Nefroloji Uzmanı Dr. Meryem Timuçin, aşırı tuz tüketiminin sağlık üzerindeki ciddi etkilerine dikkat çekti. Tuzun, vücutta sıvı dengesi, kan basıncı ve sinir-kas sistemi açısından önemli görevleri bulunduğunu belirten Timuçin, günlük tuz tüketiminin yaklaşık bir silme tatlı kaşığına denk gelen 5 gramı aşmaması gerektiğini söyledi.
“Fazla tuz ciddi hastalıklara yol açıyor”
Aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon, ödem, inme, kalp ve böbrek hastalıklarına neden olabileceğini ifade eden Dr. Timuçin, özellikle böbreklerin bu süreçte büyük zarar gördüğünü belirtti. Vücudun fazla tuzu dengelemek için daha fazla su tuttuğunu kaydederek, bunun yüksek tansiyon, şişlik ve böbrek süzme sistemlerinde hasara yol açtığını söyledi. Altta yatan böbrek hastalığı bulunan kişilerde ise fazla tuz tüketiminin hastalığın ilerlemesini hızlandırdığını aktardı.
Kalp sağlığını da tehdit ediyor
Fazla tuzun kalp üzerinde de ciddi baskı oluşturduğunu belirten Dr. Timuçin, damar içine çekilen fazla sıvının kalbin daha fazla çalışmasına neden olduğunu söyledi. Uzun süre yüksek basınca maruz kalan kalp kaslarının zamanla kalınlaşıp yorulduğunu kaydederek, bunun kalp yetmezliği riskini artırdığını ifade etti. Yüksek tansiyonun kalp ve beyin damarlarında hasara neden olarak kalp krizi ve inmeye zemin hazırladığını da sözlerine ekledi. Tansiyon ilacı kullanan kişilerin de tuz tüketimine dikkat etmesi gerektiğini belirten Dr. Timuçin, ilaç tedavisi ile düşük tuzlu beslenmenin birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu vurguladı.
“Gizli tuz” uyarısı
Sofrada tuz kullanmamanın önemli ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Dr. Timuçin, günlük tuz tüketiminin büyük bölümünün işlenmiş ve ultra işlenmiş ürünlerden geldiğine dikkat çekti. Hazır soslar, konserveler, salamura ürünler, şarküteri ürünleri, ekmek ve unlu mamullerin yüksek miktarda gizli tuz içerdiğini belirterek, fast food yerine sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Sodyum oranı yüksek maden suyu ve sodaların da gözden kaçırılmaması gerektiğini ifade eden Dr. Timuçin, düşük sodyum içerikli ürünlerin tercih edilmesini önerdi.
“Kaya tuzu zararsız değildir”
Son dönemde yaygınlaşan “kaya tuzu zararsızdır” algısının bilimsel karşılığı olmadığını belirten Dr. Timuçin, tüm tuz türlerinin büyük oranda sodyum klorür içerdiğini söyledi. Kaya tuzunda bazı mineraller bulunsa da bunların sağlık üzerinde belirgin etki oluşturacak düzeyde olmadığını ifade ederek, bazı kaya tuzlarında ağır metaller ve riskli maddelerin de bulunabileceğine dikkat çekti. Tuzun kaynağı ne olursa olsun tüketim miktarının sınırlandırılması gerektiğini vurgulayan Dr. Timuçin, Dünya Sağlık Örgütü ile Türk Nefroloji Derneği’nin günlük toplam tuz tüketiminin 5 gramı aşmaması gerektiği yönündeki önerisini hatırlattı. Tuz azaltıldığında ilk günlerde yemeklerin tatsız gelebileceğini ancak birkaç hafta içinde damak tadının değişeceğini belirterek, toplumun daha bilinçli beslenmesi gerektiğini ifade etti.





