Havalar iyice ısındı yaz geldi. Meyve sebze çoğaldı. Ama fiyatlar ucuzlamadı el yakıyor. Fiyatlar çok arttığı için büyük üreticiler çok kazanmak için hiç risk almıyorlar, çok daha fazla kimyasal gübre, hormon ve tarım zehri kullanıyorlar. 
Geçen haftalarda Narlıdere pazarında bir tezgahta oturak domates çeşidi 20 TL iken bir kasada aynı çeşitten şekli şemalı çok bozuk ucube domatesler 10 TL’den satılıyordu. Satıcı bunların Cumaovası’ndan bir seradan geldiğini söyledi. Bir kasa domates böyleydi. O kadar fazla gübre ve hormon vermişler ki böyle ucube domatesler ortaya çıkmış. Tabii ki çok fazla tarım zehiri de vermişlerdir. Hepsi sağlamdı pırıl pırıldı. Bu domatesleri görünce ürktüm. Sanki bir bilim kurgu filmi izliyor gibiydim. Bu domatesler Türkiye’de seralarda üretilen sebzelerin geldiği en son noktayı gösteriyor. Türkiye’de belki de 5-10 milyon kişi kendi ürettiği ürünleri ya da organik ürünleri tüketiyordur. Geri kalan 70 milyona yakın kişi çok fazla kimyasal gübre, hormon ve tarım zehiri kullanılarak konvansiyonel tarım sistemiyle üretilen ürünleri tüketiyordur. İyi tarım uygulamaları kötünün bir tık iyisidir. Bu sistemde normalde kontrollü zehir ve kimyasal gübre atılır hasat süresine uyulur ve aralıklarla kalıntı analizi yapılır. Ancak Tarım Bakanlığı iyi tarım uygulamalarında özel şirketlere denetleme yetkisi vermiştir. Tarım Bakanlığı mevzuatına göre bu şirketlerin yılda bir kez denetlenmesi yeterli görülüyor. Bu akıl alır bir uygulama değildir. Oysa doğrusu denetimleri Tarım Bakanlığı elemanlarının yapması ve aralıklarla tarım zehiri kalıntıları için analiz yapılmasıdır. Kısaca iyi tarım ürünlerinde kalıntı olmaması bu koşullarda mümkün değildir.
Birçok diyetisyen ve hekim yazın yazlık sebzelerin tüketilmesini önerir. İlk bakışta bu çok doğru bir bilgi gibi gözükür. Ancak büyük marketlerde çoğunlukla sera ürünleri satılır. Bunlar kışın üretim yapılan aynı seralarda üretilir. Yaz kış salatalıkların hepsi pazarlarda satılanlar dahil seralarda üretilir. Pazarlarda 2-3 yerel satıcıya belki rastlanabilir. Hepsi o kadar. Seralarda salatalık 3 günde bir toplanır çünkü fazla gübre verildiği için çok hızlı büyürler. Bu yüzden tarım zehri atıldıktan sonra hasat süresi beklenmeden toplanırlar genelde. Yani kısaca özellikle salatalık başta olmak üzere yaz kış fark etmez, seralarda üretilen ürünler güvenilir değildir. Çünkü seralarda birim alandan çok daha fazla ürün elde etmek için çok fazla miktarda kimyasal gübre, hastalık ve zararlılara karşı çok fazla zehir kullanılır. Normalde 1 dekar tarladan 10 ton salatalık alınırken ben Urla’nın Kuşçular köyünde 1 dekar seradan 30 ton salatalık alındığına tanık oldum. Sizce bu nasıl olabilir? Elbette sınırsız bir şekilde kimyasal gübre kullanmaktan kaynaklanıyor. Seraların toprağında çok fazla miktarda kimyasal madde birikir. Aynı serada kışın ya da yazın fark etmez üretilen ürünler aynı özelliklere sahiptir. Sadece yazın belki hormon daha az kullanılabilir. Ama asıl çok tehlikeli olan kimyasal gübreler ve tarım zehirleridir. 
Açık alanlarda da çok kimyasal gübre ve tarım zehri kullanılır. Ancak seralarda kullanılan miktar daha fazladır. Yazın büyük marketlerde satılan sera ürünleri yerine pazarlarda satılan tarla ürünlerini tüketmek daha doğrudur. Türkiye’de üretilen salatalıkların hepsinin tohumu ithal hibrit tohumdur. Yerli salatalık tohumu kalmamıştır. Ve bütün pazarlarda ve marketlerde satılan salatalıkların hepsi seralarda üretilir. Pazarlarda yukarıda da açıkladığım gibi sadece tarla salatalığı satan 2-3 üreticiye rastlanabilir. Zaten onlar da miktar olarak az olduğu için birkaç saatte tükeniyor. Yazın salatalık dışında domatesler, biberler, patlıcan, kabak ve fasulye de serada üretilir. Meyvelere gelince onlar da güvenilir değildir. Onlara da çok fazla miktarda kimyasal gübre ve tarım zehri atılır. Örneğin kayısıların lezzetsiz olmasının nedeni çok fazla kimyasal gübre atılmasıdır. Özellikle yumuşak olduğu için çok kurtlanan şeftalilere çok fazla tarım zehri atılır. 
Küçük çocuklar hatta bebekler salatalığı ve şeftaliyi çok severler. Ama ne yazık ki bunlarda çok fazla kalıntı olabilir. Onlara bu ürünleri yedirmek güvenilir değildir.
Tüketiciler olarak yapabileceğimiz tek şey pazarlardan alışveriş yapmaktır. Pazarlarda doğal tarım ürünlerine rastlayabiliriz. Tarla ürünleri seralara nazaran daha az kalıntı içerebilir. 83 milyon insanın hemen doğal tarım ürünleriyle beslenebilmesi mümkün değildir. Ancak kısa sürede iyi tarım uygulamalarına geçmek mümkündür. Ama denetleme yetkisi şirketlerden alınıp eskiden olduğu gibi Tarım Bakanlığı’nın elemanlarına (Tarım Teknikeri ve Ziraat Mühendisi) verilmelidir. Çiftçilere eğitim çalışmaları yapılmalıdır. Aralıklarla kalıntı analizleri yapılmadır.
Sağlıklı günler sevgiler…