Son yıllarda kas ve iskelet sistemi hastalıklarının tedavisinde sıkça gündeme gelen PRP, ozon, kök hücre ve egzozom uygulamaları, hastalar arasında yoğun ilgi görüyor. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Emre Latifoğlu, bu ilginin önemli ölçüde sosyal medyadan beslendiğini belirterek, kısa ve çarpıcı içeriklerin bu tedavileri olduğundan daha etkili gösterdiğini ifade etti. Geleneksel şikayetlerin yerini artık doğrudan bu uygulamalara yönelik soruların aldığını aktaran Dr. Latifoğlu, hastaların daha gerçekçi beklentilerle yaklaşması gerektiğine dikkat çekti.
“Destekleyici yöntemler, mucize değil”
Dr. Latifoğlu, söz konusu uygulamaların ortak noktasının vücudun kendi iyileşme mekanizmasını desteklemek olduğunu belirtti. Bu yöntemlerin ağrıyı anında ortadan kaldıran ya da hasarlı dokuyu doğrudan onaran tedaviler olmadığını vurgulayarak, etkilerin kişiden kişiye değişebileceğini, hastalığın evresi ve uygulama yönteminin sonuçları doğrudan etkilediğini dile getirdi.
Yöntemler arasındaki farklara dikkat
Uzmanlar tarafından sıkça karıştırılan uygulamaların farklı özellikler taşıdığına işaret edildi. PRP’nin kişinin kendi kanından elde edilmesi nedeniyle güvenli bir yöntem olduğu, ancak ileri düzey kireçlenmelerde tek başına yeterli olmayabileceği ifade edildi. Ozon tedavisinin antioksidan mekanizmayı desteklediği, ancak her hasta için uygun olmadığı belirtildi. Kök hücre uygulamalarının en çok yanlış anlaşılan yöntemlerden biri olduğu, dokuyu doğrudan yenilemekten ziyade iyileşmeyi destekleyen sinyaller gönderdiği vurgulandı. Egzozom tedavisinin ise henüz gelişim aşamasında olduğu ve yeni olmasının tek başına üstünlük anlamına gelmediği kaydedildi.
Egzersiz ve yaşam tarzı vazgeçilmez
Dr. Latifoğlu, hiçbir modern tedavinin egzersiz, hareket ve yaşam tarzı düzenlemelerinin yerini tutamayacağını vurguladı. Tedavi başarısının doğru hasta, doğru zaman ve doğru beklenti üçgenine bağlı olduğunu ifade ederek, sosyal medyada paylaşılan başarı hikayelerinin sürecin tamamını yansıtmayabileceğine dikkat çekti.
“Doğru soru: Bana hangisi uygun?”
Hastaların tedavi seçiminde popüler yöntemlere yönelmek yerine kendi sağlık durumlarına uygun seçenekleri değerlendirmesi gerektiği belirtildi. Bilimsel kanıtlar ve gerçekçi beklentilerle hareket edilmesinin hem hasta hem de hekim açısından en sağlıklı yaklaşım olacağı ifade edildi.




