Altın piyasasında son dönemde yaşanan sert iniş çıkışlar hem yatırımcıyı hem de ekonomistleri alarma geçirdi. Son iki yılda ons altının 2 bin 200 dolardan 5 bin 200 dolara kadar yükseldiğini hatırlatan Ekonomist Ayhan Bülent Toptaş, son haftalarda 4 bin 300 dolar seviyelerine kadar yaşanan geri çekilmenin küresel gelişmelerden bağımsız olmadığını ortaya koydu.

“Petrol 100 doları aştı”

Toptaş, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın enerji maliyetlerini artırarak piyasada nakit ihtiyacını tetiklediğine dikkat çekerek, “Savaş brent petrolün fiyatının 60 dolar seviyesinden 100 doların üzerine taşınmasına yol açtı. Artan maliyetlerin finansmanı için altın bozdurularak nakit likidite sağlanması yoluna gidildi” dedi. Bu süreçte altın satışlarının hız kazandığına işaret eden Toptaş, fiyatlardaki düşüşün temel nedenlerinden birinin bu gelişme olduğunu kaydetti.
Küresel para politikalarının da altın üzerinde baskı yarattığını belirten Toptaş, ABD Merkez Bankası’nın faiz artıracağı yönündeki beklentilerin ve yükselen tahvil getirilerinin, faiz getirisi olmayan altının cazibesini azalttığını ifade etti. Doların güçlenmesinin de fiyatları aşağı yönlü etkilediğini vurguladı.

“Fiyatı daha da düşebilir”

Fiyatlardaki gerilemenin ardından vatandaşın kuyumculara yönelmesini değerlendiren Toptaş, bu davranışın ilk etapta rasyonel göründüğünü belirterek, “Fiyatların düşmesi ile birlikte vatandaşın kuyumculara yönelmesi ilk bakışta rasyonel bir davranış. Özellikle bugünlerde ‘yükselirken değil düşerken kazanırsın!’ önermesi çok sık konuşuluyor” ifadelerini kullandı. Ancak bu yaklaşımın her zaman kazanç sağlamayabileceğini vurgulayan Toptaş, “Fiyatı düştüğü gerekçesiyle aldığınız bir enstrümanın fiyatı daha da düşebilir ya da yıllarca aynı seviyelerde kalabilir” uyarısında bulundu.
Dalgalı piyasalarda küçük yatırımcının en sık yaptığı hatalara da değinen Toptaş, en büyük sorunun panik olduğunu belirterek, “Bir yatırım enstrümanının değeri yüksek seviyelere ulaştığında bir fırsat kaçırıyormuş hissine kapılıp alım yapmak ya da kısa süreli düşüşlerde satışa geçmek gibi hatalar ile çok sık karşılaşılıyor” dedi. Küresel belirsizliklerin arttığına dikkat çeken Toptaş, altının kısa ve orta vadede yönüne ilişkin ise daha temkinli bir tablo çizerek, altının geçmiş yıllara göre daha yavaş ve sindirilmiş bir yükseliş eğilimi gösterebileceğini belirtti. Bunun bir yatırım tavsiyesi olmadığının da altını çizdi.

Ayhan Bülent Toptaş2

“Yüzde 16 zor ihtimal”

Altın fiyatlarındaki oynaklığın enflasyon üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmede de bulunan Toptaş, bunun doğrudan belirleyici olmadığını vurgulayarak, “Enflasyon temelde parasal bir olgudur” dedi. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yılsonu enflasyon tahminlerinin bu tür piyasa hareketlerinden doğrudan etkilenmeyeceğini ifade etti. Ancak yıl sonu hedefleri konusunda daha temkinli bir tablo çizen Toptaş, 2026 yılı için belirlenen yüzde 16’lık enflasyon hedefinin mevcut verilerle zorlaştığını belirterek, “Ocak ayı enflasyonu yüzde 4,84, şubat ayı enflasyonu yüzde 2,96 geldi. Bu oranlar hedefe ulaşmanın çok zorlaştığına işaret ediyor” dedi. Mart ayında Ramazan ve İran savaşı nedeniyle yüksek enflasyon beklentisinin hakim olduğunu dile getiren Toptaş, savaşın sürmesi halinde enerji maliyetleri üzerinden fiyat baskısının devam edeceğini söyledi.

Kaynak: Dilek Çakır Durak