Diyetisyen Hale Aslantaş, sağlıklı kilo vermek isteyen vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Sosyal medyada yaygınlaşan mucize diyetler, tek tip beslenme programları ve bilimsel temeli bulunmayan zayıflama yöntemlerinin uzun vadede kalıcı sonuç vermediğini belirten Aslantaş, sağlıklı kilo kontrolünün doğru beslenme alışkanlıklarıyla mümkün olduğunu söyledi. Aç kalarak yapılan diyetlerin ve yalnızca salata tüketimine dayalı beslenme programlarının metabolizmaya zarar verebileceğini ifade ederek, vücudun yalnızca kalori hesabıyla çalışan bir sistem olmadığını, yanlış uygulamaların kısa süreli kilo kaybı sağlasa da uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.
Düzenli öğün tüketimine vurgu
Aslantaş, kahvaltının atlanması ve günün yalnızca kahveyle geçirilmesinin, akşam saatlerinde aşırı yeme eğilimini artırdığını belirterek düzenli öğün tüketiminin önemine dikkat çekti. Kilo verme sürecinde kas kaybı yerine yağ yakımının hedeflenmesi gerektiğini ifade ederek, yumurta, yoğurt, peynir, balık, tavuk ve kuru baklagiller gibi protein kaynaklarının hem kas kütlesini koruduğunu hem de uzun süre tokluk hissi sağladığını söyledi. Sebze ağırlıklı beslenmenin de kilo kontrolünde önemli rol oynadığını belirten Aslantaş, lif açısından zengin zeytinyağlı sebze yemekleri ve mevsim salatalarının sindirimi yavaşlatarak tokluk süresini uzattığını kaydetti.
"Susuzluğu açlıkla karıştırmayın"
Yeterli su tüketiminin kilo kontrolündeki önemine değinen Aslantaş, susuzluğun çoğu zaman açlık hissiyle karıştırıldığını ifade etti. Gün boyunca yeterli miktarda su içmenin metabolizmayı desteklediğini ve gereksiz atıştırmaların önüne geçtiğini belirterek, kilo vermenin yalnızca beslenmeyle sınırlı olmadığını, günlük fiziksel aktivitenin de sürece önemli katkı sağladığını vurguladı. Merdiven kullanmak, kısa mesafelerde yürümeyi tercih etmek ve düzenli yürüyüş yapmanın hem enerji harcamasını artırdığını hem de stres seviyesini düşürdüğünü dile getirdi.
Kaliteli uyku ve stres yönetimi önemli
Aslantaş, yetersiz uyku ve kronik stresin kilo kontrolünü olumsuz etkilediğini belirterek, yetişkinlerin her gece 7 ila 9 saat kaliteli uyumasını önerdi. Düzenli uyku alışkanlığı kazanılması gerektiğini ifade ederek, yatmadan önce ağır yemeklerden, kafeinli içeceklerden ve telefon ekranlarından uzak durulmasının metabolizma açısından faydalı olduğunu paylaştı.
Tatlı krizlerinde "20 dakika" önerisi
Ani gelişen tatlı isteğinin çoğu zaman duygusal açlıktan kaynaklandığını belirten Aslantaş, böyle durumlarda kişilerin öncelikle gerçekten aç olup olmadıklarını sorgulamalarını tavsiye etti. Tatlı krizlerinde 20 dakika beklemenin, kısa bir yürüyüş yapmanın, nefes egzersizleri uygulamanın veya bir yakınıyla sohbet etmenin isteği azaltabileceğini belirterek, evde paketli tatlılar yerine sağlıklı atıştırmalıklar bulundurulmasını önerdi.
"Ekmek tamamen kesilmemeli"
Toplumda en yaygın beslenme hatalarından birinin ekmeğin tamamen bırakılması olduğunu belirten Aslantaş, ekmeğin temel enerji kaynaklarından biri olduğunu ifade etti. Beyaz ekmek yerine tam buğday, çavdar, siyez veya tam tahıllı ekmeklerin tercih edilmesini önererek, kilo verme döneminde öğün başına 1-2 ince dilim tam tahıllı ekmeğin dengeli beslenme programında yer alabileceğini söyledi.
Zayıflama iğneleri tek başına yeterli değil
Son dönemde kullanımı artan GLP-1 grubu zayıflama ilaçlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aslantaş, bu ilaçların obezite tedavisinde önemli bir gelişme olduğunu ancak tek başına çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. İlaç kullanımı sırasında yeterli protein tüketilmemesi ve egzersiz yapılmaması halinde kas kaybı yaşanabileceğini ifade ederek, bulantı, kusma, kabızlık ve safra taşı gibi yan etkilerin de görülebileceğini söyledi. Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının bulunduğunu vurgulayan Aslantaş, mucize olarak sunulan diyetlerin geçici olduğunu, sağlıklı yaşamın temel kurallarının ise değişmediğini ifade etti.





