DSÖ verilerine göre Türkiye yüksek risk grubunda yer alırken, uzmanlar influenza A’nın (H3N2) yaşlılar, bağışıklığı baskılanmış bireyler ve çocuklar için ölümcül olabileceğini vurguluyor. Hastaneler, influenza virüsüne yakalanan hastalarla dolup taşarken, bu hastalığa yakalananların iyileşmelerinin ortalama iki haftayı bulduğu öğrenildi. İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Yüce Ayhan, “Kış mevsiminin başlangıcından ortalarına kadar farklı etkenlerle solunum yolu enfeksiyonları görülüyor. Normal koşullarda influenza vakalarının daha geç başlamasını beklerdik; ancak bu yıl influenza daha erken başladı. Ekim ayından bu yana influenza A, yani grip vakalarında belirgin bir artış söz konusu. Geçmiş yıllarda genellikle aralık ayı itibarıyla artış gözlenirken, bu yıl daha erken bir yükseliş yaşanıyor. Ülkemizdeki gözlemsel verilerimiz de influenza A vakalarında artış olduğunu gösteriyor. Bunun yanında, mevsimin başında bir COVID-19 artışı da vardı; ancak COVID vakaları giderek azaldı. Sonbaharın ilk haftalarında COVID daha baskınken, ekim ayına doğru influenza virüslerinde artış başladı. Bu artışta H3N2 tipi olarak tanımlanan, daha yayılma potansiyeli yüksek bir influenza alt türünün etkili olduğu görülüyor” dedi.

‘Aşı, şiddeti azaltır’
Influenza aşısının, bu virüse karşı da koruma sağladığını aktaran Yüce Ayhan, “Aşı, enfeksiyonu tamamen engellemeyebilir; ancak enfeksiyonun şiddetini azaltma açısından önemli bir koruyuculuğa sahiptir. Aşının koruyuculuğunu net bir yüzdeyle ifade etmek doğru değildir; çünkü bu durum kişiye ve kişinin özel sağlık koşullarına göre değişkenlik gösterir. Burada asıl vurgulanması gereken nokta, aşının enfeksiyona yakalanmayı tamamen önlemesinden ziyade, enfeksiyonun ağır seyretmesini engellemesidir. Bu nedenle özellikle risk gruplarında aşı önerilmektedir. Amaç, enfeksiyonun öldürücü düzeyde seyretmesini önlemektir. Aşı olmayan bireylerde hastaneye yatışların daha fazla olduğu yönünde gözlemler bulunuyor. Bu durum beklenen bir durumdur. Aşılanan kişilerin bağışıklık sistemi virüse karşı bir yanıt geliştirir ve bu da hastalığın daha hafif geçirilmesini sağlar. Aşılanmamış bireylerde ise enfeksiyonun daha ağır seyretmesi doğaldır” ifadelerini kullandı.
‘Ölümcül olabilir’
Influenzanın, özellikle risk gruplarında ölümcül olabilen bir enfeksiyon olduğunu aktaran Yüce Ayhan, “Ölüm riski başta ileri yaşlı bireylerde olmak üzere, kronik solunum yolu hastalığı bulunanlarda (astım hastaları gibi), bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ve kanser tedavisi alan hastalarda daha yüksektir. Dünya Sağlık Örgütü’nün kasım ayının son haftasında yayımladığı haritaya göre Türkiye, influenza açısından vaka pozitiflik oranı yüzde 30’un üzerinde olan ülkeler arasında yer alıyor. Bu oran, yüksek düzeyde bir yayılımı gösteriyor. Avrupa genelinde zaten yüksek oranlar izlenirken, Balkan bölgesi de benzer şekilde riskli bölgeler arasında bulunuyor” diye konuştu.
‘Aşılar yaptırılmalı’
Korunma önlemlerini belirten İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Yüce Ayhan, “Solunum yolu virüslerinden korunmada ilk ve en önemli adım, risk gruplarının influenza ve COVID aşılarını yaptırılmasıdır. Bunun yanı sıra RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs) adı verilen başka bir solunum yolu virüsü de bulunmakta. RSV özellikle 5 yaş altı çocuklarda ağır ve hatta ölümcül seyredebilir. RSV’ye karşı aşı mevcut; ancak Türkiye’de yaygın ve ücretsiz bir uygulama alanı bulunmamakta. Aşıya ancak bireysel ödeme yoluyla ulaşılabilir. Aşı dışında kişisel korunma önlemleri de büyük önem taşımakta. Özellikle kalabalık ortamlarda ve toplu ulaşımda maske kullanımı, enfeksiyonun yayılmasını önlemede en etkili, en basit ve en erişilebilir yöntemdir. Solunum yolu enfeksiyonu olan kişilerin öksürürken veya hapşırırken maske takması, sağlıklı bireylerin de kendilerini korumak amacıyla maske kullanması gerekmekte. El temizliğine de dikkat edilmeli. Alkol bazlı el antiseptikleri, kolonya ya da en etkili yöntem olan su ve sabunla el yıkama, korunmada temel önlemler arasında yer almakta” sözlerine yer verdi.





