Deyim yerindeyse komple bir gıda olan çöl hurması “Nakhle” Kur’an’da, övülen doğal ve saf gıdalardan birisi olarak yirmi yerde geçmektedir.
Hurma; palmiyegiller familyasından olup onun dekoratif yapraklı bir türüdür. Palmiyeler gibi tropikal, ılıman ve çöl ikliminin görüldüğü yerlerde yetişir. Kazık ve saçak kök yapısına sahiptir. Birçok ağaca nispeten daha kalın ve dik bir ağaçtır. Boyu yirmi beş metreye kadar uzar. Kesilmiş dallarının kalıntılarıyla kaplı bir ağaçtır. Ağacın pürüzlü gövdesi gri, ağırlıklı olarak da kahverengidir. Çekirdekten de yetiştirilebilir. Ancak daha sıhhatli olması açısından kendi gövdesinden çıkan filizlerden yetişir. Bu yavrular bizzat ağacın gövdesinden çıkarlar ve belli zaman sonra yavru filiz sezaryen yapar gibi ameliyatla alınır, annenin yanına dikilir. Hurmanın gelişimi tepesindeki “gummar” denilen yerden olur. Gummara zarar gelirse ağaç ölür. Hurma ağacı sıcak ve sulu ortamda meyve verebilir; ancak meyve verebilmesi için insan eliyle dölleme yapılması gerekir. Erkek hurma ağacından alınan polenler dişisinin konması gereken yerine konulup sarılır ve böylece döllenme sağlanmış olur. Eğer bu bir sene yapılmaz ise o ağaç meyve vermez. Erkek hurma ağacına fahl (male palm),dişi hurma ağacına ünsa (female palm), erkek hurma ağacının polenlerine ise “tal” denir. Dallar arasında yetişen hurmalar salkım şeklinde olup 8-10 kilogram arasında binlerce hurmadan oluşur. Her ağaçtan ortalama 40-100 kilogram meyve elde edilir. Hurma ağacının meyveleri oluşumundan itibaren şöyle sıralanır: Habahuk, Belah, Busi, Rutab, Temr.
Rutab, yaş hurma diye bildiğimiz hurma; Temr ise kurutup yediğimiz hurmadır. Hurma oluşurken ilk aşamada yenmesi pek tavsiye edilmez. Rutab ve Temr şekline gelince yenmesi önerilir. Meyvesinin ortasında zarımsı kabukla sarılı, tek çekirdek halinde tohumu bulunan çok tatlı, etli ve besleyici bir meyvedir. Her güzel şey gibi hurmayı da elde etmek gayet zahmetlidir. Çünkü hurma ağacı çok nazlı, nazik ve hassas bir ağaçtır. Çocuk gibi bakım ve ihtimam ister. Aynı ruh sahibi varlıklar gibi hassas ve duygusaldır. Hurmanın yetişmesi için iki ana unsur çok önemlidir: Biri sıcaklık diğeri ise sudur. Yani deyim yerinde olursa hurmanın başı cehennemde, kökü cennette olmayı arzu eder. Kısacası suyu, sıcağı ve güneşi sever; soğuktan hoşlanmaz. İki yüze yakın çeşidi anavatanı olan Kuzey Afrika ve Arabistan yarımadasında yetişir. Ülkemizde ise Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde Datça ve Gölköy hurması diye bilinen iki cinsiyle; Trabzon hurması ya da cennet meyvesi denilen cinsi yetişir. Hurma sağlıklı yetişmesi için kuvvetli ve dengeli bir gübrelemeye gereksinim duyar.
Özellikleri insana çok mu çok benzer. Hurma ağacının ömrü de tıpkı insan ömrü gibi ortalama 60-70 sene, en fazla 130 yıldır. En verimli yılları 15-40 yılları arasındadır. Hurma ağacı, insanoğlunun yetiştirdiği en eski bitki çeşitlerinden birisidir. Tam olarak bilinmemekle birlikte sekiz bin yıl önce Babil’in en eski yerlileri Sümerler tarafından Hint Yarımadası’nın batısında yetiştirildiği düşünülmektedir. Aynı zamanda eski Mısır’da hurma olduğu, yapılan arkeolojik kazılar sonunda ortaya çıkartılmıştır.
Mısırlılar hurmaya “funu” ve “emet” ismini vermişlerdir. Eski Mısır’da evlerin tavanlarını hurma dallarıyla süsledikleri ve mezarlarına da süs olarak hurmayı koydukları bilinmektedir. Araştırmalarda MÖ.320 senesine ait bir mezarın içinde mumyalanmış bir cesedin yanında hurma dalları ve çekirdekleri çıkmıştır. Firavunlar döneminde birçok hastalık için hurmaya müracaat edilirdi.
Kur’an, hurmanın varlığından Meryem Suresi’nin 23-25. ayetlerinde bahsetmektedir. Hz. Meryem’e Hz. İsa’yı doğuracağı sırada beslenmesi için sunulan, hurma olmuştur.
Irak’ta çok eski tarihlerde hurmanın yetiştirildiği görülmüştür. Babil ahalisi Keldani ve Asurlular’ın hurmayı çok kullandıklarına yine tarihi kaynaklarda rastlanır.
Tarih kitapları, İspanya ve Portekiz’de tarih öncesinde hurmanın ekilip dikildiğinden bahsetmektedir. Abdurrahman El-Dahl İspanya’ya hurma fidelerini getirip sarayının önüne diktirmiştir. Amerika’ya İspanyollar tarafından 19. yüzyılda getirilmiş ve Meksika civarlarına dikilmiştir.
