Avrupa Birliği komşularımızdan olan bir devleti öyle bir şekilde kandırdı ki, bu ülke şimdi ‘ne yapacağım?’ diye kara kara düşünüyor! Bu, Avrupa Birliği’nin ilk defa yaptığı bir olay değil; daha önce ‘AB’ye gireceksiniz’ diye Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni senelerce oyaladılar. Şimdi ise Ermenistan’ı kandırarak hayal kırıklığına uğrattıkları gibi bu ülkenin de ticaretini neredeyse sıfırladılar.
Geçtiğimiz 7 Haziran’da Ermenistan’da genel seçim yapıldı ve başbakanlık görevini Ermeni vatandaşlar, dar görüşlü ve çok yönlü olan Paşinyan'a verdi. Ermenistan’daki seçim öncesi Fransa Başkanı Emmanuel Macron, Ermenistan’a birçok vaatte bulundu. Ermenilere, Avrupa Birliği’nin pazarını açma söz verdi. Bunun yanında Ermeni tarım ürünlerine Avrupa Birliği’nin tarım vergisinden muaf olacağı söylendi. Bu durum, Ermeni vatandaşları sevindirdi ama Rusya ile olan tarım ürünlerindeki ihracattaki bağını da kopardı. Şimdi Ermenistan’da neler oluyor sizlere bu durumu özetlemeye çalışacağım:
Ermenistan'da şu anda çiftçiler, balıkçılar, balık yetiştiricileri, balık bilimciler ve balık meraklılarının katılımıyla protestolar devam ediyor. Çiftçiler, tarlalarda çürüyen yüzlerce ton domatesin akıbetini öğrenmek için Erivan - Yeraskh uluslararası karayolunu bloke ederken, balık bilimciler ise Ermenistan'dan Rusya'ya yapılan küçük balık sevkiyatının durdurulmasının ardından ortaya çıkan ihracat sorunlarına çözüm bulunmasını talep ettiler ve hükümet binası önünde toplandılar.
İlk bakışta, Ermeni vatandaşlar neden memnun olmadıklarını tam olarak anlatamıyorlar ama…
Seçim gününde Paşinyan, Avrupa yanlısı vatandaşlara açık ve net bir şekilde "Avrupa Birliği pazarının Ermeni tarım ürünlerine gümrük vergisi olmadan açık olacağını" ve "ihracat sorununun siyasi düzeyde çözüldüğünü" duyurdu; geriye kalan tek şey ürünleri Avrupa standartlarına uygun hale getirmek. Yani Paşinyan, “Şimdi portakal fıçılarını yükleyin; Londra sınırında ekmek, tuz ve çurkhela ile sizi bekliyorlar zaten. Eğer bir şey olursa, size bir Parabellum vereceğim ve Rus sömürge kordonlarını kırarak parlak bir Avrupa geleceğine doğru yol alacağız” demişti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Von Der Leyen'in, hiç kimseyi aldatmamış veya tek kuruş zimmetine geçirmemiş biri olarak yaptığı açıklamalar, Ermenistan’da sevinçle karşılanırken beklentileri de arttı. Ermenistan halkı açıkça koşullandı ve demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve Avrupa Birliği ile ortaklığı seçtiler.
Bu muhteşem andan önce, Ermenistan'ın balık ihracatının yüzde 98,3'ü, alkollü içeceklerinin yüzde 84'ü, meyvesinin yüzde 93'ü, sebzesinin yüzde 98'i, şarabının yüzde 68'i ve taze çiçeklerinin yüzde 86'sı Rusya'ya gidiyordu ve tüm ekonomik ve ticari bağlar onlarca yıl içinde kurulmuştu. Moskova, her iki yolu da aynı anda elde etmenin mümkün olmayacağı konusunda defalarca uyararak, “Ya Paşinyan ile Avrupa'ya gidin ya da... Neyse, bir düşünün” dedi Moskova Hükümeti.
Ancak Ermenistan cesurca sıfır rakamına bahis oynadı. Düşünecek ne var ki? Özellikle de Paşinyan AB ile vize rejiminin “liberalleştirilmesini" vaat etmişken…
Von der Leyen, Paşinyan'a ve tüm Ermenilere, bundan böyle ve sonsuza dek, "daha önce Rusya'ya ihraç edilen taze meyve, sebze ve bitkilerin yüzde 99'unun, içecek ve alkollü içki ihracatının yüzde 90'ından fazlasının Avrupa pazarına açık olduğunu" bildirdi. Ayrıca, 16 Haziran'da Ermenistan Hükümeti, AB'ye balık ihracatı için düzenlemeleri resmen onayladı.
Ermeni vatandaşlar, ‘Avrupa Birliği’ne balık ihracatı yapacağız ve euro kazanacağız’ diye sevinip hayaller yaşadılar. Avrupa'da Ermeni balığına teorik olarak ilgi gösteren sadece bir (!) alıcı olduğu ortaya çıktı ve bu alıcının Monako'daki Ermenistan Büyükelçiliği çalışanı olduğu belirlendi. Her şeye rağmen, bugüne kadar Avrupa'ya tek bir gram balık bile satılmadı. Rusya ve Ermenistan arasındaki son dakika görüşmelerinde, Kremlin'den yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile telefon görüşmesi yaptı. Özellikle, Ermenistan'da AB'ye katılma veya Avrasya Ekonomik Birliği'ne kalma konusunda en kısa sürede ulusal bir referandum düzenlenmesi gerektiği vurgulandı.

Xxxxxxxxxxxxxxx

Yazılarımın internet aracılığıyla dünyanın birçok ülkesinde okunması her geçen gün daha da artarken farklı ülkelerden aldığım mailler ve mesajların yanı sıra yorumlardan da çok memnun kaldığımı belirtmek isterim. Özellikle Amerika ve Avrupa’daki okuyucularımdan gelen mailler, yazılarının son derece doğru olduğunu ve kulislerde bile konuşulmayan bilgilere detaylı şekilde yer vermiş olmamı oldukça başarılı buluyorlar. Uluslararası gazetecilik yaparak sizlerin bilmediği birçok konuyu yazmaktayım. Bu da bana gurur veriyor.
Türkiye’deki siyasete gelince; butlan kararı ile Cumhuriyet Halk Partisi’nde gerçekleşen istifalar ile Yeni Parti kuruldu. CHP’den istifa eden 91 milletvekilinin kurduğu bu Yeni Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ana muhalefet partisi durumuna geldi. CHP’nin eski milletvekillerinde 264 tanesi de Yeni Parti’ye katkı sunmak üzere CHP’den istifa ettiler. Pekii, bu durumda ne olacak? İktidar partisi erken seçim kararı alabilir ve bu durumda CHP ve yeni kurulan Yeni Parti, kurultay ve kongrelerini yapmadığı için yapılacak bu seçimlere giremeyebilir. İkinci bir seçenek daha var; Yeni Parti yapılacak erken seçime başka bir parti ile girebilir. Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun bazı partileri kendi listesinden gösterip 6’lı Masayı kurması gibi! Türkiye önümüzdeki günlerde siyasi birçok şeye gebe olabilir.
Yükselen enflasyonun yanında para piyasalarında doların da serbest bırakılması ile Türkiye’nin zor günler geçireceği uzmanlarca ifade ediliyor.