Ekonomik kriz en çok çocukları etkiledi. Eskiden yoksulluk sınırında yaşayan çocuklar dengesiz ve yetersiz beslenirken; şimdi o çocuklar yarı aç yarı tok yaşıyorlar. Hangi kurum bunu araştırıyor ki? Kimin umurunda bu? Çocukların gelecekte olası bir açlıkta hayatta kalmasını sağlayacak olan zeytinlerin kökünü kurutacak yasa değişikli yapılacağına; aç çocuklar için yasa değişikliği yapılsaydı. Milyonlarca çocuk ekonomik krizden dolayı aç yaşıyor çok büyük bir kısmı da sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişemiyor, yetersiz ve dengesiz besleniyor. Örneğin İzmir’in nüfusu 4 milyon 321 bin. Bu nüfusun bence en az 1 milyonu yarı aç yarı tok yaşıyordur. Diğer 1 milyonu da yoksuldur. Ülkemizdeki en önemli çocuk sorunlarından birisi olan çocuk işçiler, mevsimlik çocuk işçiler ekonomik krizle birlikte daha da artmıştır. Çocuk gelinler, çocuklara yapılan tacizler ise devam ediyor.
Ben kendimi dünyanın bütün çocuklarını doğurmuş gibi hissediyorum. Bu yüzden çocuklarım arasında ayrım yapamam. Dolayısıyla bütün bu sebeplerden dolayı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayamıyorum. Çünkü yarı tok yarı aç yaşayan; küçük bedenleriyle dünyanın yükünü taşıyan çocukların varlığı benim yüreğimi acıtıyor.
Atatürk bu bayramı çocuklara sadece süslü püslü elbiseler giyip eğlensinler diye armağan etmedi. Onun asıl amacı çocuklara dikkat çekmekti. Onların hak ettikleri gibi yaşama koşullarının sağlanması için bu bayramı hediye etti.
Narlıdere Çocuk Senfoni Orkestrası 23 Nisan dolayısıyla çok güzel bir konser verdi. Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşen etkinlik çok güzeldi. Çocukların orkestrası sanat merkezinin bahçesindeki bilge zeytine tünemiş kuşların orkestrasına karıştı. İki orkestra ahenkle gökyüzüne hoş tınılar yolladılar.
Bu orkestrada keman çalan komşum Poyraz Başel 12 yaşında. 6. Sınıf öğrencisi. Keman çalmayı annesi önermiş, 6 ay kursa gitmiş İstanbul’da, İzmir’e taşınınca bu orkestranın elemelerine katılmış ve orkestrada yer almış. Keman çalmayı çok sevdiğini ve kemanın insanla bütünleştiğini söylüyor Poyraz. İleride hangi mesleği olursa olsun keman çalmaya devam etmek istiyor. Babası konservatuar düşünüyormuş olabilir diyor. Şarkıların bir ruhu var, önemli olan şarkının ruhunu hissetmek çalarken diyor.
Sevgili küçük komşum ve arkadaşım Poyraz’ı kutluyor, başarılar diliyorum hem okul hem de müzik hayatında. Onu yetenekleri doğrultusunda bir enstrüman çalmaya yönelten bir ailesi olduğu için çok şanslı.
Evet Çocuk Orkestrası muhteşemdi. Aralarında konservatuar öğrencileri de olan bu orkestra keman çalmayı bilen çocuklar arasında bir eleme yapılarak oluşturulmuş. Yani Narlıdere Belediyesi bir eğitim vermemiş provalar yapılmış orada. Konseri zevkle ön sıralarda protokolde izledim. Ama bir şey beni çok rahatsız etti. İçim biraz buruk hala. Salonda 3-7 yaşları arasında çok çocuk vardı. Anneleri büyük bir coşkuyla çocuklarını kucaklayıp konsere getirmişlerdi. Bunların kimisi yer bulamadı, salonu terk etti. Geri kalan çocuklar da orkestrayı ve enstrümanları göremedikleri için çok sıkıldılar. Bu konser 23 Nisan çocuk bayramı dolayısıyla çocuk orkestrası tarafından veriliyor ve çocuklar dinlesinler diye oluşturulmuş. Yani gün çocukların günü. Bu konseri düzenleyen protokol üyeleri bir günlüğüne alışkanlıklarından vaz geçip arkalarda otursalar önlerde küçük çocuklar otursa kıyamet mi kopardı. İnsan ön sıralarda oturunca mı, yoksa toplumsal fayda konusunda çok başarılı olunca mı büyük insan oluyor? Bu soruların cevabını iyi düşünelim.
