Prematüre doğan bebeklerin sağlıklı büyümesi ve yaşam şansının artırılmasında anne sütünün önemli rol oynadığına dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. İnan Can Buran, erken doğumun ardından anne bedeninin bebeğin ihtiyaçlarına uygun içerikte süt üretmeye başladığını söyledi. Anne sütünün yalnızca beslenme ihtiyacını karşılamadığını belirterek, enfeksiyonlardan korunma, bağırsakların olgunlaşması ve beyin gelişiminin desteklenmesi açısından da kritik katkılar sunduğunu ifade etti. Bu nedenle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde temel hedefin, bebeğin mümkün olan en kısa sürede anne sütüyle buluşturulması olduğunu dile getirdi.

Anne sütü vazgeçilmez bir şifa kaynağı

Prematüre bebeklerin emme refleksi gelişmemiş olsa bile anne sütüyle buluşturulmasının önemine işaret eden Dr. Buran, annelere doğumun ilk saatlerinden itibaren süt sağma eğitimi verildiğini aktardı. Sağılan sütün uygun koşullarda saklandığını belirterek, bebeğin sağlık durumuna göre anne sütünün mideye uzanan ince bir beslenme sondasıyla ya da emmeye hazır hale geldiğinde doğrudan anne memesinden verildiğini söyledi. Emme refleksi henüz oluşmayan bebeklerde ise çok küçük miktarlardaki anne sütünün bile değerli olduğunu vurgulayan Dr. Buran, ağız mukozasına damlatılan birkaç damla anne sütünün bağışıklık sisteminin desteklenmesine katkı sağlayabildiğini ifade etti.

Prematüre doğumda anne sütü farklı özellikler taşıyor

Erken doğum yapan annelerin süt içeriğinin zamanında doğum yapan annelerden farklı olduğuna dikkat çeken Dr. Buran, anne bedeninin prematüre doğuma biyolojik olarak uyum sağladığını belirtti. Prematüre bebekler için üretilen anne sütünün ilk haftalarda daha yüksek protein, bazı mineraller, bağışıklık sistemini destekleyen bileşenler ve koruyucu antikorlar içerdiğini ifade ederek, bu sayede bebeğin büyüme ve gelişim ihtiyaçlarına daha uygun bir besin oluştuğunu söyledi. Türkiye'de anne sütü bağışının uygulanmadığını hatırlatan Dr. Buran, her annenin sütünün kendi bebeğine özel özellikler taşımasının prematüre bebeklerde anne sütünün önemini daha da artırdığını kaydetti.

Stres süt üretimini olumsuz etkileyebiliyor

Yoğun bakım sürecinde ailelerin yaşadığı kaygının anne sütü üzerinde etkili olabileceğini belirten Dr. Buran, yoğun stresin süt üretimini tamamen durdurmasa da sütün memeden boşalmasını sağlayan refleksi zorlaştırabileceğini ifade etti. Ailelerin bu süreçte desteklenmesinin önemine dikkat çekerek, ilk günlerde gelen birkaç damla sütün bile büyük değer taşıdığını, düzenli sağımın ise süt üretiminin devamlılığını sağlamada önemli rol oynadığını söyledi.

Anne sütü yetersiz kalıyorsa mama kullanılabilir

Anne sütünün yeterli olmadığı durumlarda önceliğin yine mevcut anne sütünü kullanmak olduğunu belirten Dr. Buran, yurt dışında donör anne sütü uygulamalarının bulunduğunu ancak Türkiye'de bu yöntemin kullanılmadığını ifade etti. Bu nedenle ihtiyaç halinde prematüre bebekler için geliştirilen özel mamalardan yararlanıldığını aktararak, bu ürünlerin anne sütünün yerini tam olarak tutmasa da protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve bazı bağışıklık bileşenleri açısından bebeğin beslenmesini desteklediğini paylaştı.

Beslenmede yalnızca kilo kriteri yeterli değil

Prematüre bebeklerin doğrudan anne memesinden beslenmeye başlamasında yalnızca kilo kriterinin dikkate alınmadığını belirten Dr. Buran, solunumun stabil olması ve genel sağlık durumunun uygun olmasının da önemli olduğunu söyledi. Emme, yutma ve nefes alma koordinasyonunun prematüre bebeklerde genellikle gebeliğin 32 ila 35'inci haftaları arasında gelişmeye başladığını ifade ederek, bu nedenle 35 haftanın altında ve 2 kilogramın altındaki bebeklerde emme refleksinin çoğunlukla tam gelişmediğini kaydetti. Dr. Buran, bu süreçte bebeklerin anneyle temasını artırmak amacıyla kanguru bakımı, kısa emzirme denemeleri ve kontrollü buluşmalar yapılarak emmeye hazırlık sürecinin desteklendiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Derya Duğan