Benim kuşak, yani ‘Sessiz Kuşak’, bir adım öne lütfen.
Soruyorum:
Bizim zamanımızda böyle bir şey var mıydı? ‘Akran Zorbalığı’ denen garabet, ülke sorunu sıralamasında 10’unculuğa oturabilir miydi?
Ergenlik çağının gereği sataşmalar, kavgalar olurdu ama bu, hiçbir zaman darba, kol-bacak kırmaya, paraya el koymaya, silahı alına dayamaya kadar uzanmazdı. Fıtratında kavga olan bu nesil, aile, okul, arkadaşlık, dostluk, terbiye, inanç gibi kavramların yoğrulduğu bir ortamda yetişti.
Bugün bunlardan hangisi kaldı ki?
Akran zorbalığının daha çok eğitim kurumlarında yaşanması da ilginçtir. Arkadaşlık ve dostluğun daha çok pekiştirilmesi gereken bu ortamların gerginliğe ve kavgaya sahne olması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir husus.
Bizim zamanımızda sadece bu işle uğraşan psikolog öğretmenler yoktu. Okul idaresi, veliyi çağırır, gerekli bilgiyi verir, kendisi de bir ceza uygulayacaksa gerekeni yapardı.
Bugün bu konunun bütün ciddiyetiyle ele alınması ve bir devlet politikası haline getirilmesi gerekir. Meclis’teki kavgalar, bu tedbirlerin alınmadığının göstergesidir.
Yarınlarda dünü aramak insanlığı hep mutsuz etmiştir.
Özlemimiz ‘Hızlı adalet’
Adalet sistemimiz, öyle yavaş işliyor ki, 50 yıl devam eden davalar var. Bunun İzmir için en basit örneği Basmane Çukuru ile ilgili davadır.
Osmanlı döneminde kadılar, davayı bir oturumda bitirirlerdi. Mecelle onların eli ayağı idi. Mecelle, hak, hukuk, adalet, örf ve adet, aile, vatanseverlik, kutsallık, eşitlik, vicdan gibi unsurları içeren bir yasalar bütünüydü.
Kadı, tarafları dinler, şahit gerekirse hemen getirilir, dava ‘Şeriye sicili’ denen karara bağlanırdı. Bu karar yazıya dökülür ve saklanırdı.
“Neden benim davam uzuyor?” diyene rastlanmazdı.
Kadılar, kimseden icazet almaz, vicdanlarıyla hareket ederlerdi. Allah korkusu içlerine sinmiş bu adamlar, dışarıda dolaşırken büyük itibar görürlerdi.
Elbette kadılar dönsün demiyoruz. Adalet mekanizmasını ağırlaştırılan sebeplerin ortadan kaldırılmasını istiyor ve bekliyoruz.
Geciken adalet, asla adalet olamaz.
Zaten olmamıştır da…
Youtuber’ların memlekete faydaları (!)
Youtuber fırtınası, neredeyse 10’uncu yılını dolduracak.
Bir nesli bunlar yetiştirdi. Onlara yarım yamalak konuşmayı, küfür etmeyi, özgür yaşamanın erdemini (!) onlar öğretti.
İnanılmaz para kazandılar. “Azla yetinmeyin. Bana bakın. Hep talepçi olun” dediler.
Çeşitli suçlara karıştılar. Madde bağımlısı çıkanlar oldu.
Elhasıl, anne babanın elinden kopardıkları çocukları onlar yoğurdular.
Memlekete faydalarına gelince; onu beceremediler.