Ramazan ayının başlamasıyla birlikte yeme-içme sektörü de hazırlıklarını tamamladı. Restoranlar ve büyük iftar davetlerine ev sahipliği yapan 5 yıldızlı otellerde iftar menüleri netleşti. Ortalama mekanlarda geçen yıla kıyasla dikkat çekici bir artış yaşanmazken, bu yıl iftar menülerinin kişi başı fiyatları 1000 lira ile 7 bin lira arasında değişiyor. Daha lüks seçeneklerde ise üst sınır daha da yükseliyor. 4 kişilik bir aile dışarıda iftar yapmak isterse, en mütevazı bir esnaf lokantasında dahi en az 4 bin lirayı gözden çıkarmak zorunda kalıyor. Orta hâlli bir restoranda kişi başı fiyatlar 2 bin 500 liraya kadar yükselirken, dört kişilik bir iftarın maliyeti 10 bin lirayı buluyor.

Celaleddin

‘Lüks haline geldi’

İlk günlerde gözle görülür bir durgunluk yaşandığını belirten İzmir Ticaret Odası (İZTO) Restoran, Kafe ve Eğlence Yerleri Komite Başkanı Celaleddin Özlahlan, “Henüz ilk haftası bile dolmadan, geçen yıla kıyasla işler minimum yüzde 20–30 oranında daha düşük seyrediyor. Bu düşüş yalnızca “mevsimsel bir sakinlik” olarak açıklanabilecek bir durumdan değil ekonomik ve sosyal sebeplerden de kaynaklı. Her şeyden önce Ramazan’ın ilk günlerinde insanların önceliği genellikle evlerinde, aileleri ve yakın çevreleriyle iftar yapmak oluyor. Bu, kültürel olarak her yıl gözlenen doğal bir eğilim. Ancak bu yıl tabloyu farklı kılan en önemli unsur ekonomik koşullar. Geçtiğimiz yıla göre alım gücündeki gerileme, artan hayat pahalılığı ve özellikle gıda fiyatlarındaki ciddi yükseliş, dışarıda iftar yapmayı birçok kişi için lüks haline getirmiş durumda. Özellikle et fiyatlarındaki artış, işletmelerin maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Maliyetler yükseldikçe menü fiyatları da kaçınılmaz olarak artıyor. Menü fiyatlarındaki bu artış ise zincirleme bir etki yaratarak müşteri sayısını düşürüyor. Vatandaş, bütçesini korumak için tercihini evde iftardan yana kullanıyor” dedi.

‘Et fiyatları da artıyor’

Geleneksel olarak ayın ilerleyen günlerinde dışarıda iftar organizasyonları, iş yemekleri ve toplu buluşmaların artış gösterebildiğini aktaran Özlahlan, “Ancak mevcut ekonomik şartlar dikkate alındığında, beklentilerin temkinli hatta düşük olduğu açıkça görülüyor. Düşüşün temel sebepleri arasında vatandaşın alım gücündeki zayıflama, girdi maliyetlerindeki artış, et fiyatlarının yüksekliği ve buna bağlı olarak yükselen menü fiyatları yer alıyor. Ramazan’ın manevi atmosferi aynı kalsa da ekonomik gerçekler sofraların şeklini ve tercihleri doğrudan etkiliyor. İşletmeler açısından umut, ilerleyen haftalarda hareketliliğin artması yönünde olsa da mevcut tablo, temkinli bir beklentiyi beraberinde getiriyor” diye konuştu.

Aykut Yenice-1

‘Daralma hızlandı’

İşletmelerin ne yazık ki Ramazan’dan beklenen kapasiteye ulaşamadığını vurgulayan Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu önceki dönem başkanlarından Aykut Yenice ise, “Zaten son süreçte sektör ciddi bir ekonomik sıkıntı içindeydi; Ramazan’la birlikte bu tablo daha da belirgin hale geldi. Normal şartlarda hareketlilik ve ciro artışı getirmesi beklenen bir dönem, bu yıl birçok işletme için tam tersine daralmanın hızlandığı bir sürece dönüştü. Artan maliyetler, özellikle gıda ve et fiyatlarındaki yükseliş, enerji ve kira giderleri işletmeleri zorladı. Bu maliyet baskısı doğrudan iftar menülerine yansıdı. Bugün 4 kişilik bir ailenin dışarıda iftar yapma maliyetinin 3 bin TL’den aşağı olmaması, vatandaş açısından ciddi bir yük anlamına geliyor. Geçen seneye göre düşüş ise oldukça ciddi boyutlarda. Hatta sadece geçen yıla kıyasla değil; bir hafta öncesine, bir ay öncesine göre bile belirgin düşüşler yaşanıyor. Bu durum, sorunun yalnızca Ramazan’la ilgili olmadığını; genel ekonomik sıkıntının sektöre ağır bir şekilde yansıdığını gösteriyor. Bir anlamda mevcut sıkıntı bu dönemde zirve yapmış durumda” ifadelerini kullandı.

Alpay Okyayy

Zincirleme etki

Ramazan ayının, her yıl yeme-içme sektörü için en hareketli ve en kritik dönemlerden biri olarak görüldüğünü vurgulayan Adil Müftüoğlu Uğur Lokantası’nın sahibi Alpay Okyay, “Ancak bu yıl tablo, geçmiş Ramazanlara kıyasla daha temkinli ve daha durağan bir görüntü çiziyor. İşler geçen seneye göre oldukça azaldı. Hatta yarı yarıya ciro kaybı yaşayan yerler var. Elbette dışarıda iftar yapmayı seven ve bunu ekonomik olarak karşılayabilen bir kesim hâlâ var. Bu grup, restoranları tamamen boş bırakmıyor. Ancak bu kesimin sayısının belirgin şekilde azaldığı görülüyor. Eskiden daha geniş bir orta gelir grubunun tercih ettiği dışarıda iftar alışkanlığı, artık daha dar bir müşteri profiline sıkışmış durumda. Asgari ücret artışı, enerji maliyetleri, kira giderleri, gıda ve özellikle et fiyatlarındaki yükseliş; işletmelerin maliyetlerini ciddi şekilde artırdı. Bu maliyet artışları da doğal olarak menü fiyatlarına yansıdı. Menü fiyatları yükseldikçe, vatandaşın alım gücü daha da zorlandı ve dışarıda iftar tercihi azaldı” sözlerine yer verdi.

‘Durgunluk değil ekonomik baskı’

Alım gücündeki azalmanın dışarıda yemeğe gitme alışkanlığını azaltan en önemli etkenlerden biri olduğunu aktaran Alpay Okyay, “Ekonomideki genel gidişat, hayat pahalılığı ve temel harcamalardaki artış, vatandaşın önceliklerini değiştirmiş durumda. Birçok kişi için dışarıda iftar artık keyfi bir harcama değil; ertelenebilir ya da vazgeçilebilir bir kalem haline gelmiş durumda. Bu da sektörde doğrudan hissedilen bir daralmaya yol açıyor. Ramazan her zaman sektör için umut ayıdır. Ancak bu yıl beklentiler daha düşük ve daha temkinli. İşletmeler, ayın ilerleyen günlerinde bir hareketlilik olmasını umut ediyor; toplu iftarlar, iş yemekleri ve organizasyonlarla bir toparlanma bekleniyor. Fakat genel kanaat, ekonomik şartlar iyileşmeden eski Ramazan temposunun kolay kolay geri dönmeyeceği yönünde. Sorun yalnızca mevsimsel bir durgunluk değil, yapısal bir ekonomik baskının yansıması” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Filiz Erol