“Hani şu kıvırcık saçlı, televizyonda resim yapan, doğayı resmeden ressam” diye tarif edilir hep.
Bazı sanatçılar ise ona “piyasa ressamı” diyerek onu hafife alır. Ben Bob Ross’a takılan bu etiketleri bir kenara bırakıp asıl başarısından bahsetmek istiyorum.
Ülkemizde resim yapmak, kimi zaman doğuştan yetenek gerektiren ve ancak belirli bir sanat eğitimiyle ulaşılabilecek bir uğraş olarak algılanabiliyor, hatta sanat galerileri ve sanat piyasasıyla özdeşleşen bu algı, resim yapmayı merak eden insanların daha başlamadan kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olabiliyor. Bob Ross ise milyonlarca insana, ressam olmak zorunda kalmadan resim yapabileceklerini hissettirdi. Resim Sevinci (The Joy of Painting) adlı televizyon programı, 1993'ten itibaren TRT 2'de yayınlandı ve bu hissi Türkiye'deki evlere de taşıdı.
Artık resim yapmak için Ross’u adım adım takip etmek yeterliydi.
Mesela yelpaze şeklindeki fan fırçayı hafif vuruşlarla, aşağı doğru genişleyen bir düzende tuvale uyguladığınızda ortaya bir çam ağacı çıkıyordu; bu ve benzeri pratik fırça teknikleri, resim yapmanın mümkün olduğunu gösteriyordu. Islak üzerine ıslak çalışma yöntemi de sonucu hemen görmenizi sağlıyordu. Bu teknik Ross’a özgü değil, resim tarihinde çok eskiden beri kullanılıyor, ama o, tekniği bir televizyon seyircisinin evinde uygulayabileceği kadar yalın hâle getirdi. Böylece bir iki saatlik uğraşın sonunda ortaya tatmin edici bir manzara resmi çıkıyordu.
Başarısını yalnızca tekniğe bağlamak doğru olmaz. Sakin sesi, “hata yoktur, mutlu kazalar vardır” felsefesi ve izleyiciye verdiği güven duygusu, “ben de yapabilirim” hissinin asıl kaynağıydı.
Peki ya “piyasa ressamı” eleştirisi? Evet, Ross seri üretilebilen, herkesin hoşuna giden resimler yapıyordu. Eleştirmenler, formülle öğretilen resmin kişiye kendine ait bir anlatım dili kazandırmadığını söyleyebilir. Bu bir noktaya kadar haklı bir itiraz. Ama Ross’un derdi sanat çevresine hitap etmek ya da özgün bir dil öğretmek değildi. Onun derdi, insanları fırçaya yaklaştırmaktı. Resme ilk adımı atan milyonlarca insan için bu, küçümsenecek bir başarı değil.