Mutfakta tencereyi kaynatmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. 2026’nın ilk 3 ayında mutfak tüpüne gelen zamlar, hane halkı bütçesi üzerindeki baskıyı belirgin şekilde artırdı. Mutfak tüpüne peş peşe gelen zamlar, artık yalnızca bir fiyat artışı değil, doğrudan sofradaki sıcak yemek sayısını belirleyen temel bir faktöre dönüştü. 2026’nın ilk dört ayında 1175 liradan 1440 liraya yükselen 12 kilogramlık tüp fiyatı, özellikle sabit gelirle geçinmeye çalışan emekliler ve dar gelirli aileler için mutfak alışkanlıklarını köklü biçimde değiştirdi.

Haftada 2-3 kez

Artan maliyetler nedeniyle birçok emekli, her gün sıcak yemek pişirmek yerine bunu haftada 2-3 günle sınırlandırmak zorunda kalırken, kalan günlerde daha düşük maliyetli ve çoğu zaman besin değeri sınırlı alternatiflere yöneliyor. Dört kişilik bir ailenin mutfak giderleri içinde tüp artık küçük bir kalem olmaktan çıktı. Yemek pişirme sıklığına bağlı olarak ayda bir ya da iki tüp tüketen bir hanede, yalnızca tüp için yapılan harcama 1440 ila 2880 lira arasında değişirken, buna eşlik eden gıda fiyatlarındaki artış toplam mutfak maliyetini katlayarak büyütüyor. Enerji maliyetlerindeki yükselişin doğrudan mutfağa yansıdığı bu süreçte, tüp gaz artık yalnızca bir ihtiyaç değil, gelir düzeyiyle doğrudan ilişkili bir harcama kalemine dönüşmüş durumda.

Hüseyin Özkaynak

‘Pencere önünde ısıtıyor’

İktidar artık artan maliyetleri farklı gerekçelerle açıklarken, temel tüketim kalemlerindeki yükseliş doğrudan vatandaşın yaşamına yansımaya devam ettiğini belirten DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Ege Bölge Baştemsilcisi Hüseyin Özkaynak, “Bugün itibarıyla mazot fiyatı 85 liraya kadar çıkarken, doğal gaz ve elektriğe yapılan yüzde 25’lik zam, mutfak giderlerini daha da ağırlaştırdı. Bu artışlar, doğrudan tüp gaz fiyatlarına da yansıdı ve özellikle dar gelirli kesimler için mutfakta yeni bir dönemin kapısını araladı. Evlerine doğalgaz bağlatamayan dar gelirli mahallelerde tüp kullanımı oldukça yaygın. Zamların etkisi bu mahallelerde daha derin hissedilirken emekli tüpü nasıl daha az kullanırım diye beyin jimnastiği yapar oldu. Ya ısıtmaya, pişirmeye gerek kalmayan soğuk sandviç gibi aperatif ürünleri yapıp yiyor ya da birkaç gün önce yaptığı yemeğini 2 saat önce dolaptan çıkarıyor ve güneş gören penceresinin önüne koyarak biraz da olsa ısınmasını bekliyor” ifadelerini kullandı.

‘Yumurta da rafadan’

Maliyetleri kısmak zorunda kalan emeklilerin sıcak yemek tüketimini haftada 2-3 günle sınırlandırdığını aktaran Özkaynak, “Kalan günlerde ise daha düşük maliyetli seçeneklere yöneliyor. Bir zamanlar günün en basit rutini olan çay demlemek bile hesap yapılmadan gerçekleştirilemeyen bir harcamaya dönüştü. Temel gıda ürünlerine erişimde yaşanan sıkıntılar da bu tabloyu daha ağır hale getiriyor. Artan fiyatlar karşısında geniş kesimler için geçim her geçen gün daha da zorlaşıyor. Tüp fiyatlarındaki artış, sadece bir enerji maliyeti değil; sofraya konulan yemeğin sıklığını, çeşitliliğini bile belirliyor. Hatta yumurtayı fazla pişirmeden rafadan halde, çayı da ılık veya soğuk şekilde içmek zorunda kalan emeklilerimiz var” dedi.

Osman Sirkeci-2

‘Enerji yoksulluğu artıyor’

Artan maliyetler nedeniyle emekli ve dar gelirli hanelerin her gün yemek pişirmek yerine bunu haftada 2-3 günle sınırlandırmak zorunda kaldığını belirten Ekonomist Dr. Osman Sirkeci, “Tüp kullanımını azaltma çabası, doğrudan sofradaki sıcak yemek sayısını düşürürken, en basit ihtiyaçlardan biri olan çay demlemek bile hesap yapılmadan gerçekleştirilemeyen bir harcamaya dönüştü” diye konuştu. Sirkeci, “Daha ilk aylardan alım gücünde yaşanan kayıp, tüp gibi temel bir ihtiyacın bile karşılanmasını zorlaştırırken, bu kalemdeki son zam birçok hane için bardağı taşıran son damla oldu. Tüp fiyatlarındaki yükseliş yalnızca mutfak maliyetlerini değil, dolaylı olarak gıda enflasyonunu da besliyor. Çünkü pişirme maliyetinin artması, özellikle dar gelirli kesimde evde yemek yapma alışkanlığını azaltarak daha pahalı ve sağlıksız alternatiflere yönelimi artırıyor. Enerji yoksulluğu riski büyüyor. Haneler artık tüketim tercihinden değil, zorunluluktan kısmaya gidiyor. Tüp kullanım süresinin uzatılması, daha az yemek yapılması ya da tek öğüne düşülmesi gibi davranışların ekonomik sıkışmanın sahadaki en somut göstergeleri” dedi.

Kaynak: Filiz Erol