmüyor” diye konuştu.

‘Maliyeti karşılamıyor’
Geçmişte olduğu gibi kur artışının maliyetleri dengeleyebilen bir unsur olmaktan çıktığını belirten Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş ise, “Bugün gelinen noktada, döviz kurları aynı hızda yükselmediği sürece artan hiçbir maliyeti karşılamak mümkün olmuyor. Üstelik bu durum sadece giderleri büyütmekle kalmıyor, aynı zamanda müşteri kaybını da beraberinde getiriyor. Sektörde maliyet baskısı birçok işletme için taşınamaz, sürdürülemez bir noktaya ulaştı. Özellikle Avrupa pazarına çalışan firmalar için tablo daha da ağır. Yani sadece içeride artan enerji, işçilik ve hammadde giderleriyle değil, aynı zamanda kur-parite dengesizliğiyle de mücadele ediliyor. Böylesi bir ortamda üreticilerin elinde neredeyse tek bir seçenek var, o da müşteriyi kaybetmemek. Firmalar fiyatlarını maliyetlerin altında belirlemeyi göze alıyor, zararına üretim yapıyor ama pazarını korumaya çalışıyor. Çünkü bir müşteriyi kaybetmenin geri dönüşünün çok daha zor ve maliyetli olduğu biliniyor. Ancak bu stratejinin sürdürülebilir olmadığı da açık” dedi.
‘Dayanmak zorundayız’
Kapanan işletmelerin sayısının sürekli arttığını aktaran Sertbaş, “Sadece büyük çaplı iflaslar değil, sessiz sedasız üretimi bırakıp kenara çekilen çok sayıda küçük ve orta ölçekli firma var. “Artık bu işi yapamam” diyenlerin sayısı her geçen gün çoğalıyor. Daha güçlü ve sermayesi olan firmalar ise çözümü üretimi yurt dışına kaydırmakta arıyor. Ancak bu da herkes için mümkün değil. Küçük işletmelerin böyle bir alternatifi yok; onlar beklemek ve dayanmak zorunda kalıyor. Sektörde genel hava, dayanma gücünün tükendiği yönünde. Kimse zararına üretimi uzun süre sürdüremez. Tahammül sınırına gelinmiş durumda ve bu koşullar devam ederse kapanmaların artarak süreceği ifade ediliyor. Tek beklenti, ekonomik politikalarda bir değişiklikle birlikte maliyet baskısının hafiflemesi ve sektörün yeniden nefes alabileceği bir zeminin oluşması. Aksi halde tekstildeki bu daralma, sadece üreticiyi değil, istihdamdan ihracata kadar geniş bir alanı etkilemeye devam edecek” ifadelerini kullandı.
1 ayda 643 şirket kapandı
Hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe 2024 Aralık’ta 39 bin 640 olan şirket sayısı, 2026 Ocak’ta 34 bin 871’e düştü. 2025’te 4 bin 126 şirket kapanırken, 2026 Ocak’ta tek başına 643 şirket faaliyetini sonlandırdı. İstihdamda 2025 genelinde 75 bin 480 kayıp yaşanırken, Ocak 2026’da 7 bin 217 kişi daha işten ayrıldı. Toplam çalışan sayısı 491 bin 987’ye geriledi.





