“Bedenimiz, ruhumuzun dökümhanesidir. İçeride ne kaynıyorsa dışarıya o sızar.” Victor Hugo
Kızım ağlayarak yanıma geldi. O sırada arkadaşımla muhabbet ediyorduk. Hemen ağlama nedenini anlatmaya başladı. Malum ergenlik. Anlattığı şey saçma bir konuydu hatta bana komik geldi. “Amaaan ağladığın şeye bak dedim, boş vermesini söyledim”. Bu sefer bana sinirlenerek odasına gitti. Kızımın arkasından arkadaşım beni uyardı. “Gamze hiçbir duyguyu hafife almamalısın. Hele kızınınkini! Ne kadar saçma olsa da konu, gücüne gitmiş.”
Haklıydı. Hemen telafi etmeye çalıştım. Öyle ya çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var.
Çocukluğumuzda yaşadığımız travmaları sonraları unutsak da ileri yaşlarımızda şekil değiştirip, ruhsal ya da bedensel sağlık problemlerine yol açabildiğini öğrendim…
Duygularımızı yönlendiremeyiz. Görmezden gelemeyiz
Toplum kurallarıyla düşüncelerimizin çatışması, duygularımızı özgürce ifade edemememiz, hissettiklerimizi görmezden gelmemiz, sorunları ertelememiz belki gününüzü kurtarabilir ama ileride daha büyük problemlerin oluşmasına neden olabilir. Her Şey Yolunda adlı kitabın yazarlarına kulak verelim:
“Belirli düşünce kalıpları bedenimizi öngörülebilir biçimde etkiler; beden her duyguya karşılık olarak belirli kimyasal maddeler salgılar. Korku uzun bir süre boyunca sizin hakim duygu durumunuz olduğunda, stres hormonlarının, özellikle kortizolün sürekli salgılanması kimyasal maddelerin bir domino etkisini tetikleyerek kalp rahatsızlığına, kilo almaya ve depresyona yol açar. Korku gibi benzeri duygular ve düşünceler de tipik bir kalıbı takip ederek bedene hastalık olarak yansırlar. Kendi yaşamımda keşfettim ki, duygular bedenin her yanında gezinirken, yaşamınızda olup bitenlere bağlı olarak, organları farklı bir biçimde etkiler.”
İnanın bunu tüm doktorlar biliyor. Kitapta bunları okurken, bana meme kanseri teşhisi konulduğunda cerrah doktorun söylediği geldi birden aklıma: “Gamze hanım, kötü bir şey mi oldu hayatınızda? Sevdiklerinizin kaybı, travma ya da boşanma gibi? Genelde bu tür durumlarda kalıtsal nedenlerden farklı olarak çoğu hastam aşırı duygusal travmalar geçirdikten sonra kanser oluyorlar”. Vay canına! Eski zamanlarda “aşkından verem oldu” derlerdi de inanmazdım.!
“Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız” Alice Miller.
İnsan bedeni muazzam bir makine. Hele beyni! Ancak farkındalıklarımızla eğitebiliriz bu karmaşık yapıyı. Psikolojik tedavilerde uzmanlar, kendimizi tanıyarak, kabullenerek, duygularımızla yüzleşerek hastalıklardan kurtulabileceğimizi söylüyorlar.
“Her organ, her hücre görevinin bilincinde ve mesuliyet duygusuyla hareket ediyor. Sistemin çarkları içimizde, dışımızda; hatta tüm çevremizde tıkır tıkır işlerken, biz insanoğlu hizmetimize verilmiş olan her şeyden gafil kalıyoruz. Ne zaman ki iç sistemimizin işleyişinde bir aksaklık oluyor, ancak o zaman olan bitenle farkındalığımız ortaya çıkıyor.”
Mesela memeler anneliği ve duyguları temsil ediyormuş. Sağ meme eşinizi. Sol meme anneliği…
Kitapta çoğu hastalığın duygusal unsurları da var. Tabii doktorların tedavileri ve verdikleri ilaçlar haricinde kendimizin yapacağı psikolojik olumlamaları da. Bu olumlamaları duyacağımız şekilde tekrar etmek tedavimize de iyi geliyormuş. Çünkü beyin, ağzımızdan çıkan her sözü içselleştiriyormuş! Ne tuhaf değil mi? Birkaçını söyleyeyim size:
Sorun: Mide rahatsızlığı. Olası neden: Besinleri tutar. Yeni fikirleri, deneyimleri sindirir. Yeni düşünce modeli (olumlama): ’Hayatı rahatça sindirebiliyorum.’
Sorun: Migren (baş ağrıları): Yönetilmekten hoşlanmamak. Yaşamın akışına direnmek. Cinsel sorunlar. Olumlama: Kendimi hayatın akışına bırakıyorum. Hayatın tüm ihtiyaçlarımı kolayca ve rahatça sağlamasına izin veriyorum.
Sorun: Prostat. Erkeksi prensibi temsil eder. Olumlama: Erkekliğimi kabul ediyorum ve erkekliğimden hoşnutum.
Sorun: Nezle. Olumlama: Aynı anda birçok şeyin olup bitmesi. Zihinsel karmaşa, düzensizlik. Küçük incinmeler. Her kış nezle olurum düşüncesi. Olumlama: Zihnimin gevşeyip rahatlamasına izin veriyorum. İçimde ve çevremde berraklık ve uyum var. Her şey yolunda.
Sorun: Kanser. Olası neden: Derin incinme. Uzun zamandır süren içerleme. İnsanı yavaş yavaş yiyip bitiren üzüntü. Nefret taşımak. ‘Ne yararı var’ yaklaşımı.
Olumlama: Tüm geçmişi sevgiyle bağışlıyor ve bırakıyorum. Dünyamı sevinçle doldurmayı seçiyorum. Kendimi seviyor ve onaylıyorum…
Şunu unutmayın. Duygularınızı, düşüncelerinizi, yok sayabilirsiniz. Ya da kendinizi yalanlarla avutabilirsiniz. Ama ne var ki bedeninizi asla kandıramazsınız!