Baş ağrısının dünya genelinde en yaygın sağlık problemlerinden biri olduğuna dikkat çeken uzmanlar, her baş ağrısının aynı nedenlere dayanmadığını belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre toplumun yaklaşık yüzde 40’ı bu sorunla karşı karşıya kalıyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Nimet Özalp Devseren, en sık görülen baş ağrısı türlerini migren, gerilim tipi ve sinüs kaynaklı ağrılar olarak sıralıyor.
Migren: Tek taraflı ve zonklayıcı ağrı
Migrenin nörolojik kökenli bir hastalık olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Devseren, bu ağrının genellikle başın tek tarafında hissedilen zonklayıcı karakterde olduğunu ifade ediyor. Migrene mide bulantısı, yorgunluk, denge kaybı ve görme bozukluklarının eşlik edebildiği, ayrıca genetik yatkınlığın önemli rol oynadığı belirtiliyor.
Gerilim tipi ağrılar strese bağlı gelişiyor
Gerilim tipi baş ağrılarının ise günlük yaşam koşullarıyla doğrudan ilişkili olduğu vurgulanıyor. Beslenme alışkanlıkları, stres ve çevresel faktörlerin tetiklediği bu ağrı türü, daha çok baskı hissiyle kendini gösteriyor. Şakaklarda sıkışma hissiyle tarif edilen bu ağrının, migren ve diğer baş ağrılarıyla karıştırılabildiği ifade ediliyor.
Sinüs kaynaklı ağrılara dikkat
Sinüs hastalıklarına bağlı baş ağrılarının genellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından ortaya çıktığı belirtiliyor. Bu tür ağrılarda yüz bölgesinde dolgunluk ve basınç hissi öne çıkarken, eğilme veya yatma durumunda ağrının şiddetlenebildiği aktarılıyor. Burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, öksürük ve koku kaybı gibi belirtilerin de tabloya eşlik edebildiği kaydediliyor.
Doğru tanı için muayene şart
Uzmanlar, baş ağrısının nedenine göre farklı tedavi yöntemleri uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor. KBB muayenesi, endoskopik inceleme ve sinüs tomografisi gibi yöntemlerle doğru tanıya ulaşılabileceği belirtiliyor. Sinüs kaynaklı problemlerin bazı durumlarda ilaç tedavisiyle, bazı vakalarda ise cerrahi müdahale ile çözülebileceği aktarılıyor.
Uzayan ağrılar ciddiye alınmalı
Op. Dr. Devseren, 7 ila 10 gün boyunca devam eden baş ağrılarında mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguluyor. Erken teşhis ve doğru tedavi ile yaşam kalitesinin artırılabileceği belirtiliyor.





