Ekonomik kriz bütün sektörleri etkiledi. Ama yaşamsal açıdan baktığımızda üzerinde durulması gereken en önemli sektörler tarım ve sağlık sektörüdür. Sağlık sektörünün çok zor durumda olduğunu hepimiz yaşayarak görüyoruz. Üniversite hastanelerinde parasız muayene olmak neredeyse imkansız. 
Ekonomik krizden  en çok etkilenen  yaşamsal sektör ise tarım sektörüdür. Bir tarımcı olarak zaten ezelden beri tarımın bitirilmesini amaçlayan politikalar yüzünden çiftçilerin ne kadar zor durumda olduğunu çok iyi biliyorum. Şimdi ekonomik krizle birlikte tarım artık iyice ve hızla bitiyor. Köylülerin bir kısmı direniyor ama büyük bir kısmı çiftçiliği bırakmak zorunda kalıyor.
Evet tarım sektörü çok önemlidir insan yaşamında. Çünkü tarımsal ürünler yaşamsaldır. Bir düşünelim tarımsal ürünler olmasa nasıl yaşayacağız. Hiçbir şey yemeden hayatta kamamız imkansız. 
Bilinçli olarak küçük çiftçilik bitirildi ve yığınlar iyi bir alıcı kitlesi oluştursun diye ucube büyük kentler yaratılarak oralara göç ettirildi.
 Şimdi biz yaşamak için ne yiyeceğiz? Beton binaları mı kemireceğiz. Olası bir açlık büyük olasılıkla gelecekte yaşanacak o ayrı bir konu. Bizler bir avuç kalan küçük çiftçiler desteklenmezse ileride yaşanacaklar şurada dursun bu günlerde aç kalacağız. Soruyorum yaşamak için başka bir çaremiz var mı? Paramız olmadığı halde neden ithal ürünlere mecbur kalalım? Diyeceksiniz ki, “ya hiçbir ürün sıkıntısı yok marketlerde pazarlarda her şey var. Evet var ama kimler bu ürünlere ulaşabiliyor? Ne zamana kadar yerli ürünlere ulaşma şansınız var hiç düşündünüz mü?  Ben de emekli bir insanım ve pazardan alışveriş yaparım. Artık pazar sepetimi dolduramıyorum. Örneğin İzmir’in nüfusu 4 milyon 455 bin. Bunun çok büyük bir kısmı yoksulluk ve açlık sınırında ve hatta aç olarak yaşıyor.
Dolayısıyla olaya büyük bir pencereden bakmak lazım. Ülkemizde çok az kalan küçük çiftçilik  tamamen biterse Afrika ülkeleri gibi biz de büyük şirketlerin hegemonyasına gireriz. Bağımsızlığımızı kaybederiz.
Ben Güney Afrika’nın Cape Town şehrine gittim, gördüm. Bu şehrin nüfusu 4 milyon 600 bin yani İzmir kadar. Bu şehir İngiliz ve Amerikan şirketlerinin hegemonyasında. Cape Town başkan yardımcısıyla görüştüm (İzmir Büyükşehir Belediyesi randevu almıştı) bu bilgileri ondan aldım. Bütün bunlardan dolayı Türkiye’de tarımın bugün geldiği durum bu topraklarda yaşayan herkesin derdi olmalı. Küçük çiftçiliğin ve hayvancılığın tamamen bitirilmesi İzmir’den Hakkari’ye kadar ülkemizde yaşayan bütün insanların sağlıklı  güvenilir gıdaya erişimini engeller. Doğup yaşadığımız bu topraklarda yüz yıllardır olduğu gibi kendi ürettiğimiz sağlıklı besinlerle yaşamımızın sürekliliğini sağlamamız bizim en temel hakkımızdır. Artık bıçak kemiğe dayandı küçük çiftçilerin dayanacak gücü kalmadı. 
Karadeniz bölgesindeki çay üreticileri de çok zor durumdalar. Çiftçiliği bırakmak zorunda kalıyorlar. Bu yüzden çay üreticileri örgütlenmişler, yollara düşecekler mecburen. 
Karadeniz bölgesinde örgütlenen “Çay Üreticileri Meclisi”nin bir kolu Artvin Kemalpaşa’dan yola çıkacak ve Hopa, Arhavi, Fındıklı, Ardeşen, Pazar ilçe merkezlerinde yürüyüş yaparak Rize’deki Çaykur Genel Merkezi’nin önüne ulaşacaklar. Diğer bir kolu ise Trabzon’un Of ilesinden çıkarak İyidere ilçesinde yürüyüş yaptıktan sonra Çaykur Genel Merkezi’nin önüne ulaşacaklar. İki grup perşembe günü saat 14:30’da Çaykur Genel Merkezi’nin önünde buluşarak topladıkları imzaları ve taleplerini Çaykur Genel Müdürlüğü’ne ulaştıracaklar. Çay Üreticileri Meclisi’nin talepleri şunlar:
 
1-Yaş çay taban fiyatı 9.00 TL. olmalı, organik çay konvansiyonel çayın iki katı olmalıdır.
