Bugün sizi yeraltının derinliklerine, bir mitin kalbine götürmek istiyorum.
Yunan mitolojisinin bereket tanrıçası Demeter’in biricik kızı, güzeller güzeli Persephone, bir bahar günü çayırda çiçek toplamaktadır. Tam gözü pırıl pırıl bir nergise takılıp ona uzandığı anda yer yarılır. Yeraltının karanlık efendisi Hades, ölümsüz atların çektiği altın arabasıyla toprağın derinliklerinden çıkar ve genç kızı kaçırır. Kızını kaybeden Demeter, elinde meşalelerle dünyayı karış karış arar. Tahılın ve hasadın tanrıçası yasa büründükçe tarlalar kurur, tek bir tohum bile filizlenmez, insanlar açlıkla burun buruna gelir. Sonunda tanrıların babası Zeus araya girer ve kızın annesine dönmesine karar verir. Ama kurnaz Hades, Persephone’yi yolcu etmeden önce ağzına bal gibi tatlı bir nar tanesi koymuştur. Yeraltında bir kez yemek yiyen oraya bağlanır: Persephone artık yılın bir kısmını aşağıda geçirecek, annesi ise onun her gidişinde yasa bürünecek ve toprak soğuyacaktır. Yani bu hikâyeye göre kışı getiren, tek bir nar tanesidir.
Persephone’nin yeraltına indiği bu aylarda nar da tezgâhlara iner. Pazarlar kızıl kızıl parlamaya başladıysa, bilin ki mevsim dönmüştür. Eski Yunanlar mevsimleri bir tanrıçanın gidip gelişiyle anlatırken, biz aynı takvimi bugün hâlâ pazar tezgâhlarından okuyoruz.
Her meyvenin ve sebzenin seçiminde incelikler olduğu gibi, nara has incelikler de vardır. Öncelikle iyi narı seçerken dikkat etmeniz gereken birkaç şeyden bahsedeyim. İyi nar ele ağır gelmelidir, çünkü ağırlık suyun göstergesidir. Kabuğu gergin ve parlak olmalıdır. Buruşmuş, kuru görünümlü ya da yumuşamış narlardan uzak duruyoruz. Rengine ise çok aldanmayın, narın rengi olgunluğundan çok çeşidine göre değişir. Hafif köşeli, kenarlı görünen nar, içinin tanelerle dolu olduğunun göstergesidir. Tepedeki taç kısmı kuru olmalıdır, küf ya da yumuşaklık kötüye işarettir. Kabukta hafif bir çatlak olması ise genelde iyice olgunlaşmış bir narı gösterir.
Narı açmak için tepe kısmını kesip kabuğu içteki dilim çizgileri boyunca çizebilir ve elle açabilirsiniz. Ya da ikiye kesip avucunuzun içinde ters tutarak tahta kaşıkla vurabilirsiniz. Benim tavsiyem ise su dolu bir kapta ayıklamanız: Zarlar yüzeye çıkar, taneler dibe çöker. Böylece mutfağın her yerini Tartaros’un işkence odaları gibi kana bulamazsınız.
Ayrıca Türkiye’de narın en sevilen formuna da değinmek isterim. Nar ekşisi sadece nar suyunun kaynatılmasıyla yapılır. Eskiden raftakilerin çoğu glukoz şurubu ve sitrik asit içeren “nar ekşili” soslardı, 2024'ten bu yana bu ürünlerin satışı yasak. Yine de etiketteki ismi ve içindekiler kısmını dikkatle okumanızı tavsiye ederim. Hades’in tatlı narı gibi ucuz ve tatlı olanın cazibesine düşmeyin derim.
Peki narı ne yapacağız? Ayıklayıp kaşık kaşık yemek de çok güzel bir format. Evdeki meyve sunumlarıyla beni büyüleyen güzel Persephone'm ise bunu bir adım öteye taşıyor: bir kâse narın içine bir avuç damla çikolata atıyor, birlikte kaşıkla yiyoruz. Narın ekşisiyle çikolatanın tatlısı birbirini o kadar güzel tamamlıyor ki, deneyin derim. Ama narın tek yenme şekli bu değil. Yemeklerimize ve salatalarımıza inanılmaz bir görsellik katan bu meyve, aynı zamanda çok hoş bir tatlı ekşilik de katıyor. Özellikle kış salatalarında portakalla çok yakıştırdığım bu arkadaşı, etlerin üstüne sumakla birlikte serpebilir, humus, muhammara ve babagannuş gibi mezelerin üstüne de bir “twist” katmak için ekleyebilirsiniz.
Mitteki Persephone, tek bir nar tanesi yüzünden her yıl karanlığa inmeye mahkûm oldu. Neyse ki bizim öyle bir derdimiz yok, bir avuç da yesek yeryüzünde kalmaya devam ediyoruz. Bu hafta pazara uğradığınızda elinizi tezgâhtaki narlara uzatın ve en ağırını seçin. Kış kapıda, ama sofranızın rengini kaybetmesine gerek yok.