İzmir Ekonomi Kulübünün “Ortak Gelecek için Ortak Akıl, Vizyon Arayışları” başlıklı toplantıları devam ediyor. Kulübün bu ayki konuğu, Emekli Büyükelçi ve OECD Daimî Temsilcisi Prof. Dr. Kerem Alkin oldu. Alkin, “Önce Türkiye: Yeni Küresel Düzen ve Türkiye’nin Konumu” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Topaloğlu: Herkes en iyisini yapmalı
Toplantının açılış konuşmasını İzmir Ekonomi Kulübü Başkanı Dr. Sıddık Topaloğlu yaptı. Topaloğlu, İzmir Ekonomi Kulübünün iş dünyası, akademisyenler ve bürokrat seçkin insanları bir araya getiren bir topluluk olduğunu belirterek, yeni küresel düzen arayışlarının arttığı çok kutuplu dünyada Türkiye’nin güçlü konumuna, kalkınmasına ve sanayileşmesine katkı sağlamak amacıyla düşünce üreten bir yapı olduklarını ifade etti. İçinde bulunulan coğrafya merkezli yeni küresel düzen arayışlarının arttığı bir dönemden geçildiğini dile getiren Topaloğlu, güçlü Türkiye için herkesin birlik ve beraberlik içinde elinden gelenin en iyisini yapmak zorunda olduğunu söyledi.

Alkin: Yüksek enflasyon büyük bir sorun
Açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen Prof. Dr. Kerem Alkin, sunumunda dünyada yeni bir merkantilizm dönemine girildiğini ifade etti. İlk olarak 1400’lü yılların başında coğrafi keşiflerle başlayan merkantilizmin yaklaşık 600 yıl sonra yeniden gündeme geldiğini ve yeni merkantilizm çağının başladığını belirten Alkin, bu dönemde jeopolitik gerilimlerin, bölgesel çatışmaların ve ticaret savaşlarının ön planda olduğunu söyledi. Çin’in üretim gücü ve hammadde ihtiyacı açısından bu gerilimlerin ana aktörü konumunda bulunduğunu dile getiren Alkin, tarihi ticaret yollarının yeniden canlanmasıyla birlikte 600 yıl önce okyanuslara kayan ticaretin ikinci merkantilizm döneminde yeniden Çin-Orta Asya-Akdeniz havzasına geri döndüğünü ifade etti. Akdeniz’in enerji ve ticaret yollarının kesişim noktasında eski stratejik önemine kavuştuğunu kaydeden Alkin, Çin’in Kuşak-Yol Projesi’ne karşılık ABD’nin desteklediği IMEC, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomi Koridoru’nun rekabet halinde olduğunu belirtti. IMEC koridorunun Akdeniz’e çıkış kapısının İsrail’in Hayfa Limanı olduğunu ifade eden Alkin, Gazze Savaşı’na bu cepheden de bakılması gerektiğini söyledi. Doğu Türkistan’ın ise yeni İpek Yolu’nun başlangıç noktası olduğunu ve Çin için hayati derecede önem taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin yeni meydan okumalar, yapay zeka ve yeni ticaret savaşlarının merkezinde yer alan bir ülke olarak zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Alkin, bu süreçte teknolojik ve finansal yeterliliğin büyük önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin dünyadaki güçlü konumunun savunma sanayisinin gücünden kaynaklandığını dile getiren Alkin, yüksek enflasyonun en önemli sorun olduğunu söyledi. Güçlü devlet olmak için enflasyon sorununun çözülmesi gerektiğini belirten Alkin, özellikle yüksek gıda enflasyonunun Türkiye gibi bir ülkeye yakışmadığını ifade etti.

"Üretici kesim olumsuz etkileniyor"
Mevcut enflasyonla mücadele programının getirdiği finansal sıkılaşmanın üretici kesimi olumsuz etkilediğini kaydeden Alkin, krediye erişimde yaşanan güçlükler ile yüksek faizden kaynaklanan finansman maliyetlerinin sanayicinin hareket alanını daralttığını söyledi. Sanayi ve tarımın stratejik sektörler olduğunu vurgulayan Alkin, bu sektörlere yönelik selektif finansman programlarının devreye girmesi gerektiğini ifade etti.
Yeni küresel düzen kurulurken Türk özel sektörünün üretim gücünü ve dijital teknoloji altyapısını güçlendirmesi, mevcut pazarları koruması ve yeni pazarlar oluşturması gerektiğini belirten Alkin, ABD, Çin ve diğer sanayileşmiş ülkelerin kendi özel sektörlerini desteklemek için savaş dahil stratejik hamleler yaptığını söyledi. Türkiye’nin de yeni düzen arayışlarına ikinci merkantilizm dönemine enflasyon sorununu çözmüş ve güçlü üretim yapısına sahip bir özel sektörle girmesi gerektiğini ifade etti.





