İzmir’de gayrimenkul piyasasında hareketlilik sürerken, artan maliyetler ve yetersiz yeni konut üretimi fiyatları her geçen gün daha da yukarı taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin ardından vatandaşın güvenli ve yeni yapılmış konutlara yönelmesi, piyasadaki dengeleri tamamen değiştirirken, bütçeler ise bu talepleri karşılamakta yetersiz kalıyor. Sektör temsilcileri, önümüzdeki süreçte özellikle İzmir’in kuzey aksında yoğun bir büyüme yaşanacağını öngörüyor.
“Yeni konut yetersiz”
İzmir Emlak Kulübü Derneği Başkanı Rıdvan Akgün, kent genelinde konut piyasasının özellikle ilçelerde ciddi hareketlilik yaşadığını belirtti. Yeni konut üretiminin yetersiz kalmasının mevcut dairelere olan talebi artırdığını ifade eden Akgün, bunun da fiyatların tüm ilçelerde yükselmesine neden olduğunu söyledi.
Kent merkezinde uygun fiyatlı konut bulmanın her geçen gün zorlaştığını belirten Akgün, vatandaşların daha çok merkeze uzak bölgelere yöneldiğini dile getirdi. Yeni yapılarda 1+1 dairelerin yaklaşık 2,5-3 milyon liradan başladığını ifade eden Akgün, 2+1 dairelerin 4-6 milyon lira, 3+1 dairelerin ise 6 milyon liradan başlayıp 10 milyon liraya kadar çıktığını söyledi. Fiyatların konutun bulunduğu bölgeye ve niteliğine göre değişiklik gösterdiğini aktardı.
Deprem sonrası vatandaşın konut tercihinin tamamen değiştiğine dikkat çeken Akgün, artık alıcıların önceliğinin deprem yönetmeliğine uygun, güvenli ve yeni yapılar olduğunu ifade etti. Ancak vatandaşın bütçesinin çoğu zaman bu talepleri karşılamadığını belirten Akgün, “Elinde 3-5 milyon lirası olan kişi yeni bina almak istiyor ama fiyatlar nedeniyle 5 yıllık, 10 yıllık ya da 15 yıllık binalara yönelmek zorunda kalıyor. Onları da bulabilen zaten hemen satın alıyor” dedi.

“Yüzde 60 eski yapı”
Yeni konutlara olan talebin eski yapılara kıyasla çok daha fazla olduğunu vurgulayan Akgün, buna rağmen piyasada satılan konutların önemli bölümünün eski yapılardan oluştuğunu söyledi. Bugün satılan her 100 dairenin yaklaşık 30-40’ının yeni, 50-60’ının ise eski yapılardan oluştuğunu belirten Akgün, bunun temel nedeninin vatandaşın yeni konut almaya ekonomik olarak güç yetirememesi olduğunu kaydetti.
İzmir’de eski yapı stokunun da giderek azaldığını ifade eden Akgün, eski binaların yıkılarak yerlerine yeni projelerin yapıldığını belirten Akgün, “Kentsel dönüşüm projeleri piyasada çok fazla varmış gibi görünse de, dönüşüm yapan birçok inşaat firması konkordato ilan etti. Bazı projeler artan maliyetler nedeniyle yarım kaldı. Müteahhitler hak sahiplerinden yeniden para talep etti ancak vatandaş bunu karşılayamayınca hem müteahhitler hem vatandaş zor durumda kaldı. Bu nedenle kentsel dönüşüm projelerinde sık sık el değişiklikleri yaşanıyor” dedi.
Kentsel dönüşüm projelerinde sık sık el değişiklikleri yaşandığını ifade eden Akgün, piyasada dönüşüm projelerinin çok fazla olduğu yönünde bir algı bulunduğunu ancak sürecin sanıldığı kadar güçlü ilerlemediğini söyledi. Akgün, “Kentsel dönüşüm piyasayı tam anlamıyla rahatlatmıyor. Tam tersine yeni konut fiyatlarının daha da yükselmesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.
“Merkeze uzak tercih ediliyor”
Önümüzdeki 5 yıllık süreçte İzmir’de yükselen trendin kuzey aksı olacağını düşündüğünü belirten Akgün, bu bölgelerde hâlâ arsa ve arazi imkanının fazla olduğunu, talebin de her geçen gün arttığını söyledi. Vatandaşların artık konut tercihlerini bütçe odaklı yaptığını belirten Akgün, “Metropolde 10 milyon liraya tek bir daire alacağıma, merkeze 20-25 dakika uzaklıkta 3-4-5-6 milyon liralık bir ev alırım, kalan parayla araba alırım düşüncesi yaygınlaşıyor. Ya da insanlar 8-10 milyon lira vereceğime iki daire alayım, birinde oturayım diğerini kiraya vereyim hesabı yapıyor” dedi.
Gayrimenkul sektöründe yaşanan gelişmeler, İzmir’de konut piyasasının önümüzdeki dönemde de yüksek fiyatlar, dönüşüm baskısı ve güvenli konut arayışı ekseninde şekilleneceğini ortaya koyuyor.