Diğer bir konuda şu. Konser birkaç gün sürse, kentin kovuklarında yaşayan yoksul çocuklarda konsere taşınsa ve onların bayram gününde konser izlemesi sağlansa çok mu kötü olurdu. Bu, o çocukların da hakkı değil mi? İşte önemli olan çocukların da bu dünyada var olduğunu unutmamak onlara hak ettikleri yaşamı ayrımcılık yapmadan sunmaktır. Ben ülkemin dört bir yanında çok küçük emekli maaşımla yerel tohum çalışmalarını çocuklarımız gelecekte aç kalmasın diye yapmaya çalışıyorum. Büyüklerin onların geleceği hakkında verdikleri kararlardan habersiz sokaklarda oynuyorlar. Onların ailelerini aslında bütün yetişkinleri çocukların geleceği konusunda duyarsız oldukları için eleştiriyorum ve onlara çok kızıyorum. Aileler sadece kendi çocuklarının geleceğini iyi bir meslek sahibi olmalarını sağlayarak garantiye aldıklarını sanıyorlar. Oysa gelecekte iklim krizi, şirketlerin tohum hegemonyası ve bu yüzden çıkacak tohum ve su savaşlarında eğitimli eğitimsiz fakir zengin hiç fark etmez bugünün bütün çocukları etkilenecek yaşanan olumsuzluklardan
22 Nisan günü yürüyüş yaparken okulun önünden geçiyordum, okulun bahçesine gidip çocukların erken bayram kutlamalarını izledim. Okul müdürüyle biraz sohbet ettim. Kutlamaları iki güne yaydıklarını bütün öğrencilerin gösteri yapmalarını sağladıklarını söyledi müdür bey. Bu çok güzel bir uygulama. Hepsine teker teker sarılıp doyasıya kucaklayıp bayramlarını kutlamak istedim. Aslında en doğrusu ön sıraların sandalyeler konularak çocuklara bırakılmasıydı
Diğer bir konu ise şu; her 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda epey paralar harcanarak kostümler hazırlanıyor. Bu kostümlerin parasıyla yoksul öğrencilere bayram hediyesi olarak giysiler alınsa çocuklar günlük kıyafetleriyle dans etseler eğlenemezler miydi ?
Bu yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ekonomik krizin gölgesinde kutlandı. Yukarıda anlattığım nedenler dolayısıyla ben bu bayramı kutlayamıyorum. Ayrıca kutlamalar gelenek olduğu üzere bir kalıp üzerinden gerçekleşiyor. Etkinlikler çocukları nasıl mutlu ederiz diye planlanmıyor. Protokol konusu beni senfoni orkestrasının konserinde çok olumsuz etkiledi. Hiçbir anlam veremiyorum. Protokol bence bir insan ayrımcılığıdır. Bazı yerlerde aşırı abartılıyor. Yetkililer bunu tümden kaldırmalıdır. Hadi diyelim en ön sıra ayrıldı çok yetkili kişilere; peki salonun üçte birini ayırmak nedir? Bari çocukların bayramında bunu yapmayın.
Çocuklar geleceğimizdir. Her şeyin en iyisini yaşamaya hakları vardır. Bütün insanların en değerlisidir onlar. Dünyanın bütün çocukları hepimizindir. Çünkü onlar masum ve onlara yaşatılanlardan habersiz onlara sunulan kötü hayatları hak etmeyen en önemli insan topluluğudur.
Dünyadaki bütün çocukları ben doğurdum. Bu yüzden kendi çocuklarımın değil dünyanın bütün çocuklarının annesiyim. Bütün çocuklarım gelecekte aç kalmasın istiyorum. Elimden gelse bir kuş olsam o kurtarmaya çalıştığım yerli tohumları dünyanın her tarafına serpiştirsem her yer Afrika gibi hegemonya altına alınmasa ne iyi olurdu.
Yazımı uluslararası çocuk hakları sözleşmesiyle sonlandırıyor; dünyadaki bütün çocuklara kocaman sarılıyorum. Ve gözlerimi bu dünyaya kapatıncaya kadar onlar için var gücümle çalışacağıma onurum üzerine söz veriyorum. Lütfen Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni okuyun.
Dünyada hiçbir çocuğun aç kalmayacağı, gözyaşı akıtmayacağı, insanca hak ettiği gibi yaşayabileceği güzel insanlık günlerinin gelmesi umuduyla sevgiler….