2-Gübre ve girdi fiyatlarının yüksekliğinden kaynaklı üretici sübvanse edilmelidir.
3-Özel sektörün taban fiyat altında çay alımı yasaklanmalıdır.
4-Üreticilerin talepleri gözetilerek “Çay Kanunu” hazırlanmalıdır.
5-Kota ve kontenjan kaldırılmalıdır.
6-Mevsimlik işçiler kadroya alınmalıdır.
7-Toprak sağlığı ve verimliliği çalışması yapılarak, organik çay üreticilerinin çay sertifikası çıkarılmalıdır.
Yaşamımızın vazgeçilmezi çaylarımızın üretimi tehlikeye giriyor. Ülkemizde çay tarımının bitmesini ve ne olduğu belirsiz ithal çayları içmeyi tercih eder misiniz? Eğer etmiyorsanız; kendi ülkemizde üretilen organik çayları makul fiyatlardan alabilmek için çay üreticilerinin yanında yer alın ve bu yazıyı paylaşın. Bu dayanışmayı ve güç birliğini kendiniz için yapın. Çünkü herkes çay içtiği için Karadeniz Bölgesi’ndeki çay üreticilerinin sorunu İstanbul’dan Kars’a, çok çay içilen Erzurum’a kadar bu topraklarda yaşayan  herkesin sorunudur.
Ülkemizde tarım biterse bizim bağımsızlığımız da biter. Ülkemizde küçük çiftçilik biterse biz de biteriz, aç kalırız yeterli ve güvenilir gıdaya erişemeyiz. Sadece bir avuç varsıl insan bu gıdalara erişir.
Ülkemizde köylülük, tarım ve dolayısıyla küçük çiftçilik, hayvancılık, yerel tohumlar tamamen bitme noktasında. Afrika ülkeleri gibi olmamız kaçınılmaz. Ama ben Ülkemizin birçok bölgesinde köylerde çalışmalar, sosyolojik gözlemler yaptım, umutsuz değilim. Hala bir avuç yerel tohum var, hala yerli küçükbaş hayvanlar var, hala çok azda olsa küçük çiftçiler var. Gelin hep birlikte fikir ayrılıklarımızı bir tarafa bırakarak kendimiz, gelecekte çocuklarımız ve ülkemiz için dayanışma içerisinde güç birliği yaparak çiftçilerimizin yanında yer alalım. Köylere gidelim dertlerini dinleyelim, omuzlarına dokunalım, anlattıklarını paylaşalım, yazalım çizelim, gördüklerimizi anlatalım.
Çünkü biz bu topraklarda doğduk ve bu topraklarda hepimiz hak ettiğimiz gibi yaşamalıyız. 
Dolayısıyla yaşamın sürekliliğini sağlayan sağlıklı ve güvenilir tarım ürünlerine ulaşmak hakkımız. Bizler yüzyıllardır olduğu gibi bu topraklarda üretilen sağlıklı ve güvenilir ürünleri tüketmek istiyoruz. Afrika ülkelerinde olduğu gibi bağımsızlığımızı kaybederek çok uluslu şirketlerin hegemonyasına girmek istemiyoruz. Çünkü bu topraklar bizim, bu ülke bizim. Başka ülkelere göçmek istemiyoruz. 
Çay Üreticileri Meclisi’ne kolaylıklar diliyorum. Umarım ilgili kurumlardaki yetkililer onların taleplerini yerine getirir. Çay üreticisi çiftçiler kurtulur, bu bir örnek oluşturur ve diğer çiftçilerin talepleri de dinlenir. Bizler de kendi ülkemizde üretilen organik tarım ürünlerine ve sevdiğimiz çaylara makul fiyatlardan ulaşırız. 
Karadeniz Bölgesi’nde çay tarımı biterse ne olduğu belli olmayan ithal çaylara mahkum kalırız bunu unutmayalım. Şimdi koltuğunuzda çay içerek bu yazıyı okurken lütfen yollara çıkmak zorunda kalan çay üreticilerini düşünün. Onlar sadece kendileri için yürümüyorlar sizin için de yürüyorlar.
Bol sohbetli keyifli çaylarınız olsun sevgiler…