Mutfakta yükselen fiyatlar, kabaran faturalar ve her ay daralan bütçeler, kartlı ödemeleri adeta bir “can simidi”ne dönüştürdü. Vatandaş artık yalnızca market alışverişini değil, vergi ve kamu borçlarını kredi kartı limitiyle karşılıyor. Ocak ayında vergi ve kamu ödemelerinde kredi kartına yüklenme oranı yüzde 70’e yaklaştı. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre kredi kartı, banka kartı ve ön ödemeli kartlarla yapılan toplam harcama tutarı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 45 artarak 2 trilyon 326 milyar liraya çıktı. Bu artışın en dikkat çekici kalemi ise kamu ve vergi ödemeleri oldu: 2025 Ocak’ta 94.53 milyar lira olan kartlı kamu ve vergi ödemeleri, 2026 Ocak’ta 160.53 milyar liraya yükseldi.
BKM verileri, harcama tercihlerinin “önce mutfak, sonra fatura” çizgisine sıkıştığını gösterdi. Nitekim market ve AVM harcamaları bir yılda yüzde 51.6 artarak 308.97 milyar liradan 468.3 milyar liraya çıktı; tek bir ayda oluşan yaklaşık 160 milyar liralık fark, gıda enflasyonunun kart ekstrelerine nasıl yansıdığını gözler önüne serdi.

‘Hesaptan hesaba transfer’
Türkiye’de nakit kullanımının hızla azalmasının, kartlı ödemelerin yüzde 70’e dayanmasının, vergi tahsilatında önemli bir değişimi beraberinde getirdiğini aktaran Ekonomist Dr. Ayhan Bülent Toptaş, “Eskiden vatandaş gelir ya da kurumlar vergisini cebindeki nakitle vergi dairesine giderek ödeyebiliyordu. Bugün ise özellikle yüksek tutarlı gelir ve kurumlar vergilerinin nakit olarak ödenmesi neredeyse imkânsız. Büyük meblağları 200 liralık banknotlarla taşımak hem pratik değil hem güvenli değil. En büyük banknotun alım gücünün bu denli düşmüş olması, ciddi ödemeleri adeta fiziksel olarak zorlaştırıyor. Bu nedenle mükellefler ya kartla ödeme yapıyor ya da banka üzerinden hesaptan hesaba transfer ediyor. Bu dönüşüm yalnızca teknik bir kolaylık meselesi değil” dedi.
‘Nakit ödeme fiilen zor’
Aynı zamanda vergi gelirlerinin kompozisyonunda bir değişim yaşandığını belirten Toptaş, “Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının gerilediği, buna karşılık dolaysız vergilerin yani gelir ve kurumlar vergisinin payının arttığı ifade ediliyor. Tüketim üzerinden alınan vergiler mutlak olarak azalmadığına göre, buradaki değişim gelir ve kurumlar vergisindeki tahsilat artışından kaynaklanıyor. Başka bir ifadeyle devlet, doğrudan kazanç üzerinden daha fazla vergi toplamaya başladı. Kartlı ödemelerin yaygınlaşması kayıt dışı ekonomiyi daraltan bir unsur olarak görülebilir. En büyük banknotun alım gücünün bu kadar eridiği bir ortamda, yüksek tutarlı ödemeleri nakit yapmak eziyete dönüşüyor. İnsanlar pratiklikten çok mecburiyet nedeniyle dijital ödeme kanallarına yöneliyor. Yaşanan değişim iki temel nedene dayanıyor: Birincisi nakit ile büyük tutarlı ödeme yapmanın fiilen zorlaşması. İkincisi ise gelir ve kurumlar vergisindeki artışla birlikte dolaysız vergilerin toplam içindeki payının yükselmesi. Bu süreç kayıt dışılığı azaltırken, paranın alım gücündeki gerilemeyi de daha görünür kılıyor” ifadelerini kullandı.

‘Zor izlenen bir alan’
Ekonomide yaşanan dönüşümün iki yönü olduğunu vurgulayan Ekonomist İris Cibre, “Bunları birbirinden ayırarak değerlendirmek gerekiyor. Birincisi, ekonomi yönetiminin nakit kullanımını azaltma eğilimi. Nakit para; denetim, kayıt ve vergi tahsilatı açısından daha zor izlenen bir alan oluşturuyor. Kartlı ve dijital ödemeler ise hem harcama kalemlerini görünür hale getiriyor hem de vergi kaybını azaltma potansiyeli taşıyor. Bu nedenle kredi kartı, banka kartı ve hesaptan hesaba transfer gibi yöntemlerin teşvik edilmesi bilinçli bir politika tercihi olarak değerlendirilebilir. Bu eğilimin kısa vadede tersine dönmesi de pek olası görünmüyor” dedi.
‘Gelirler, enflasyonun altında’
İkinci ve daha kritik boyutun ise vatandaşın alım gücü meselesi olduğunu dile getiren Ekonomist İris Cibre, “Gelir artışları, gerçekleşen enflasyonun gerisinde kaldığında buna ek refah payı gibi telafi edici düzenlemeler yapılmadığında, hane halkı bütçesi daralıyor ve insanlar sadece dayanıklı tüketim ürünlerini değil, temel ihtiyaçlarını dahi kredi kartıyla finanse etmeye başlıyor. Burada kredi kartı bir tercih değil, geçim aracı haline geliyor. Sürecin doğal sonucu takipteki kredi kartı borçlarında ve bireysel kredilerde artış görülüyor. Çünkü gelirle gider arasındaki fark borçla kapatılıyor. Eğer gelir artışları enflasyonun altında kalmaya devam ederse, bu borçlanma eğilimi de hız kesmeden sürebilir” diye konuştu.





