Merhabalar sevgili okurlarım, umarım hepiniz iyisinizdir.
Geçen hafta hatırlarsanız, yakın zamanda okullarda yaşanan şiddet olaylarını, bunların yaşanmasında etkili olan faktörleri ve neler yapılması gerektiğini konuşmuştuk. Bu hafta ise şiddetten biraz daha detaylı bahsetmek istiyorum.
Alışmak
Bana kalırsa bugün en çok üzerinde durmamız gereken şey şu; şiddet haberleriyle her karşılaştığımızda daha az dikkat ediyoruz. Haberi okuyoruz, bir an duruyoruz, sonra kaydırıp geçiyoruz.
Bu davranış aslında insan zihninin kendini koruma yollarından biri. Sürekli acı haber alan zihin, bir süre sonra duygusal tepkisini azaltmaya başlıyor. Bu anlaşılabilir bir şey ama bir psikolog olarak bu davranışı, olayların kendisi kadar önemli buluyorum çünkü bir davranış sıradanlaştığında, onu görmezden gelmek de kolaylaşıyor. Buna dikkat etmediğimizde, sorgulamayı da bırakmaya başlıyoruz.
Şiddetin pek çok yüzü
Şiddet dediğimde çoğunuzun aklına önce fiziksel şiddet geliyor, bunu duyar gibiyim… Oysa şiddetin pek çok türü var. Bir söz, bir bakış, birini görmezden gelmek ya da dışlamak da şiddetin bir parçası olabiliyor. Fiziksel şiddet çok görünür olduğu için en çok onu konuşuyoruz ama diğer türler sessizce ilerleyip çocukların iç dünyasında iz bırakabiliyor.
Burada önemli olan; şiddetin görünmeyen biçimleri de sıradanlaştığında, çocuk için “normal” olanın sınırı değişiyor. Bağırarak konuşmak, küçümsemek ya da alay etmek gündelik bir dil haline geldiğinde, çocuk bunu fark etmeden öğrenebiliyor.
Normal olmayanı normal saymak
Burada ince bir ayrım yapmak istiyorum. Çocuğun şiddeti sık görmesi, onun şiddet uygulayacağı anlamına gelmiyor ama şiddete tepkisiz kalındığını görmek, çocuğun “bu böyle” demesine, yaşadığı rahatsızlığı da bastırmasına yol açabiliyor. Bazı çocuklar bu durumda içine kapanıyor, bazıları öfkesini başka yerlerde gösteriyor, bazıları da hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Üçü de aslında aynı şeyin farklı yüzleri olabiliyor. Yani şiddetle karşılaşıldığında ya da şiddet davranışı ortaya çıktığında yeterli bir çözüme ulaşılamaması, şiddet eğiliminin azalmasına da pek destek olmayabiliyor.
Nerede öğreniliyor?
Bazı davranış biçimleri kuşaktan kuşağa aktarılıyor, şiddet de bunlardan biri bence. Bunu söylerken kaçınılmaz bir döngüden bahsetmiyorum. Aksine, bir davranışın nerede öğrenildiğini bilmek, onu değiştirebileceğimizi de gösteriyor.
Bana göre çocuklar şiddeti farklı alanlarda deneyimliyor veya görüyor: evde ve çevrelerinde duydukları dilde, ekranlarda ve haberlerde, arkadaş ilişkilerinde. Bunların her biri ayrıca konuşmayı hak ediyor, o yüzden önümüzdeki haftalarda tek tek ele alacağım. Şimdilik şunu söylemek istiyorum: Bir çocuk şiddetle sık karşılaştığında, bir ihtimal olarak onu “normal” bir şey gibi görmeye başlıyor.
Bir soru
Geçen hafta çocukların görülmesinden bahsetmiştik. Bu hafta ise kendimize şunu sormak istiyorum: Biz yetişkinler olarak bu davranışın neresindeyiz? Çünkü çocuklar, şiddete bizim tepkimize bakarak karşılık vermeyi öğreniyor. Bir haber karşısında omuz silkiyorsak, bir arkadaşıyla alay edilmesini “şaka” diye geçiştiriyorsak, bunu en yakından izleyen de onlar oluyor.
Burada farkındalığın gerçekten önemli olduğunu biliyorum. Hepimiz yorgunuz, hepimiz çok fazla haberle karşılaşıyoruz ama haberler karşısında tepkisiz kalmamak, hâlâ duyarlı olduğumuzun da işareti. Bunu korumak, çocuklara verebileceğimiz en önemli örneklerden biri.
Haftaya, bu alışmanın çocuğun iç dünyasında neye dönüştüğüne, dışlanmanın ve aidiyetin bir çocuk için ne anlama geldiğine bakacağız.
Sevgiyle.