Artan gıda enflasyonu İzmir’de sokak lezzetlerini de vurdu. Bir dönem en ucuz karın doyurma yöntemi olan pilav, döner ve tost artık birçok vatandaş için ulaşılması zor hale geldi. Domatesin kilosunun 100 liradan başladığı, biberin kilosunun 300 liraya dayandığı, 2 demet yeşilliğin bile 100 lirayı bulduğu gıda enflasyonuna artan akaryakıt, doğalgaz ve tüp fiyatları da eklenince vatandaşın yüksek fiyat nedeniyle alternatif olarak tercih ettiği sokak satıcıları bile lüks hale geldi. İçinde yağ, pirinç ve nohutun bulunduğu, üzerine 2 dilim domates ve biraz turşunun eklendiği 1 tabak pilav bile seyyar satıcılarda 120 liradan satılıyor. Vatandaş pilavını tavuklu yemek isterse o zaman fiyatı 150 liradan başlıyor. Yine öğle arasında tercih edilen ve kuzu bağırsağından yapılan kokoreçin yarım ekmek fiyatı ise 400 liradan satılıyor. Atıştırmalık olarak yine sokaklarda satılan midye dolmanın adet fiyatı 15-20 TL’den, bardakta mısırın orta boy bardakta sunulanı 100 liradan müşteri buluyor.

‘Gevrek ve boyoz bile’
Benzer şekilde ayaküstü yenilen dürüm et döner 180-300 TL, tavuk dürüm 150-200 TL, hamburger 200-250 TL, karışık tost 150-200 TL aralığında satılıyor. İzmir Seyyar Satıcılar Derneği Başkanı Evren Laçin, hem vatandaşın hem de seyyar esnafın sokakta ayakta kalmakta zorlandığını söyledi. Fiyatların özellikle Alsancak, Bornova ve Konak gibi merkezi noktalarda üst banda yaklaştığını aktaran Laçin, “Eskiden vatandaş en kötü et dürüm veya yarım ekmek kokoreç yiyerek gününü geçiriyordu. Şimdiler de ise vatandaş gevrek ve boyoz bile alamaz hale geldi. Fakat satıcıların da maliyetleri çık arttı. Ürünleri yenmeye hazır hale getirmek için kullandığımız doğalgaz, elektrik ve tüp gibi enerji fiyatlarına gelen zamlar bizim belimizi büktü. Gıdada ise biberin bile kilosunun 400 liraya yaklaşması, 2 demet yeşilliğin 100 liradan satılması ister istemez zamlara neden oldu” diye konuştu. Laçin, “Vatandaş pahalı diyor ama esnaf da haklı. Bizim maliyetlerimiz ikiye, üçe katlandı. Pirinçten yağa, tüpten kiraya kadar her kalem arttı. Eskiden 40 liraya sattığın ürünü bugün 100 liraya satmazsan zaten ayakta kalamazsın. Sokak lezzetleri artık eski rolünü kaybetti. Sokak yemekleri dar gelirlinin son sığınağıydı. Şimdi orası da gidiyor. Hem vatandaş zorlanıyor hem seyyar satıcılarımız” ifadelerini kullandı.

‘Ulaşılabilirliğini yitirdi’
Artan maliyetlerin yalnızca büyük işletmeleri ya da zincir restoranları değil, sokağın en mütevazı tezgâhını bile derinden sarstığını belirten Sokak Ekonomisti Dr. Osman Sirkeci, “Bir zamanlar dar gelirlinin “en ulaşılabilir” seçeneği olarak görülen sokak lezzetleri, artık hızla bu özelliğini kaybediyor. Pilavdan haşlanmış mısıra, simitten çağla bademe kadar uzanan o tanıdık lezzetler, bugün art arda gelen zamların gölgesinde ayakta kalmaya çalışıyor. Seyyar esnafın kullandığı tüp gazdan yakıta, hammaddeden nakliyeye kadar her kalemde yaşanan artış, doğrudan tezgâha yansıyor. Eskiden birkaç lirayla karın doyurulabilen ürünler, bugün birçok kişi için hesap yapılarak alınan, hatta çoğu zaman vazgeçilen seçeneklere dönüşmüş durumda. Sokakta hızlıca bir şeyler atıştırmak artık “pratik” olmaktan çıkıp, giderek ‘lüks’ kategorisine yaklaşan bir harcamaya dönüşüyor” diye konuştu.
‘Ulaşılabilirdi, erişilmez oldu’
Artışların yalnızca fiyat etiketlerinde değil, toplumun gündelik yaşamında da hissedildiğini kaydeden Osman Sirkeci, “Öğrencinin, emeklinin, asgari ücretlinin en kolay ulaşabildiği beslenme alternatifi daralıyor; sokak lezzetleri, geniş kitlelerin hayatında eski yerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, sadece esnafın kazancını değil, aynı zamanda toplumun dayanma gücünü de zorluyor” dedi. Seyyar satıcıların ise bir yandan maliyet baskısıyla mücadele ederken, diğer yandan müşteriyi kaybetmemek için fiyat artışlarını sınırlı tutmaya çalıştığını aktaran Dr. Sirkeci şöyle konuştu: “Ancak enerji ve girdi maliyetlerindeki yükseliş sürdükçe, bu dengeyi korumak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bu noktada gözler ekonomi yönetimine çevriliyor. Enerji fiyatlarından temel girdi maliyetlerine kadar yapılacak düzenlemelerde; dar gelirlinin, işsizin, emeklinin, öğrencinin ve sokak esnafının gözetilmesi gerekiyor. Aksi halde, bir zamanlar “en ulaşılabilir” olan sokak lezzetlerinin bile toplumun büyük kesimi için erişilemez hale gelmesi kaçınılmaz görünüyor.”





