İzmir Büyükşehir Belediyesi “Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi” projesi kapsamında çiftçilere birçok destek veriyor. Bir yerel yönetimin bu çalışmaları yapması çok önemli. Çünkü mevcut politikalar küçük çiftçiliği ve köylülüğü bitirme üzerinedir. Tunç Başkan “Başka bir tarım mümkün” diyerek bu politikalara dur diyor. Bu çok kıymetlidir.
Urla’nın ben emekli olduktan sonra yıllar içinde tamamen beton şehir haline gelmesi beni inanılmaz üzdü. İçim yanıyor. Dağını taşını dolaşıp büyük tarım sayımı yaptığım yerlerin durumu içler acısı şimdi. Varsıllar tam bir talan yaptılar bu güzel ilçede. Yüz binlerce zeytin vahşi yapılaşma uğruna acımasızca katledilerek yok edildi. Tam bir katliam yaşandı. Bütün bunlara rağmen Tunç Başkan’ın Urla’da “Başka bir tarım mümkün” kapsamında yaptığı çalışmalar çok anlamlıdır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Şevket Meriç, son üç yılda Urla’da arıcılık, toprak analizi, küçük ölçekli balıkçılık ve sulama gibi pek çok alanda üreticiye destek verildiğini belirtti.
Bu çalışmalar İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi” projesi kapsamında gerçekleşmiş. Şevket Meriç Proje kapsamında birçok çalışmanın halen devam ettiğini söyledi.
Urla’daki talan sonucu ilçede tarımın bitmesine rağmen Urla’da küçükbaş hayvancılığı geliştirme çalışmaları bana umut verdi. Giden topraklar zeytinler geri gelmez. Vakit onların yasını tutacak vakit değil. Vakit var olan koşullarda mucize yaratmaktır. İşte tarımın bitirildiği, betona teslim edildiği Urla’da büyük bir inançla küçükbaş hayvancılığı yeniden canlandırma çalışmaları ve çiftçilere çeşitli desteklerde bulunulması çok kıymetlidir. Bu bir mucizedir bana göre.
Tüm dünyada kapitalizmin çok uluslu şirketlerinin politikalarıyla küçük çiftçilik; dolayısıyla tarım bitirilirken Tunç Başkan dimdik yoluna devam ediyor. Keşke bütün yerel yöneticiler toplumsal faydaya önem verse.
Urla’nın köylerinden muhtarların seçtiği çiftçilere yetiştiricilik konusunda eğitim verilmiş. Törende 114 küçükbaş hayvan bu çiftçilere verildi. 10 tanesi kuzulu olan Sakız koyunları, koçları ve Zanen keçileri dağıtıldı.
Bu keçiler ve koyunlar bol sütlü olur. Bir tanesi bir ailenin süt ihtiyacını karşılar. Özellikle kadın çiftçiler çok mutlu oldular koyun aldıkları için. Onları kıskandım doğrusu.
Nasıl ki Seferihisar’da Tunç Başkan ve Şevket Meriç başta olmak üzere belediye çalışanlarının gayretiyle bir avuç Karakılçık buğdayından tonlarca buğdaya ulaşıldıysa, bu koyun ve keçilerden de gelecekte sürüler oluşabilir. Bu hayal bana umut veriyor. Önemli olan başlamaktır. Bu tören beni aldı çocukluğuma götürdü. Bizim de şehirde oturmamıza rağmen bahçemizde kuzularımız ahırda ineğimiz hiç eksik olmazdı. Bu hayvanları kalabalık ailemizin ihtiyacı için beslerdik. Kuzuların ve danaların ayrı bir yeri vardır benim hayatımda, çok severim onları. Keşke ben de kuzulu bir koyun alıp sütünü sağsaydım. Belki bir gün olur kim bilir.
Ziraat Odası Başkanı yaptığı konuşmada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin zor günlerinde çiftçilere yaptığı destekleri anlattı.
Kuşçular Köyü Muhtarı seraların zarar gördüğü dönemde ve diğer konularda köylerine yaptığı destekten dolayı Tunç Başkan’a teşekkür etti ve plaket verdi.
Tarım bakanlığının küçük çiftçiliği bitirmeye çalıştığı bir dönemde bir yerel yöneticinin bu çabaları gerçekten devrim niteliğindedir. Bu çalışmalar tüm Türkiye’ye yayılmalı. Çok mutlu oldum bu törende umut doğdu içime. Çünkü tarımın gün be gün bitirilmesine tanık olarak Tarım Bakanlığı’nda çalışmak beni çok üzmüştü.
Küçükbaş hayvan dağıtım töreninde konuşan Tunç Başkan şunlara değindi.
“Bütün kalbimle söylemek isterim ki yaptığımız çalışmalar bizim vazifemiz. Biz vazifemizi yapıyoruz, yaparken de başka bir tarım mümkün diyerek yola çıktık. Neden başka bir tarım diyoruz. Çünkü Türkiye’de tarım politikası çöktü. Bu tarım politikasıyla geleceği inşa etmek mümkün değil. Çünkü bu tarım politikasının özünde ithalat var. İthalatla beraber büyüyen ithalat daha çok büyüyor, daha çok büyüyor ve giderek üreticinin daha az üretmesine ve giderek yok olmasına yol açıyor.
