Gerçek sevginin varoluşsal bir durum olduğu, bireysel olan ile gerçek sevginin bir ilgisi olmadığı belirtiliyor değişim uzmanlarınca. Gerçekten seven biri sevginin kendisi olur ve her şeyi koşulsuz sever. Onun sevgisi koşullara bağlı olmaz. O zaman kişi varoluşsal düzeyde sever.
Ama insan ebedi varlık olduğunun farkında değilse, kendini bedenle özdeşleştirmişse yani kendini beden olarak görüyorsa o zaman sevginin karşıtı korku olur, sevgi olamaz.
Bebek aslında korku nedir bilmez, küçük çocuklarda korku olmaz. Çevre, toplum çocuğun korkusuz kalmasını sağlarsa, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurabilir. Ama genelde çocuklara her istediğini yaptırmak için ebeveynler onu korkutur, gerçek dışı inançları dayatır. Bu da çocuğu sevgiden uzaklaştırır, ebedi özüne yabancılaştırır. Hâlbuki sevgiyle büyüyen insan, kuşkulanmaz güvenir, tek başınalığın tadını çıkarır, yalnızlık acısı çekmez. Kendi özüne yakın olur, gerçek sevgiyi yaşar.
Toplum çocukları maceraperest olmaya, bilinmeyenin peşinden gitmeye, merakla soru sormaya teşvik ederse onlar hayatı sever ve ilişkilerinde başarılı olurlar çünkü saf sevgiye inanırlar. Saf sevgiye inanmak gerçek inançtır ve dünyayı ancak saf sevgi kurtarabilir. Saf sevgiyi yaşayarak, saf sevgiye inanarak insan ebedi özüne merkezlenebilir ve sağlıklı ilişkiler kurabilir. İnsan böylece varoluşun dostu olduğunu, düşmanı olmadığını anlayabilir, herkesle iletişim kurmaktan korkmaz. Herkes tekâmül ederek varoluşa güvenirse sevgi enerjisi herkesin içinde doğmaya başlar ve birbiriyle sevgi dolu iletişim kurabilir, bu sevgiyi herkesle paylaşabilir.
Bu konuda Dünya Değişim Akademisi “İletişim ve İlişki Kurma Sanatı” değişim programlarını bize öneriyor. Değişim Sanatı programları değişim uzmanları tarafından oluşturulan dinamik programlardır. Her bir program 8 çalışmadan oluşur ve her çalışma 45 dakika sürer. Değişim uzmanı tarafından sunulan programı herkes uygulayabilir.