Değerli okuyucularım merhabalar,

Kısa bir aranın ardından tekrar beraberiz. Başlığı okuyunca bir çoğunuzun şöyle düşüneceğini tahmin ediyorum! Ne alaka “sosyal dayanışma” ile sigortacılık nasıl bağdaşır? Anlatayım.

Öncelikle tüm Dünya’da sigortacılığın nasıl işlediğine bir göz atalım birlikte. Örneklerle anlatmak bana daha anlaşılır geliyor; onun için örneklerle ilerleyelim.

Diyelim sizin eviniz, arabanız, işyeriniz var ve bunları sigorta ettiriyorsunuz. Sigortanın tanımı neydi? “Riskin transferi” yani siz olası risklerinizi sigorta şirketlerine transfer ettiniz, risk gerçekleşirse meydana gelen hasarı sigorta şirketi ödeyecek. Diyelim ki; evinizi, arabanızı, işyerinizi sigortaladınız ve 100.000.- TL prim ödediniz. Evinizin değeri; 5.000.000.- TL; arabanızın değeri, 2.000.000.- TL; İşyerinizin değeri de 10.000.000.- TL olsun. Siz toplamda 17.000.000.- olan riskinizi sigorta şirketine transfer ettiniz ve yastığa başınızı koyduğunuzda rahat uyuyacaksınız; ama sigorta şirketi sizin kadar rahat değil. O da sizden aldığı bu risklerin büyük bir kısmını yurt içinde ve yurt dışındaki başka sigorta şirketlerine devretmek ve üzerinde taşıyabileceği kadar bir risk bırakmak zorunda. Bu işleme sigortacılık literatüründe “reinsurance” denilmekte, yani ikinci sigorta işleminin yapılmış olduğunu ifade etmekte.

Bu işlem sürekli tekrarlanmakta, yani Türkiye’deki sigorta şirketinin riskini alan şirket İngiltere’de olsun, o da üstlendiği risklerin büyük bir kısmını Amerika’ daki sigorta şirketlerine satmakta, Amerika’daki Çin’e Japonya’ya satmakta. Yani sizin riskinizi Dünya üzerindeki tüm sigorta şirketleri paylaşarak almış oluyor. Sizde bir hasar olduğunda ise sistem tersine dönerek, en sondan başlayarak sizin risklerinizi kısmi olarak satın almış, diğer şirketler hasarın kendilerine düşen payını zincirleme olarak öder ve sizin sigortalarınızı yaptırdığınız şirket sizin hasarınızı size öder. Yani sizin hasarınızın çok küçük bir kısmı ilk sigorta şirketiniz tarafından kalan büyük kısmı ise diğer şirketlerden size ödenmiş olur.

Bu sistem Dünya ölçeğinde düşünüldüğünde:

Bir prim havuzu düşünün bütün sigortalılar yaptırdıkları sigortalar dolayısı ile bu havuza prim ödediler, hasar yaşayanlar da bu prim havuzundan hasarlarını tazmin ederler.

Burada hasarı ödeyen sigorta şirketleri değil diğer sigortalılardır.

Benim iddiam şu ki: Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir sigorta şirketi hasar ödemez!!! Hasarı diğer sigortalılar öder, sigorta şirketleri bu işin organizatörüdür.

Binlerce kişi prim havuzuna prim ödedi, mağdur olanlar bu havuzdan mağduriyetlerini giderdiler, bu işin organizasyonunu sigorta şirketleri yaptı.

Hasar mağdurları bu prim havuzundan hasarlarının bedelini alarak, günlük yaşamlarına kaldığı yerden devam ettiler.

Sizce bu en büyük sosyal dayanışma sistemi değil de nedir?

Yanıtlar sizden gelsin.

Hepinize; sağlıklı, başarılı güzel günler dileklerimle saygılar sunarım.