Kısacası mevcut tarım politikası, dışa bağımlılığı artıran, içerde küçük üreticiyi çökerten, güçsüz bırakan bir politikadır. Peki biz nasıl bir politika için yola çıktık? Neden başka bir tarım politikası öneriyoruz? Çünkü öncelikle mevcut politikanın planlaması yok. Mevcut tarım politikasının planlaması olmadığı için üretici ne zaman, nerede, ne üreteceğini, nereye pazarlayacak onu bilmiyor.
Şurada 2 katlı bir ev var, oraya 8 katlı yapacağım diye yola çıksanız veya arkadaki yeşil alana ben buraya bir iki katlı villa yapayım deseniz bu mümkün mü? Şehir planlaması diye bir şey var. Ama topraklarımızın yüzde 90'ında kimin nereye, ne zaman dikeceği belli değil. Devlet yok orada. Üretici kendi aklına geleni yapıyor. Diyor ki ben bu sene enginar ekeyim zarar ediyor seneye söküyor.
Tamamen sahipsiz bırakılmış, tamamen unutulmuş bir küçük üretici var. Demek ki önce planlama yapmak lazım. Planlama denilen şey havza ölçeğinde olmak zorunda. Çünkü o havzanın iklimi, güneşe olan bakış açısı bütün bunlar çok önemlidir. Özetle planlamayla başlamaya karar verdik ve gördük ki en az 2 mücadele alanı var kuraklık ve yoksullukla mücadele.
Çünkü plansız üretim nedeniyle yeraltı suları o kadar derine çekildi ki, bunu en iyi üreticimiz biliyor. Eskiden 15- 20 metrelerde su çekerken şimdi 200- 200 metrelerde su bulunamaz hale geldi. Bu sene yağmur çok yağdı. Çok şükür kuraklık meselesi halloldu denecek bir durum değil. Çünkü on yıllardır süren bu kuraklık bir senenin, 2 senenin yağmuruyla, karıyla bitecek şey değildir.
Özetle yeniden ürün desenini planlamamız gerekiyor. Sadece toprakla ilgili değil, hayvanla da ilgili planlama. Büyükbaş hayvancılık Türkiye'nin doğusunda yapılmak zorunda. Türkiye'nin batısında, bizim coğrafyamızda küçükbaş hayvancılığı teşvik ediyoruz. Türkiye'de sadece İzmir bir çoban envanteri çıkarttı. Değerli arkadaşlar. 4 bin 700 çoban arkadaşımızı tespit ettik ve onların sütünü bugünkü piyasa fiyatlarının 2 mislinden almaya başladık.
Koyun sütünü 10 liradan, keçi sütünü 11 liradan alıyoruz. Üstelik daha süt olmadan avans ödemesi yaptık. 500 küsur tabanımızla protokoller imzaladık. Neden? Çünkü Ödemiş'te bir süt işleme fabrikası kuruyoruz ve bu fabrikada koyun, keçi ve manda sütünü işleyeceğiz. Peynir, yoğurt yapacağız. Neden? Çünkü bugüne kadar inek sütüyle paçal yapılan koyun keçi sütü bütün özelliğini kaybetti. Mümkün olan en düşük fiyatla pazarlandı. Buna izin vermeyeceğiz. Küçükbaş hayvanın sütünü yeterince pahalı almaya devam edeceğiz. Çünkü buradan üreteceğimiz süt mamulleri, peynir, yoğurt ve diğerleri piyasanın ihtiyaç duyduğu çok daha lezzetli, çok daha sağlıklı ürünler. Bu bereketli topraklar üretim yapan üreticisine çok daha kaliteli bir hayat sunabilir. Bu coğrafya, bu kadim topraklarda üretim yapan üreticisine çok daha yüksek seviyede bir yaşam kalitesi sunabilir. Neden sunulmuyor?
İşte bu nedenle belediye başkanlığı yapıyorum. Bu nedenle siyasetle uğraşıyorum. Çünkü bu bir kader değil. Bunu değiştirmek mümkün. Ve emin olun biz bunu değiştireceğiz.”
Tunç Başkan konuşmasının sonunda törene katılan herkese çok teşekkür etti. Yıllardır birlikte çalıştığı İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı ve benim de manevi kardeşim olan sevgili Şevket Meriç’e başarılı çalışmalarından dolayı ayrıca teşekkür etti.
Ben 41 yaşında birçok yetkim olmasına rağmen çalıştırılmadığım için emekli olmak zorunda kaldım. Tarımın bitirilmesine tanık olduğum için yıllardır çok üzülüyordum. Bu yüzden Tunç Başkan’ın Seferihisar’da başlattığı ve İzmir ölçeğine yaydığı “başka bir tarım mümkün” kapsamındaki çalışmaları beni inanılmaz mutlu ediyor ve umut veriyor. Türkiye’de bütün yerel yöneticiler tarım konusunda böyle çalışmalar yapsalar tarım ve köylülük küçük çiftçilik yeniden canlanabilir.
Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve küçük çiftçilik, sürdürülebilir agro ekolojik tarım ve kooperatifçilik dünyayı kurtaracaktır. İklim krizine karşı tek çözüm budur. Bu yüzden Urla’da üç beş koyun dağıtıldı diyemeyiz. İnançla bu işe başlamak önemlidir.
Nice başarılı ve verimli çalışmalara… Sevgili Tunç Başkan’a ve Sevgili Şevket Meriç’e çalışmalarında başarılar diler yürekten teşekkür ederim bir vatandaş olarak.
Bütün doğa ve insan dostu özde insanlara sevgilerimle…