24 Aralık 2024’te İzmir'in Bornova ilçesi Kavaklıdere Mahallesi’nde 26 yaşındaki Havin Aşkan yatak odasının kapısında asılı halde bulundu. Eşi İ.T.’nin ihbarı üzerine ekipler olay yerine sevk edildi. İ.T., sabah uyandığında Aşkan’ı eşarpla asılı halde bulduğunu iddia ederek Aşkan'ın intihar ettiğini öne sürdü. Olayın ardından Aşkan’ın ailesi cinayet şüphesiyle şikayetçi oldu. Havin Aşkan’ın ölümüyle ilgili hazırlanan iddianamede, İ.T. hakkında “eşe karşı kasten öldürme” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Aşkan’ın eşarp ile boğulduktan sonra intihar süsü verilmek için kapıya asıldığı ifadeleri yer aldı.
‘Nasıl tutuklanmıyor?’
Sanık hakkında tutuklama kararı verilmemesine tepki gösteren ağabey Bedirhan Aşkan, “Kardeşimin hem tırnak aralarında hem de eşarbında katil zanlısı İbrahim Tektaş’ın DNA’sı varken bu nasıl halen ‘yetersiz delil’ sayılıyor? Bir boğuşma olduğu, kardeşimin son nefesine kadar direndiği bilimsel bir gerçek olarak ortadayken, bu şahıs nasıl tutuklanmaz? Kardeşimin ölümü neden en başında ‘şüpheli ölüm’ olarak görülüp gereken incelemeler anında yapılmadı? Bir kamu görevlisi olması ona bu ayrıcalığı mı sağlıyor? Kardeşim Havin’in acısı hala yüreğimizde tazeyken, adaletin bu kadar yavaş ve ihmalkar işlemesi canımızı daha da yakıyor. Olay günü İzmir’de, kardeşimin cansız bedeninin yanında olan bu şahıs, o an yapılması gereken hiçbir işleme tabi tutulmadı. Aksine, hiçbir kısıtlama olmaksızın, elini kolunu sallayarak cenazeyle birlikte Van’a gitti; ne ifadesi alındı, ne telefonuna bakıldı, ne de bir tutuklama yapıldı” dedi.
‘Deliller bizi doğruluyor’
Olayın başından beri cinayet olduğunun açıkça belli olduğunu savunan ağabey Aşkan, “Yüreğimiz yanıyor ama acımızdan daha büyük bir öfkemiz var: Adaletsizlik. Kardeşimi bizden alanlar, bir de üstüne ‘intihar etti’ yalanını uydurup bu işten sıyrılmaya çalışıyorlar. Kardeşim hayat doluydu, asla canına kıymazdı; biz en başından beri bunun bir cinayet olduğunu biliyorduk ve toplanan deliller de artık bizi doğruluyor” ifadelerini kullandı.

‘Deliller karartıldı’
Dosyada uzun süre gizlilik kararı bulunmasını eleştiren ağabey Aşkan, “Daha da garibi, dosyaya neden gizlilik kararı konuldu? Bizden neyi sakladınız? Şimdi gizlilik kararı kalktı; ama bakıyoruz ki dosyada hiçbir şey yok, bomboş. Olay yerinde savcıdan önce kendi meslektaşlarını çağıran birinden bahsediyoruz. Bu delilleri karartmak değil de nedir? Kardeşimin öldüğü gün orada olması gereken adli muayeneler ve incelemeler neden zamanında yapılmadı? Biz cenazeden sonra şikayetçi olduk; ancak sistemin harekete geçmesi aylar sürdü. Olayın üzerinden tam 2 ay geçtikten sonra bu şahıs Van’da şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı. O gün telefonuna el konuldu, vücut taraması yapıldı; ancak bir iz olsa bile, biyolojik bulguların doğası gereği 2 ay içinde yok olacağını hepimiz biliyoruz. Bu gecikme, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyen ve telafisi mümkün olmayan büyük bir ihmaldir. Kardeşim Havin’in tırnak aralarında bu şahsa ait DNA bulguları çıkmışken, yani bir boğuşma ihtimali bu kadar güçlüyken, şüpheli üzerindeki adli muayenenin zamanında yapılmaması darp ve cebir izlerinin doğal süreçte kaybolmasına neden olmuştur” şeklinde konuştu.
‘Neden cenazesine gelmedin?’
Sanık İ.T.’nin Aşkan’ın cenazesine gelmediğinin altını çizen ağabey Aşkan, “Kardeşimin intihar ettiğini iddia eden bu şahsa bir sorum daha var: Eğer suçsuzsan, madem kardeşimi çok seviyordun, neden cenazesine bile gelmedin? Biz orada kardeşimin üzerine toprak atarken, içimiz kan ağlarken sen neredeydin? Bir insan, eşinin cenazesine neden gelmez? Bu bile tek başına bir suçluluk göstergesi değil midir?’ dedi.
‘Peşini bırakmayacağız’
Mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayan ağabey Aşkan cümlelerini şu şekilde sonlandırdı: “Kardeşim Havin, bu çelişkilerin ve ihmallerin içinde kaybolup gitmeyecek. Kapı kolunda hiçbir iz, hiçbir çökme yokken 'kendini astı' yalanına kimseyi inandıramayacaksınız. Biz bu işin peşini bırakmayacağız. O katil zanlısı hak ettiği cezayı alana, adalet yerini bulana kadar susmayacağız.”





