İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Üyesi ve beyaz eşya sektör temsilcisi Metin Aztekin, fiyat artışlarının doğrudan satışlara yansıdığını belirterek, geçtiğimiz yıla göre ciddi bir zam söz konusu olduğunu kaydetti. Düğün sezonu yaklaşmasına rağmen piyasada bir hareketlilik olmadığına dikkat çeken Aztekin, “İnsanlar artık beyaz eşyayı ihtiyaçtan çok zorunlu durumlarda alıyor. Eskiden ‘ulaşılabilir’ olarak görülen orta segment ürünler bile artık birçok hane için lüks haline geldi. Bir buzdolabı, çamaşır makinesi ve bulaşık makinesinden oluşan temel bir setin maliyeti 150 bin liraya kadar çıkabiliyor” diye konuştu.

Temel özellikler kalıyor
Artan maliyetlerin özellikle yeni evlenecek çiftleri zorladığına dikkat çeken Aztekin, “Daha önce ev kurarken alınan beyaz eşyalar uzun yıllar kullanılacak yatırımlar olarak görülürken, bugün birçok tüketici daha uygun fiyatlı ve temel ihtiyaçlara yönelik ürünlere yönelmek zorunda kalıyor. Artan üretim maliyetleri karşısında firmalar da fiyatları kontrol altında tutabilmek için ürünlerde çeşitli kısıtlamalara gidiyor. Bu durum sektörde “özellik kırpma” olarak adlandırılıyor. Örneğin, çamaşır makinelerinde 12-15 program yerine 5-6 temel programa düşüş, bulaşık makinelerinde hızlı ve ekonomik modlar dışında seçeneklerin kaldırılması, buzdolaplarında akıllı sensörler, Wi-Fi bağlantısı veya dokunmatik ekran gibi teknolojilerin üst segmentte bırakılması, daha düşük enerji sınıfına sahip ancak daha uygun fiyatlı modellerin artırılması söz konusu olabiliyor” ifadelerini kullandı.
Tercih değil zorunluluk
Metin Aztekin, bu durumun vatandaşın alım gücüyle bağlantılı olduğunu ve firmaların da kendilerini vatandaşın alım gücüne göre ayarlamaya başladığını kaydederek, “Vatandaş alamadıkça üretici de mecburen geri adım atıyor. En temel işlevleri sunan, daha sade cihazlar piyasaya sürülüyor. Bu bir tercih değil, zorunluluk” şeklinde konuştu. Metin Aztekin fiyat artışlarının arkasında birden fazla neden bulunduğuna da dikkat çekerek, “Döviz kurlarındaki dalgalanma ile ithal parça maliyetleri artıyor, enerji fiyatlarındaki yükseliş ise üretim maliyetini doğrudan etkiliyor. Lojistik ve nakliye giderlerinin artması, işçilik maliyetlerindeki yükseliş, hammadde fiyatlarında küresel artış, özellikle motor, elektronik kart ve kompresör gibi kritik parçaların büyük kısmının ithal olması, yerli üreticilerin maliyet baskısını daha da artırıyor” dedi.
Donanımdan garantiye
Önümüzdeki dönemde üreticilerin maliyetleri dengelemek için farklı stratejilere yönelebileceğini açıklayan İZTO Meclis Üyesi Metin Aztekin şunları söyledi: “Firmalar, aynı ana gövdeyi kullanıp farklı donanım seviyeleriyle ürün çeşitliliği yaratabilir. Böylece üretim maliyeti düşerken, farklı fiyat segmentlerine hitap edilebilir. İthal parça bağımlılığını azaltmak için yerli üreticilerle iş birlikleri artırılabilir. Bu da döviz riskini azaltabilir. Üst segmentte enerji verimli cihazlar kalırken, alt segmentte daha uygun fiyatlı ama nispeten daha fazla enerji tüketen ürünler öne çıkabilir. Akıllı ev sistemleri, Wi-Fi bağlantısı gibi özellikler standart olmaktan çıkarılıp opsiyonel hale getirilebilir. Böylece kullanıcı sadece ihtiyacı olan özelliğe ödeme yapar. Bazı firmalar maliyeti düşürmek için standart garanti sürelerini kısaltıp, uzatılmış garanti paketlerini ücretli sunma yoluna gidebilir. Firmalar, iade veya teşhir ürünlerini yenileyip daha uygun fiyatla satışa sunarak yeni bir pazar oluşturabilir. Bu model özellikle alım gücü düşen tüketiciler için cazip olabilir.”
Alışkanlıklar değişiyor
Artan fiyatlar sadece üretimi değil, tüketici alışkanlıklarını da değiştiriyor. Eskiden “bozulmadan değiştirme” eğilimi yaygınken, bugün kullanıcılar mevcut cihazlarını daha uzun süre kullanmaya çalışıyor. Tamir ve bakım hizmetlerine olan talep de gözle görülür şekilde artmış durumda. Ayrıca tüketiciler artık marka ve modelden çok fiyat-performans dengesine odaklanıyor. Daha az özellikli ama daha uygun fiyatlı ürünler, satışlarda öne çıkıyor. Düğün sezonunun yaklaşması sektörde geleneksel olarak bir hareketlilik yaratırken, bu yıl beklentiler oldukça sınırlı. Metin Aztekin, “Eskiden bu dönemlerde ciddi bir hazırlık olurdu. Şimdi ise herkes beklemede. Hem satıcı hem üretici temkinli” diyerek belirsizliğe dikkat çekti. Uzmanlar, mevcut ekonomik koşulların devam etmesi halinde beyaz eşya sektöründe “daha az özellik, daha düşük kalite, daha yüksek fiyat” dengesinin bir süre daha devam edeceğini öngörüyor. Bu durumun hem tüketici memnuniyeti hem de sektörün uzun vadeli büyümesi açısından önemli riskler barındırdığı ifade ediliyor. Sonuç olarak, beyaz eşya sektöründe yaşanan bu dönüşüm, yalnızca bir fiyat artışı meselesi değil; aynı zamanda üretim anlayışının, tüketim alışkanlıklarının ve pazar dinamiklerinin köklü bir şekilde değiştiği yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor.





