Migren hastalığının tedavisinde sadece ilaca dayalı tedavi yaklaşımlarının yerini son yıllarda bütüncül ve kişiye özel tedavilerin aldığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, migrenin yalnızca zonklayıcı bir baş ağrısı olmadığını vurgulayarak, bu nörolojik hastalığın sinir sistemi, kas-iskelet yapısı, dolaşım ve stres gibi birçok faktörün ortak etkisiyle ortaya çıktığını kaydetti. Bu nedenle tedavide sadece ağrı kesici kullanımının yetersiz kaldığını dile getirdi.

Nöral terapiyle ağrı döngüsü kırılabiliyor

Migreni tetikleyen boyun kası gerginlikleri, eski ameliyat izleri veya dental sorunların sinir sistemi üzerinde kalıcı uyarılar oluşturduğunu aktaran Doç. Dr. Koca, nöralterapiyle bu bölgelerdeki uyarıların kesilebildiğini ifade etti. Özellikle masa başında çalışanlarda görülen kas spazmlarının manuel terapiyle giderildiğinde atakların azaldığını söyledi.

Akupunktur ağrı algısını düşürür

Dünya Sağlık Örgütü’nün de migren tedavisinde önerdiği akupunktur yönteminin, vücutta endorfin salınımını artırarak ağrı algısını düşürdüğünü belirten Doç. Dr. Koca, düzenli uygulamalarda hem atak sıklığında hem de şiddetinde anlamlı azalma görüldüğünü aktardı.

Botoks tedavisi etkili bir seçenek

Ayda 15 günden fazla baş ağrısı yaşayan kronik migren hastalarında botoks uygulamasının etkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Koca, bu yöntemin hem kas gerginliğini azalttığını hem de ağrı iletimini baskılayarak yaşam kalitesini yükselttiğini belirtti.

Mutlaka hekim kontrolünde uygulanmalı

Hacamat ve ozon tedavisi gibi tamamlayıcı uygulamaların, inflamasyon ve dolaşım bozukluğuna bağlı migrenlerde destekleyici rol üstlendiğini söyleyen Doç. Dr. Koca, bu tür yöntemlerin yalnızca hekim gözetiminde uygulanması gerektiğini hatırlattı.

Kişiye özel planlama vurgusu

Her migren hastasının aynı tedaviye yanıt vermediğini ifade eden Doç. Dr. Koca, bir kişide akupunktur etkili olurken, diğerinde botoks ya da manuel terapinin öne çıkabileceğini belirtti. Doç. Dr. Koca’ya göre tedavide başarı, doğru hasta seçimi ve bütüncül bir yaklaşımla mümkün hale geliyor.

Muhabir: Aylin Topaloğlu