İstanbul’da yarım asrı aşkın süredir mücevher sanatına yön veren Avedis Kendir, geleneksel kuyumculuk anlayışını çağdaş tasarımlarla buluşturarak dünyanın farklı coğrafyalarında ilgi gören eserlere imza atıyor. Çocuk yaşlarda Kapalı Çarşı’da başladığı meslek yolculuğunu bugün uluslararası ölçekte sürdüren Kendir, zanaatın ruhunu kaybettiği modern üretim anlayışına yönelik eleştirileriyle de dikkat çekiyor.

1959 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Kendir, mesleğe 10-12 yaşlarında çırak olarak adım attı. O dönemde okul tatillerinde çalışmanın yaygın olduğunu anlatan Kendir, yaz aylarını dört gözle beklediğini ve meslek hayatına duyduğu heyecanın çocuk yaşta başladığını ifade etti. İlk ustasının, Kapalı Çarşı’nın köklü isimlerinden Matyos Şinorkayın olduğunu belirten Kendir, klasik kuyumculuk geleneğini bu atölyede öğrendiğini söyledi.

Bugün atölyesi, Kapalı Çarşı’ya yürüme mesafesinde, bir yanında Ayasofya, diğer yanında Sultanahmet Camii bulunan tarihi bir bölgede yer alıyor. Kendir, bu coğrafyanın kültürel ve medeniyet birikiminin tasarımlarına doğrudan ilham verdiğini vurguluyor.

Usta-çırak ilişkisinin mesleğin temel taşı olduğunu dile getiren Kendir, geçmişte bu ilişkinin çok daha disiplinli ve bütüncül olduğunu söyledi. Günümüzde çıraklık sisteminin büyük ölçüde ortadan kalktığını, meslek okullarında yetişen gençlerin ise işi çoğunlukla parça parça öğrendiğini ifade eden Kendir, kuyumculuğun hem zanaat hem sanat yönüyle aktarılması gereken bir meslek olduğunun altını çizdi.

Meslek yaşamı boyunca birçok tanınmış isimle çalıştığını belirten Kendir, bunlar arasında İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in de bulunduğunu aktardı. Kendir, bir mücevher ustasının yalnızca teknik bilgiyle değil, geçmişten gelen birikim, el emeği ve kişisel ruhla eser ortaya koyması gerektiğini, dürüstlüğün ise bu mesleğin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu söyledi.

Sanatının yanı sıra kutsal emanetlerin sergilendiği mekânlar tasarlamanın kendisi için özel bir ilgi alanı olduğunu dile getiren Kendir, gizem, kutsallık, renk ve doğanın çalışmalarında önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Türkiye’nin çok katmanlı bir medeniyet coğrafyası olduğuna işaret eden Kendir, ülkenin adeta açık hava müzesi niteliği taşımasının kendisi için güçlü bir ilham kaynağı olduğunu belirtti.

Modern dönemde teknolojinin üretim süreçlerine hâkim olmasıyla birlikte el sanatlarının ruhunu kaybettiğini savunan Kendir, geçmişte ustadan alınan bir “aferin”in en büyük motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. Günümüzde ise üretimin büyük ölçüde maddi kazanç odaklı hale geldiğini, bilgisayar destekli tasarımların el emeğinin yerini aldığını dile getirdi.

Kendir, sektördeki yozlaşmaya da dikkat çekerek, moda ve özentiyle yapılan işlerin maneviyattan uzaklaştığını, ihtisas sahibi usta sayısının giderek azaldığını ifade etti. Bilgisayar ortamında yapılan çizimlerin fabrikasyon üretimi artırdığını belirten Kendir, bu durumun kuyumculuk mesleğinin özünü zedelediğini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA