İzmir’de sağlık ve sosyal hizmet işçileri, çalışma koşulları ve hak kayıplarına dikkat çekmek amacıyla Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir araya geldi. DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş öncülüğünde gerçekleştirilen eylemde, işçilerin talepleri kamuoyuna duyurulurken, sendikanın İzmir Şube Yönetimi'nden Deniz Kaya, sahadaki sorunları ve mücadelenin nedenlerini anlattı.
Eylemde dile getirilen en temel başlıklardan biri, sağlık emekçileri arasındaki ücret adaletsizliği oldu. Kaya, özellikle döner sermaye ve merkezi bütçe kaynaklı farklılıkların çalışanlar arasında ciddi eşitsizlik yarattığını belirterek, “Aynı işi yapan iki çalışandan birine fazla mesai ücreti ödenip diğerine ödenmemesi iş barışını bozuyor. Döner sermaye kapsamında maaş alan birçok arkadaşımız fazla mesai ücretlerini alamıyor. Bu kabul edilemez. Sınıf ayrımına karşıyız, eşit işe eşit ücret temel politikamızdır” dedi.

"Sağlık hizmeti ekip işidir”
Sağlık hizmetlerinin bir bütün olduğuna dikkat çeken Kaya, sistemdeki eşitsizliklerin yalnızca çalışanları değil, hizmet kalitesini de doğrudan etkilediğini ifade etti. Doktordan hemşireye, güvenlik görevlisinden temizlik personeline kadar tüm emekçilerin sağlık hizmetinin parçası olduğunu vurgulayan Kaya, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’de hem çalışma koşullarının hem de özlük haklarının geride kaldığını söyledi. Kaya, “Sağlık emekçilerinin hakları iyileştirilmezse, hizmet kalitesinin daha da kötüleşmesi kaçınılmaz olur. Bizler Avrupa standartlarında çalışma koşullarını Türkiye’de de sağlamak için mücadele ediyoruz” diye konuştu.
Molalar var ama kullanılamıyor
Eylemde öne çıkan bir diğer başlık ise dinlenme hakkı oldu. Toplu sözleşmelerde yer almasına rağmen birçok kurumda molaların fiilen kullanılamadığını belirten Kaya, sağlık çalışanlarının yoğun tempo nedeniyle dinlenemediğini dile getirdi. Kaya, “Mola saatinde olan bir çalışan, acil bir durumda tekrar göreve çağrılıyor. Ancak bu kesintiye uğrayan dinlenme süresi daha sonra telafi edilmiyor. Güvenlikten temizlik personeline, acil servis çalışanlarından ambulans şoförlerine kadar herkes bu sorunu yaşıyor. Dinlenme sürelerinin mesai saatinden sayılması ve açık şekilde güvence altına alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Aynı iş, farklı statü, farklı haklar
Sağlık kurumlarında farklı statülerde çalışan personel arasındaki hak farklılıkları da eleştirilerin odağında yer aldı. Kaya, aynı işi yapan çalışanların farklı çalışma sürelerine tabi tutulduğunu belirterek, “Bir çalışan haftada 40 saat çalışırken, diğeri 45 saat çalışabiliyor. İŞKUR’lu, KHK’lı, işçi ve memur ayrımı ciddi mağduriyetler yaratıyor. Örneğin bazı çalışanların tayin hakkı varken, KHK’lı işçilerin bu hakkı yok. Aile bütünlüğü gibi temel bir hak bile korunmuyor” dedi.
KHK ile ilgili son düzenlemelere de değinen Kaya, yasal değişikliklerin içeriğinin netleşmemesinin çalışanlar açısından belirsizlik yarattığını vurguladı.
Vardiya, yemek ve iş yükü sorunu
Çalışma saatleri ve vardiya düzenlemelerinde de ciddi sorunlar yaşandığını ifade eden Kaya, memur ve işçi ayrımının bu alanda da sürdüğünü söyledi. “Memur personel 24 saatlik sisteme dahil edilirken, işçi personel 12 saate kadar çalıştırılıyor. Ancak bu çalışmaların karşılığı tam olarak ödenmiyor” diyen Kaya, uygulamaların adil olmadığını dile getirdi.
Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi özelinde de değerlendirmelerde bulunan Kaya, yemek hizmetlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, “Verilen yemeklerin porsiyonları yetersiz, kalitesi düşük. Üstelik bazı çalışanlara yemek ücreti de ödenmiyor, bu nedenle kendi cebinden yemek yemek zorunda kalıyorlar” diye konuştu.
Personel eksikliğinin iş yükünü artırdığını belirten Kaya, birçok birimde çalışanların görev tanımları dışında işlere yönlendirildiğini, çalışanların ise geçici görevlendirme korkusuyla itiraz edemediğini ifade etti.
“40 saat çalışma kırmızı çizgimiz”
Eylemde yaklaşan 1 Mayıs’a da dikkat çekildi. Sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin talepleriyle birlikte alanlarda olacağını belirten Kaya, mücadele kararlılığını yineledi.
Kaya, taleplerini ise şöyle sıraladı: “Haftalık 40 saat çalışma bizim kırmızı çizgimiz. Bunun yanında eşit işe eşit ücret, görev tanımlarının ve meslek kodlarının netleştirilmesi, dinlenme sürelerinin mesai saatinden sayılması, gelirde ve vergide adalet sağlanması taleplerimiz arasında yer alıyor.”
İzmir’de yapılan bu eylemle birlikte sağlık ve sosyal hizmet işçileri, hem çalışma koşullarının iyileştirilmesi hem de hak kayıplarının giderilmesi için mücadeleyi büyütme mesajı verdi.