Dünya hurma üretiminin 32 milyonu Irak’ta,11 milyonu Suudi Arabistan’da,10 milyonu Cezayir’de,10 milyonu İran’da, 8 milyonu Mısır’da, 2 milyonu Tunus’ta,2 milyonu Sudan’da,2 milyonu Hindistan’da,1 milyonu Fas’ta, 300 bini ABD’de,150 bini Meksika’da, 50 bini Filistin’de yetiştirilen ağaçlarla yapılmaktadır. Piyasaya İsrail de girmiştir.
Sekiz bin yılık bilinen bir tarihi olan ve ülkemizde de özellikle Ramazan’da iftar sofralarımızın vazgeçilmez mucize meyvesi hurma; her zaman düzenli tüketilmesi gereken bir yiyecektir. Şeker oranının yüksek olmasına rağmen kilo aldırmayan ve diyetlerde kullanılabilen bir yapıya sahiptir. Suda çözülen lif içeriğinin yüksek olması nedeniyle sindirim sistemi rahatsızlıklarını, kabızlık, gaz ve benzerlerini önlediği, günlük hayatın getirdiği stres ve yoğun temponun verdiği yorgunluğu giderdiği beslenme uzmanlarınca ileri sürülmüştür.
Hurma, meyve olarak çok faydalı bir gıdadır. Hurmada insan hayatının devam ettirilebilmesi için gerekli her şey mevcuttur. Birçok gıdayı yediğimiz halde ancak bir kısmını karşılayabildiğimiz yağ-protein-karbonhidrat-vitamin-mineral ve benzerleri, hurmada tek başına mevcuttur. Bu sebepten insan sadece hurma yiyerek hayatını devam ettirebilir. Başka hiçbir gıdada bu özellik yoktur. Sadece bu bile, hurmanın mucizevi bir meyve olduğunu gösterir. İslam Peygamberi Muhammed döneminde insanlar uzun zaman yiyecek bulamazlardı; sadece hurma yerler ve su içerlerdi. Ama hasta olmazlardı.
Hurma özellikle Arabistan’da yaşayanlar için ayrı bir öneme sahiptir. Hurma için şiirler, şarkılar ve güzel sözler söylenmiştir. Hatta Eylül ayının on beşini hurma günü olarak kabul etmişlerdir. Arap Devletleri Birliği, bu günü ortak bir kararla şenlik günü olarak ilan etmiştir.
Son zamanlarda yerli ve yabancı birçok bilim adamının da ilgisini çeken hurma, bütün ayrıntılarıyla incelenmekte ve ondaki cevher keşfedilmeye çalışılmaktadır. Hurmanın sadece meyve değil aynı zamanda doğal bir ilaç olduğu da anlaşılmıştır. Uzmanlar hurmanın özellikle lif, mineral ve fenol açısından oldukça zengin olduğunu söylemektedir.
Dilimize Farsça’dan geçen hurma, Arapça’da Nakhle olarak bilinir. Yaprağı yere düşmeyen ağaçtır. İnsana benzetilir demiştik; çünkü İnsan da hurma da dik ve geniş gövdelidir. Her ikisi de döllenme yoluyla çoğalır ve meyve verir. İkisi de kafaları kesildiğinde ölür; ikisinin de kalbi kuvvetli bir darbeye maruz kalırsa yaşamları son bulur. İnsanın vücudundaki kıllar ve saçlar gibi hurma ağacında da lifler vardır. İnsanın şiddetle suya ihtiyacı olduğu gibi onun da bol suya ihtiyacı vardır. Ömrü, ortalama insan ömrü kadar, yavrulaması insanın ortalama yavru adedi kadardır. Gençlik ve ihtiyarlık yaşları da insanın yaşlarına benzer.
Hurmanın döllenmesinin ve yavrulamasının aynen insan gibi olması çok ilgi çekicidir. Döllenme olayı kış mevsiminde meydana gelir. Erkek hurma ağacından alınan polenler bir yerde kurutulur. Sonra, dişi hurma ağacının tepesinde bir yarık açılmaya başlar. Bu yarık bölgeye belli oranda tol denen kurutulmuş polenler konulur, üzeri zarar görmeyecek bir şekilde sarılır. Böylece dölleme işi tamamlanır. Yeni filiz oluştuktan sonra kesilir ve dişi ağacın yakınına dikilir. Belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra da annenin yanından alınarak başka bir yere nakledilir.
Hurma ağacının en verimli yılları 15-40 yaşları arasındadır. 60 yaşından sonra artık ya meyve vermez ya da çok az meyve verir hale gelir. İnsana bu kadar benzeyen başka bir canlı yoktur. Bu benzerlik ne kadar ilginç ve şaşırtıcıdır.
İnsanın sağlıklı ve doğru beslenmesinde bu kadar yararlı olan bu meyve, ülkemiz insanına ve gelecek nesillerimize yetecek kadar yetiştirilmelidir. Bu işte öncü üniversitelerimiz olmalıdır; çünkü bugüne kadar yurt dışından yaptığımız kontrolsüz hurma ağacı ithalatı, kırmızı palmiye böceği gibi çok tehlikeli hurma ağacı zararlılarının ülkemizde yayılmasına yol açmıştır. Fark edilmesi oldukça zor olan ve sürekli gözetim gerektiren bu böcek, hurma ağaçları için genellikle ölümcüldür.
Salt kazanç güdülerek kontrolsüz olarak yurda sokulan hastalıklı ağaçlar, sağlıklı hurmalara zarar verdiği gibi ülkemizin birçok şehrinin vitrini ve süsü palmiyelerimiz için de tehdit oluşturuyor. Bu böceklerin yol açtığı hastalıklar nedeniyle gözlerimizin önünde canım palmiyelerimiz, kuruyor; ölüp gidiyor.
Melamet neşveniz bol ve daim olsun…
Işık ve sevgiyle kalın!
Bu hafta da bu: Hurma ağacı
Serhat Gobi
Yorumlar