Ramazan ayı geldi ama birçok emekli için bu yıl da bereketten çok geçim derdi konuşuluyor. Belediyelerin kurduğu iftar çadırları bu yıl da dar gelirliler için mecburi istikamet olacak. Artan gıda fiyatları ve sabit kalan maaşlar nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan emekliler, akşam ezanına yakın iftar çadırlarının yolunu tutuyor. Aynı mahallede yaşayan birkaç emekli birbirine haber vererek kurulan sofralarda buluşuyor; kimi zaman bir mesajla, kimi zaman bir telefonla “bu akşam burada var” diyerek dayanışma içinde karınlarını doyurmaya çalışıyor. Ramazan’ın paylaşma ruhu, onlar için artık bir tercih değil, geçim mücadelesinin zorunlu bir parçası haline gelmiş durumda.

Sabahattin Yeşiltepe 2-1

‘Emekliler için zorunluluk’

Ramazan akşamları ezanla birlikte meydanlarda hareketlilik başladığını aktaran DİSK Emekli Sen eski Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe, “Uzun masalar kuruluyor, plastik sandalyeler yan yana diziliyor, kazanlar kaynıyor. İftar çadırlarının önünde kuyruklar oluşuyor. Bir zamanlar kendi evinde kalabalık sofralar kuran, torunlarını başköşeye oturtan insanlar bugün bir tabak sıcak yemek için sıraya giriyor. Aynı mahallede yaşayan birkaç emekli birbirine telefon açıyor, mesaj atıyor: ‘Bu akşam şu meydanda çadır var’ diyerek. Haberleşerek, birbirlerine destek olarak iftar saatini bekliyorlar. İftar çadırları Ramazan’ın paylaşma ruhunun bir yansıması olarak sunuluyor. Belediyeler, çeşitli kurumlar, hayırseverler büyük sofralar kuruyor. Fotoğraflar çekiliyor, yüzlerce kişiye aynı anda yemek dağıtılıyor. Ancak çadırların içindeki kalabalık yalnızca bereketi değil, derin bir geçim krizini de gözler önüne seriyor. Çünkü o masalarda oturan birçok emekli için bu bir tercih değil, bir zorunluluk. Sorun bir akşamlık çorba değil. Sorun, yılın geri kalanında boş kalan tencereler. Ramazan boyunca çadırlarda karın doyurmak, mutfaktaki eksikliği kalıcı olarak gidermiyor. Bir ay boyunca kurulan sofralar, on bir ay süren yoksulluğu ortadan kaldırmıyor. Biz zaten yılın tamamında geçim mücadelesi veriyoruz” dedi.

‘Çadıra muhtaç olmayalım’

Bugün birçok emeklinin maaşının, temel gıda harcamalarını karşılamakta dahi zorlandığını aktaran Yeşiltepe, “Kira, fatura, ilaç giderleri derken elde kalan miktar azalıyor. Böyle bir tabloda iftar çadırları, geçici bir nefes alanı haline geliyor. Ancak sosyal devlet anlayışı, vatandaşını çadırlarda doyurmakla sınırlı kalmamalı. Asıl hedef, insanların o çadırlara mecbur kalmaması olmalı. Paylaşmak, yardım etmek, sofrayı büyütmek bu kültürün parçasıdır. Ancak kalıcı çözüm üretmek yerine yalnızca geçici yardımlarla övünmek, sorunun üzerini örtmek anlamına gelir. Bir ay boyunca doyurulmak değil, 12 ay boyunca insanca yaşamak istiyoruz. Bir ülkenin emeklileri neden bir ay boyunca çadırlarda doyurulmak zorunda kalsın? Neden kendi evinde, kendi sofrasında, kendi emeğinin karşılığıyla yaşamayı sürdüremesin? Asıl mesele çadır kurmak değil, çadıra olan ihtiyacı ortadan kaldırmak” diye konuştu.

Hüseyin Özkaynak

’70 yaşında çalışacak’

Emeklilerin artık geçim sıkıntısını değil, doğrudan yoksulluğu konuştuğunu vurgulayan DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Ege Bölge Baştemsilcisi Hüseyin Özkaynak ise, “Emekli pazara çıkıp filesini doldurmak bir yana, çoğu zaman bir kilo meyve-sebzeyi bile hesaplayarak almak zorunda kalıyorlar. Fiyatlar o kadar arttı ki, birçok emekli için alışveriş ‘bir tane alayım, idare edeyim’ noktasına geriledi. Bu ülkede emeklilerin önemli bir kısmı kirada yaşıyor. 21 bin lira maaş alıp 20 bin lira kira ödeyen insanlar var. Çalışmak zorunda kalan emekliler, ancak ek bir gelirle ayakta kalmaya çalışıyor. Çalışamayanlar? Yaşına, hastalığına bakmadan iş arayan, ama iş bulamayan binlerce insan var. 70 yaşını geçmiş emekliler bile ‘bulabilsem çalışırım’ diyor. Çünkü mesele artık konfor değil, hayatta kalmak” sözlerine yer verdi.

‘Tercih değil mecburiyet’

“Birçok emekli için gün; ucuz ekmek kuyruğu, kent lokantası, indirim saatini beklemek demek” diyen Hüseyin Özkaynak, “Ramazan’da ayında bu durum daha görünür hale geliyor. Evinde yiyecek olmadığı için iftar çadırına giden, mahallede birbirine haber veren insanlar var. Bu bir tercih değil; mecburiyet. Çadırda karın doyurmak insana ağır geliyor. Çünkü yıllarca çalışmış, üretmiş, prim ödemiş insanlar, ömrünün sonunda bir tabak yemeğe muhtaç kalmak istemiyor. Emekliler kendilerini terk edilmiş hissediyor. Bir ay boyunca verilen iftar yemeği, yılın geri kalanındaki açlığı ortadan kaldırmıyor. Öfke de tam burada büyüyor. Çünkü mesele sadece maddi değil; onur meselesi. Emekliler, yıllarca bu ülkeye emek vermiş insanlar olarak, ömürlerinin son dönemini yoksullukla geçirmek istemiyor. Çözümün geçici yardımlarda değil; kalıcı ekonomik ve yasal düzenlemelerde olduğunu savunuyorlar” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Filiz Erol