Yastıkaltının yerini artık kredi kartı aldı. Artan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve derinleşen nakit sıkışıklığı, vatandaşın tasarruf alışkanlıklarını kökten değiştirdi. Bir dönem eldeki parayla yapılan altın yatırımı, bugün yerini borçlanarak birikim yapma dönemine bıraktı. Yılın ilk iki ayında kredi kartıyla yapılan kuyumcu alışverişleri, geçen yılın aynı dönemine göre ikiye katlandı. Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre, 2025’in ilk iki ayında kredi kartıyla yapılan kuyumcu alışverişlerinin tutarı 65 milyar 788 milyon TL seviyesindeyken, bu yılın aynı döneminde 122 milyar 860 milyon TL’ye çıktı.

‘Borçla birikim’
Kredi kartı kullanan bir insan aslında geleceğini harcadığını aktaran İzmir Ticaret Odası Mücevher, Saat ve Hediyelik Eşya Grubu Meclis Üyesi Halil Telli, “Birikim yapmak isteyen vatandaş altına yöneliyor ancak bunu artık cebindeki parayla değil, henüz kazanmadığı parayla, yani bankadan aldığı borçla yapıyor. Nakit taşımakta zorlanan, gelirini biriktiremeyen ya da elindeki paranın hızla değer kaybetmesinden endişe eden vatandaş, çözümü kredi kartına yüklenmekte buluyor. Özellikle yüksek tutarlı alışverişlerde nakit kullanımının azalması ve güvenlik kaygıları da bu tercihi hızlandırıyor. Bunun en önemli nedeni nakit yokluğu. İnsanlar eskisi gibi kenara para koyamıyor. Birikim yapamıyor. Dolayısıyla alışverişlerin çok büyük bir kısmı kartla dönüyor” dedi.
‘İşçilikli ürüne talep azaldı’
Kuyumcularda satışların neredeyse yüzde 80-90’ının kredi kartıyla yapıldığını açıklayan Telli, “Bu artık normal haline geldi. Bugün kuyumculuk sektöründe işlem tutarları oldukça yüksek. 40-50 bin lirayı bulan alışverişler sıradan hale geldi. Ama işin aslı cebinde nakit olmadığı için kartına yükleniyor ve geleceğini harcıyor” ifadelerini kullandı. İşçilikli, yani kar marjı daha yüksek ürünlere talebin ciddi şekilde azaldığını belirten Telli, “Vatandaş artık süs için değil, değer kaybından korunmak için altın alıyor. Ancak bu yeni dönemin en çarpıcı yönü, birikim yapmanın bile borçlanmadan mümkün olmaması. Çünkü artık insanlar takı almak için değil, elindeki parayı korumak için alışveriş yapıyor. Bu nedenle kimse gösteriş peşinde değil. Kimse ‘takayım’ diye altın almıyor. Herkes elindeki üç kuruşu ya da henüz kazanmadığı parayı altına çevirerek değerini koruma derdinde” şeklinde konuştu.
‘Kendi önlemini alıyor’
Bugün insanların artık sadece mevcut parasını korumak için değil, gelecekte kazanacağı parayı da şimdiden altına yatırdığını açıklayan Halil Telli, “Bu davranışın arkasında yalnızca iç ekonomik şartlar yok. Enflasyon beklentisi, küresel gelişmeler, savaşlar ve dünya genelindeki belirsizlikler de bu eğilimi besliyor. Artık toplumun her kesimi dünyada olup biteni çok yakından takip ediyor. İnsanlar eskisinden çok daha hassas, çok daha temkinli. Herkes geleceğini hesaplıyor, riskleri tartıyor ve buna göre hareket ediyor. Bu noktada işin temelinde yatan en kritik unsur güven kaygısı. İnsanlar güvenli bir liman arıyor. Sermaye de, vatandaş da güven ister. Ortamda bu güven tam olarak sağlanamadığında herkes kendi önlemini almaya çalışıyor. Altına yönelişin, hatta kredi kartıyla altın almanın temelinde de bu yatıyor” ifadelerini kullandı.
‘Güven arıyor’
İnsanların borçlanarak altın almayı bile göze aldığını dile getiren Halil Telli şöyle konuştu: “Bu aslında büyük bir çelişki gibi görünse de mevcut koşullarda bir refleks haline gelmiş durumda. Vatandaş kartla borçlanıyor, maaşıyla o borcu ödüyor ama elinde altın tutarak kendini güvende hissetmek istiyor. Çünkü asıl korkusu yarın ne olacağını bilememesi ve parasının değer kaybedeceği. Diğer yandan piyasada dolaşan yanlış bilgiler de bu kaygıyı büyütüyor. Özellikle sosyal medyada yayılan bazı iddialar, vatandaşta gereksiz bir tedirginlik yaratıyor. Yapılan düzenlemelerin temel amacı darphane altınlarının takibini sağlamak ve piyasada düşük ayarlı, standart dışı ürünlerin dolaşımını engellemek. Bu aslında sektörün de istediği bir adım. Ancak bu konu yanlış anlatılınca, vatandaşın zihninde farklı bir algıya dönüşüyor.”
‘Yarını kurtarmaya çalışıyor’
Kuyumcularda bugün için belirli bir tutara kadar nakit alışveriş yapılabildiğini vurgulayan Halil Telli, “Bu sınırın üzerindeki işlemler bankacılık sistemi üzerinden ilerliyor. Bu uygulama yeni değil, yıllardır var ve her yıl ekonomik koşullara göre güncelleniyor. Ancak bu teknik detaylar doğru anlatılmadığında, ‘her şey kontrol altına alınacak’ gibi bir endişeye dönüşüyor. İnsanlar hem bugünü hem yarını aynı anda kurtarmaya çalışıyor. Bir yanda geçim sıkıntısı, diğer yanda birikim kaygısı var. Bu iki baskı arasında kalan vatandaş, çözümü kredi kartıyla altın almakta buluyor. Ama bu da yeni bir gerçeği ortaya koyuyor: Artık birikim yapmak bile borçlanmadan mümkün olmuyor. Ve bu döngü kırılmadıkça, hem vatandaş hem piyasa bu baskıyı hissetmeye devam edecek. Vatandaş, bugünü kurtarmaya çalışırken aslında yarınını ipotek altına alıyor” dedi.





