Sosyal medyada “Yüzerken Düşündüklerim” başlığıyla paylaştığı içeriklerle geniş bir kitleye ulaşan yüzücü ve içerik üreticisi Erdem Sezer’in anlattığı bir hikâye, kitapların insan hayatındaki dönüştürücü gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Sezer, çocukluk yıllarını İstanbul sokaklarında geçiren babası Ümit Sezer’in hayatında yaşanan kırılma noktasının, seyyar bir kütüphanecinin kendisine güvenerek verdiği tek bir kitapla başladığını anlattı.
Erdem Sezer’in babasının yaşadığı zorlukları ve kitaplara duyduğu derin bağlılığı aktardığı video, kısa sürede sosyal medyada yoğun ilgi gördü. Baba-oğul, kitap sevgisi etrafında şekillenen bu ilham verici yaşam öyküsünü Anadolu Ajansı’na anlattı.
“Yüzerken Düşündüklerim” Bir Kaçış ve Toparlanma Alanı
Paylaşımlarının çıkış noktasını anlatan Erdem Sezer, “Yüzerken Düşündüklerim” başlığı altında paylaştığı içeriklerin aslında kendisine tuttuğu notlar olduğunu söyledi. Büyük hedefler ya da iddialar taşımadığını vurgulayan Sezer, günlük yaşamında yaşadıklarının doğal bir yansımasını paylaştığını ifade etti.
Hızlı tüketen modern hayattan uzaklaşmak için yüzmeyi seçtiğini belirten Sezer, uzun yüzme antrenmanlarının kendisi için zihinsel bir toparlanma alanı sunduğunu dile getirdi. Uzun parkurların, gün içinde aklından geçen dağınık düşünceleri bir düzene sokmasına yardımcı olduğunu belirten Sezer, bu anları “paha biçilmez” olarak tanımladı.
Bir Kitap, Bir Güven ve Bir Yol
Erdem Sezer, babasının hayatında derin iz bırakan olayın, sokakta yaşadığı dönemde bir seyyar kütüphanecinin kendisine güvenerek ödünç verdiği kitap olduğunu anlattı. Bu güvenin, insanda hem sorumluluk duygusu yarattığını hem de yeni bir yol açtığını belirten Sezer, bu küçük ama anlamlı davranışın babasının yaşamında belirleyici bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Kitap okuma alışkanlığına dair yaygın bir yaklaşımı da değerlendiren Erdem Sezer, “Okuyorum ama anlamıyorum” düşüncesini elma yeme benzetmesiyle açıkladı. Okumanın doğrudan ölçülebilir bir sonuç vermediğini, ancak insanın hayata ve insana bakışını derinden etkilediğini vurguladı. Kitapların, insanın kendini ve hayatı anlama yolculuğunda önemli bir rehber olduğunu dile getirdi.
“Bir Sokak Çocuğuydum Ama Bana Güvenen Biri Vardı”
Ümit Sezer ise çocukluk yıllarını sokaklarda, toplumdan tecrit edilmiş bir şekilde geçirdiğini anlattı. Okumaya duyduğu tutkunun çok küçük yaşlarda başladığını belirten Sezer, eline geçen gazete parçalarını bile okuduğunu söyledi.
Seyyar kütüphanecinin kendisine güvenerek verdiği kitabın, hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri olduğunu vurgulayan Sezer, “Bir sokak çocuğuydum ama bana güvenen biri vardı” sözleriyle yaşadığı duyguyu ifade etti. Bu güvenin, kendisini bir insan olarak o güvene layık olma sorumluluğuyla yüzleştirdiğini belirtti.
Sokak çocuklarının hayata tutunma biçimlerini anlatan Sezer, sokakta yaşamanın insanı vahşileştirebildiğini, aile ve toplumsal bağlardan kopuk bir yaşamın çocukları savunmasız bıraktığını dile getirdi.
“Okumayı, Okuyan Bilir”
Kitapların kendisine farklı dünyaların kapısını açtığını söyleyen Ümit Sezer, kitap okumanın insanı kendi çevresinin sınırlarının dışına taşıdığını ifade etti. Farklı coğrafyaları, farklı insan ilişkilerini ve tepkileri kitaplar sayesinde tanıdığını belirten Sezer, bu deneyimin insana derin bir farkındalık kazandırdığını söyledi.
Misafirliğe giderken dahi yanından kitabını ayırmadığını belirten Sezer, arabasında her zaman çok sayıda kitap bulundurduğunu da sözlerine ekledi.
Sokaktan Tiyatro Sahnesine Uzanan Bir Hayat
Çocukluk yıllarında sinemalarda gazoz sattığını, çöplüklerden hurda toplayarak geçimini sağladığını anlatan Ümit Sezer, bir dönem Bakırköy Komedi Tiyatrosu’nda çalıştığını ve tiyatro dünyasının önemli isimleriyle aynı ortamda bulunduğunu söyledi.
Sokakta yaşadığı yıllarda hiçbir kurala bağlı olmamasına rağmen dürüstlüğü seçtiğini vurgulayan Sezer, bu değeri çocuklarına da aşılamaya çalıştığını ifade etti. Dürüstlüğün kendisi için en büyük yaşam ilkelerinden biri olduğunu dile getirdi.
“Çocuğunuzu Okumaya Zorlamayın”
Okuma yolculuğunda çocuklara baskı yapılmaması gerektiğinin altını çizen Ümit Sezer, çocukların kendi yollarını bulmalarına izin verilmesi gerektiğini söyledi. Yasaklanan ya da zorla okutulmak istenen kitapların çoğu zaman ters etki yarattığını belirten Sezer, zaman içinde bireyin kendi ilgisini çeken ve kendisini besleyen kitaplara yöneldiğini ifade etti.





