Artan gıda fiyatları, Türkiye’de özellikle dar gelirli kesimler ve dört kişilik aileler için geçim koşullarını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Gelirlerin enflasyon karşısında eridiği bir ortamda haneler, bütçelerini dengeleyebilmek için harcamalarını kısmaya devam ederken, en büyük daralma zorunlu tüketim kalemlerinde yaşanıyor. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı İdeal Beslenme Endeksi raporunda sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyetinin 2026’nın ilk 3ayında bazı hanelerde yüzde 20’yi aşan bir artış gösterdiği kaydedildi. Ayrıca raporda gıda fiyatlarındaki artışın gelir gruplarını eşit etkilemediği, yoksul kesimin bu artıştan orantısız şekilde etkilenerek gelirinin yüzde 30,4'ünü gıdaya ayırdığını belgeledi. Endeks, üç farklı aile tipi üzerinden 2026’nın ilk üç ayındaki maliyet baskısını ölçtü. Bebekli ve emziren kadınlı 4 kişilik ailenin 3 aylık maliyet artışı yüzde 14,1 oldu. Ocak ayında günlük 1171 lira olan beslenme maliyeti, sadece bir ayda 1245 liraya çıktı.

‘Fiyat yarışı oluyor’
Bir kesimin zenginleşirken, bir kesimin daha da yoksullaştığını aktaran Ekonomist Prof. Dr. Hüsnü Erkan, “Orta sınıfın zayıflamasıyla birlikte insanlar alt gelir grubuna doğru kayıyor. Bu durum, harcama kalıplarını da doğrudan değiştiriyor. Alt gelir grubundaki haneler için bütçenin en büyük kısmını zorunlu harcamalar, yani başta gıda olmak üzere temel ihtiyaçlar oluşturuyor. Türkiye’de artan gıda fiyatları karşısında dört kişilik aileler ve dar gelirli kesimler her geçen gün diğer ihtiyaçlarını daha fazla kısmak zorunda kalıyor. Ancak gelinen noktada kısılacak alanların giderek daralması, bu krizin sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun haline dönüştüğünü gösteriyor. Mazot ve enerji maliyetlerindeki her artış, pazardaki fiyat etiketlerine zam olarak geri dönüyor. Bununla birlikte yüksek enflasyon ortamı, piyasada adeta bir “fiyat yarışı” başlatmış durumda. Satıcılar yalnızca artan maliyetleri yansıtmıyor; aynı zamanda gelecekteki maliyet artışlarını da öngörerek fiyatlarını daha hızlı ve yüksek oranlarda artırabiliyor” dedi.
‘Kontrol zorlaşıyor’
Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artışın, birçok ülkeye kıyasla daha yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Erkan, “Hatta savaş koşulları yaşayan ülkelerde bile bazı gıda ürünlerinin Türkiye’ye göre daha düşük fiyatlarla satılabildiğine dair örnekler kamuoyuna yansıyor. Bu da sorunun yalnızca küresel gelişmelerle açıklanamayacağını, iç yapısal sorunların çok daha belirleyici olduğunu gösteriyor. Enflasyonun uzun süredir yüksek seyretmesi, ekonomik aktörlerde bir tür “korunma refleksi” oluşturmuş durumda. Üretici, satıcı ve aracılar fiyatlarını artırarak kendilerini enflasyona karşı korumaya çalışıyor. Bu davranış biçimi yaygınlaştıkça, fiyat artışları hızlanıyor ve kontrol edilmesi daha zor hale geliyor. Diğer önemli bir faktör ise tarımsal üretimdeki yetersizlik. Çarşıya, pazara ya da marketlere yönelik geçici kontroller, sorunun kaynağını ortadan kaldırmıyor. Asıl ihtiyaç, üretimden dağıtıma kadar uzanan yapısal bir dönüşüm” diye konuştu.

‘Yazın bile zorlanıyor’
Gıda harcamalarının hane halkı bütçesi içindeki payının giderek arttığını ve bu durumun kalıcı ve kronik hale geldiğini aktaran Ekonomist Ayhan Bülent Toptaş ise Türkiye’deki gıda enflasyonunun, dünya ortalamasının çok ötesinde olduğunu aktardı. Üretim yapısındaki zayıflığın yanı sıra kira gibi temel gider kalemlerindeki yükselişlerin de sorun olduğunu vurgulayan Toptaş, “Özellikle 2020 sonrasında kira fiyatlarında yaşanan sert artış, aile bütçesi üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Bunun üzerine gıda fiyatlarının da hızla yükselmesi, toplam harcama yükünü daha da artırdı” sözlerine yer verdi. Tarımın demografik yapısının da sorunun önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Toptaş, “Köyler boşalıyor, genç nüfus tarımdan uzaklaşıyor ve çiftçilik giderek daha az tercih edilen bir meslek haline geliyor. Gübre maliyetleri yükseldikçe üretim maliyetleri de artıyor ve bu durum zincirleme şekilde tüketici fiyatlarına yansıyor. Aynı şekilde enerji ve akaryakıt fiyatlarındaki artış da hem üretim hem de lojistik maliyetlerini yukarı çekiyor. Eskiden yaz aylarında gıda fiyatlarında belirgin bir rahatlama hissedilirdi. Sebze ve meyve arzının artmasıyla birlikte fiyatlar düşer, tüketici bir nebze olsun nefes alırdı. Ancak son yıllarda bu mevsimsel rahatlama etkisi giderek zayıfladı. Yaz aylarında bile vatandaş gıdaya ulaşmakta zorlanacak hale geldi” dedi.





