Herkesin içinde mutlu olmak için belirli koşulların oluşması gerektiği düşüncesi ve buna bağlı olarak sayısız arzuları vardır ama bunlar hep gelecekle ilgilidir. Hep “şu olacak, bu olacak, şuna veya buna sahip olacağım, o zaman mutlu olacağım” diye bir şeyleri arzular insanlar.
Bu koşullanmalar çocukken bireyin zihnine yerleşmiştir. Anın mutluluğunu yakalayamaz insan bu yüzden, çünkü mutlu olmak için hep bir şeylere sahip olması ya da bir şeylerin vuku bulması lazımdır ona göre. Arzu ne ile ilgili olursa olsun her zaman açgözlülük içerir. Ve açgözlülük doymak bilmeyen kör kuyu gibi, arzulananı her elde edişte kişiyi içine biraz daha çekerek insanın insanlığını bitirir, hayvansal düzeye biraz daha yaklaştırır.
Oysaki bebekler mutludur, bir şey istemez. O anı yaşarlar ve coşku dolu olurlar, oyunun tadına vararak… Her şey merak uyandırır onlarda, inceler, oynar, anda kalırlar.
Anda kalınca zaten gelecek geçmiş yoktur ve de kaygı, endişe, arzular olmaz. Minik insan yavruları özüne daha yakındır, henüz koşullanmalarla bozulmamıştır zihinleri, arzulamak nedir bilmezler.
Oysaki koşullanmış zihinlere sahip yetişkinler arzularla dolu bir zihne sahip oldukları için en lezzetli yemeğin bile keyfine varamazlar, çünkü hep geleceği düşünerek daha iyisini hayal ederler, o an yediklerinden de tatmin olmazlar. Yarını düşünürken bugün kaçırılır yani.
Bu durumda anda kalıp anın keyfini çıkarmaya yönelik arzu duymak bu çıkmazdan bizi çıkarabilir. Aksi halde arzusuz olmak da mümkün değildir. Arzusuz olmak için duyulan arzu da bir çıkmaza dönüşebilir. Birey arzularını bastırmaya başlar ve zihni bölünür, bir taraf arzulayan bir taraf ise bastıran zihin olarak.
Arzuları arzusuz olmaya dönüştürmek için Dünya Değişim Akademisi’nde “Anda Kalma Sanatı”, “Açgözlülükten Özgürleşme Sanatı” vb. gibi pek çok Değişim Programları sunuluyor. Bu değişim teknikleri ile birey masum bir bebek gibi anda kalarak coşku içinde hayatına devam eder, anda kalmayı başararak nefes alırken, su içerken bile müthiş bir haz alabilir.
Birey anda kalınca geçmişin yükünden kurtulur, hayali gelecek ile de meşgul olmaz, onun yerine enerjisini ve zamanını şimdiki anda olana ayırır. Anda kalıp sonsuzluğa, zamansızlığa geçit yapabilir. Böylece zamanı bile aşabilir.