Ülke genelinde artan enflasyon ve düşen alım gücü, semt pazarlarındaki etiketleri doğrudan etkilemeye devam ediyor. Tarım ve gıda enflasyonundaki yükselişi frenlemek amacıyla meyve ve sebze alışverişlerinde kredi kartına 3-5 taksitle alım gündeme gelirken, pazarlarda değişmeyen fiyat etiketleri vatandaşın cebini rahatlatmaya yetmedi. Taksit uygulaması alışverişi ertelemeyi kolaylaştırsa da, yüksek üretim maliyetleri, nakliye giderleri, aracılık sistemi ve arz sorunları nedeniyle tezgâhlardaki fiyatlar gerilemedi. Artan yaşam maliyeti karşısında temel gıda ürünlerini dahi tek seferde almakta zorlanan tüketiciler, artık meyve ve sebze alışverişini de kredi kartıyla ve taksitli yapmak zorunda kalıyor. Pazarlarda yaz mevsiminin ortasına gelinmesine rağmen beklenen fiyat düşüşünün yaşanmaması, hem tüketiciyi hem de esnafı zor durumda bırakıyor. Üretim sezonunda olmasına rağmen birçok üründe maliyet baskısının devam etmesi, fiyatların istenilen seviyeye inmesini engellerken, vatandaşın alım gücündeki erime sofralara da doğrudan yansıyor. Eskiden poşetler dolusu yapılan pazar alışverişi bugün birkaç kilogram meyve ve sebzeyle sınırlı kalırken, birçok tüketici ihtiyaç listesini fiyat etiketlerine göre yeniden şekillendiriyor.

Ferdan Çiftçi (1)

‘İki taraf da ağır hissediyor’

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte her yıl olduğu gibi bu yıl da meyve ve sebze fiyatlarının düşeceği yönünde bir beklenti oluştuğunu belirten Yüksek Ziraat Mühendisi Ferdan Çiftçi, “Ancak pazarlardaki tablo, bu beklentinin karşılık bulmadığını gösteriyor. Ne çiftçinin sıkıntısı sona eriyor ne de tüketicinin. Çünkü ekonomik krizin etkileri hem üretim hem de tüketim tarafında giderek daha ağır hissediliyor. Bugün pazarlardaki fiyatlara bakıldığında çok büyük artışlardan söz edilmese bile vatandaş açısından ürünler hâlâ pahalı. Bunun en önemli nedeni ise fiyatlardan çok alım gücünün düşmüş olması. Milyonlarca insan asgari ücretle, hatta asgari ücretin altında bir gelirle yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Emekliler, dar gelirli aileler ve sabit ücretle çalışanlar, temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta her geçen gün daha fazla zorlanıyor. Açlık ve yoksulluk sınırının mevcut gelirlerin çok üzerinde seyretmesi, pazardaki her etiketi vatandaş için daha ağır hale getiriyor. Öte yandan yüksek fiyatlardan üretici de memnun değil. Artan mazot, gübre, ilaç, işçilik, sulama ve nakliye maliyetleri nedeniyle çiftçi ürününü maliyet baskısı altında yetiştiriyor. Hasat sonunda eline geçen gelir ise çoğu zaman emeğinin karşılığını vermiyor. Yani tüketici pahalıya alırken üretici de ucuza satmak zorunda kalıyor. Ortaya çıkan bu çelişki, tarım sektöründeki yapısal sorunların en somut göstergelerinden birisi olarak dikkat çekiyor” dedi.

‘Fiyat sorununu çözmüyor’

Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının ise hâlâ kapanmadığını aktaran Çiftçi, “Tarla ve bahçede düşük fiyatla satılan ürünler, pazara ve market raflarına ulaşıncaya kadar katlanarak artıyor. Aradaki ticaret zinciri her aşamada maliyet ve kâr eklerken, bu yükün en büyük kısmını tüketici üstleniyor. Sonuçta üretici yeterince kazanamıyor, tüketici de ihtiyacı olan ürünü almakta zorlanıyor. Bu nedenle meyve ve sebze alışverişinde kredi kartına taksit gibi uygulamalar, vatandaşın ödeme yükünü zamana yayabilir ancak yüksek fiyat sorununu ortadan kaldırmaz. Asıl ihtiyaç duyulan, üretim maliyetlerini azaltacak, üreticiyi destekleyecek ve üreticiden tüketiciye uzanan zincirdeki fiyat farkını azaltacak kalıcı politikalardır. Bu adımlar atılmadığı sürece hem çiftçinin hem de tüketicinin yaşadığı sıkıntılar devam edecek, pazardaki yüksek fiyatlar da gündemdeki yerini koruyacaktır” ifadelerini kullandı.

Hamdinbeyler

‘Fiyatlar düşse de satılamıyor’

Uzun süredir birçok temel gıda ürününün kredi kartıyla satıldığını belirten İzmir Pazarcılar Odası Başkanı Hamdin Erişen, “Bu durum satışları artırmaya yetmiyor. Peynir, zeytin gibi ürünler zaten satılıyordu ama sebze ve meyvelerde de olmaya başladı. Vatandaşın alışveriş yapacak gücü kalmadı, pazarlardaki durgunluk her geçen gün daha da belirginleşiyor. Pazarcılar satmak için çözüm bulmaya çalışıyor, taksitle satış yapanlar da var. İş yok. Tezgâhın başında bekliyoruz ama müşteri gelmiyor. Vatandaş sıcaktan mı çıkmıyor, tatile mi gitti, yoksa cebinde para mı kalmadı, artık ayırt edemiyoruz. Hepsi iç içe geçmiş durumda. Ancak bildiğimiz bir gerçek var; satışlar ciddi şekilde düştü. Fiyatlar çok yüksek olmasa da birçok üründe kâr marjları oldukça düştü. Üretici de esnaf da maliyet baskısı altında ezildi, tarlada satılamayan ürünler pazarda da alıcı bulamıyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri salatalık. Üretici ürünü elden çıkarabilmek için fiyatı sürekli düşürüyor. Bir gün 18 liraya satmaya çalışıyor, ertesi gün 15 liraya indiriyor, sonra 10 liraya kadar düşüyor ama yine de alıcı bulamıyor. Ertesi güne bırakamıyor çünkü ürün bekledikçe değer kaybediyor. Mecburen zararına satıyor ya da çöpe döküyor. Pazarcıların, kendi giderleri de her geçen gün artıyor, yalnızca ürün maliyetini değil, tezgâh kurulumu, ulaşım, çalışan giderleri ve müşteriye ücretsiz verilen poşet gibi birçok masrafı da karşılamak zorunda kalıyorlar. Buna rağmen vatandaşın bütçesini zorlamamak için fiyatları mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışıyorlar ama mevcut ekonomik koşullar hem satıcıyı hem de tüketiciyi çıkmazın içine sürüklüyor” sözlerine yer verdi.

“Alım gücü geriliyor”

Esnafa göre bugün pazarlarda yaşanan en büyük sorunun, fiyatlardan çok alım gücündeki gerileme olduğunu vurgulayan İzmir Pazarcılar Odası Başkanı Hamdin Erişen, “Vatandaş ihtiyaç duyduğu ürünü almakta zorlanırken, esnaf da tezgâhındaki ürünü satamıyor. Sonuç olarak ne üretici emeğinin karşılığını alabiliyor, ne pazarcı istediği satışı yapabiliyor, ne de tüketici gönül rahatlığıyla alışveriş yapabiliyor. Herkesin ortaklaştığı tek nokta ise ekonomik yükün her geçen gün daha da ağırlaştığı yönünde oluyor” dedi.

Kaynak: Filiz Erol