ABD Donanması’na ait USS Abraham Lincoln uçak gemisinin İran sularına yakın bir noktaya konuşlandırılması dikkat çekti. Buna ek olarak, USS Gerald R. Ford’un Akdeniz’e ulaştığı ve olası operasyonlara destek amacıyla İran yönüne doğru ilerlediği bildirildi. Bölgeye başka askeri unsurların da sevk edilmesi, Washington’ın farklı senaryolara hazırlık yaptığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi. Bu gelişmeler, askeri kapasitenin sahada görünür şekilde artırıldığını ortaya koyuyor.
Diplomasi mi, askeri seçenek mi?
Askeri konuşlandırmalar, uluslararası ilişkilerde çoğu zaman diplomatik baskı aracı olarak kullanılıyor. Ancak mevcut tablo, yalnızca caydırıcılık mesajı verilmediği, aynı zamanda sahada somut seçeneklerin hazır tutulduğu izlenimini de doğuruyor. Tahran ile Washington arasında sürdürülen dolaylı temasların sonuç vermemesi, tarafların pozisyonlarını koruması halinde askeri bir sürecin başlayabileceği yönündeki değerlendirmeleri gündeme taşıdı. Bu durum, diplomasi ile askeri stratejinin eş zamanlı yürütüldüğüne işaret ediyor.
Tahran’ın kamuoyu önündeki tutumu
Gelişmeler, İranlı liderlerin neden kamuoyu önünde geri adım atmayan bir çizgi izlediği sorusunu da beraberinde getirdi. ABD’nin askeri varlığını artırmasına rağmen Tahran’ın meydan okuyucu söylemini sürdürmesi, müzakere koşullarıyla bağlantılı görülüyor. Değerlendirmelere göre, Washington’ın görüşmeler için öne sürdüğü şartlar, İran yönetiminin kabul edilebilir bulmadığı bir çerçeve sunuyor. Bu nedenle Tahran, “teslimiyet” algısı oluşturabilecek bir adım yerine, daha sert bir tutumu tercih ediyor.





